Türk polisinin 22 maddelik davranış ilkesi Emniyet Genel Müdürü Kemal Önal'ın imzasıyla genelge haline getirilerek il emniyet müdürlüklerine gönderildi. Çağdaş polisin suçluları yakalamada gösterilen başarıyla değil, halkla ilişkilerin niteliği ve halktan alınan yardım ve desteğin önemiyle ölçüldüğü belirtilen genelgede, "Evrensel anlayış, polisin bir korku kurumu olmaktan çıkarılarak bir güven kurumu haline getirilmesini zorunlu kılıyor" denildi.
Polisin ana hizmet politikasının "Polise, yasalarla verilen güvenliği ve huzuru sağlama görevlerini vatandaşın memnuniyeti ve personelin önemi ve değeri göz önünde bulundurularak, en kısa sürede, en iyi ve en verimli şekilde yerine getirmek" olduğu ifade edilen genelgede, bu politika paralelinde "polise standart davranış modelinin" kazandırılmasında polis-halkla ilişkilerin başarısının önemli olduğu vurgulandı.
DAVRANIŞ İLKELERİ
Genelgede, bireysel ve toplumsal iletişimde polise büyük katkısı olacağı belirtilen "Davranış İlkeleri" ise şöyle sıralandı:
Tarafsız Olmak: Polis, özellikle vatandaşlarımızın karşısında, herhangi bir grubun, fikrin ya da kuruluşun değil, halkın polisi olduğunu davranışlarıyla ortaya koymalıdır.
İnandırıcı olmak: Karşımızdaki kişi veya grup bilgimize sözümüze inanmalı, doğruyu söylediğimizi bilmeli.
Güvenilir olmak: Yaptıklarımızla söylediklerimiz çelişmemelidir. Vatandaş bizleri söylediğini yapan, sözünü tutan biri olarak görmeli ve tanımalıdır.
Sempatik olmak: Karşımızdaki kişi bizi dost olarak görmeli, bize sempati duymalıdır.
Benzerlik Kurmak: Duygu, düşünce ve davranış itibariyle aramızda fark olmadığı hissettirilmelidir.
İlgi göstermek: Başvuru ve iş için gelen insana, işi ile ilgili yol gösterilmelidir. Bunu yaparken ciddi ve saygılı bir biçimde davranılmalıdır.
İşi çabuklaştırmak ve bitirmek: Vatandaşların işleri bir an önce sonuca bağlanmalıdır. Eğer haklı bir sebepten dolayı iş uzayacak olursa, konu uygun bir dille ve gerekçesiyle anlatılmalıdır.
Terbiyeli ve nazik bir dil kullanmak: Vatandaşa karşı her zaman güler yüzlü ve nazik olunmalıdır. Görevimizi gereği ilişkide bulunduğumuz insanlara "Günaydın, iyi akşamlar, iyi günler," gibi standart cümleler ile hitap edilmeli.
Medeni ve ciddi bir tavır takınmak: Kılık kıyafetimizden konuşmamıza hal ve hareketlerimizden çevremizin düzen ve tertibine kadar her durumda ve her yerde örnek davranışlar sergilemeliyiz. Vatandaşlarımıza karşı, "Bayım, bayan, bey amca, hanım teyze, hanımanne, peki kardeşim, hayır canım, peki abi vb." hitaplar kullanmamalıyız. Davranışlarımızla, herkese saygın ve ciddi bir kurumun mensupları olduğumuz göstermeliyiz.
ÖRNEK VE ADİL DAVRANIŞ
Kendimizi tanımak: Halkın can ve mal güvenliğini sağlamak için görev yaptığımızı hiçbir şekilde aklımızdan çıkarmamalıyız. Örnek ve adil davranışlarda bulunmalıyız.
Görev alanımızı tanımak: Görev alanımıza giren meskun mahalleri ve özelliklerini tanımalıyız. Görev alanımızın siyasi, etnik, dini yapılarını öğrenmeliyiz. Sosyal ekonomik öneme haiz kaynakları ve işletmeleri, dernek, lokal, eğlence yerleri ve vakıf gibi yerleri bilmeliyiz.
Görev alanımızdaki halkı tanımak: Halkın geçim kaynaklarını, demografik yapısını (nüfusu, nüfusun cinsiyete göre dağılımı, çalışan nüfus, çocuk ve genç nüfus, eğitim, iş durumu) yaşama biçimlerini, değer yargılarını ve hassas yönlerini iyi tespit etmeliyiz.
Vatandaşların fikir ve düşüncelerini sormalıyız. Emniyet personelinin nasıl davranması gerektiği, iş ve hizmetlerin nasıl verilmesi gerektiği konusunda vatandaşların fikirlerini almalıyız. Onlara değer verdiğimizi hissettirmeliyiz.
Bölgemizdeki vatandaşların, gelenek, alışkanlık ve değerlerine saygı göstermeliyiz. Zaaflarını anlayışla karşılamalıyız. Ancak yapay davranışlardan kaçınmalıyız. Doğal halimizle içten ve samimi konuşmalıyız. Ses tonumuzu iyi ayarlamalıyız. Sesimiz, jest ve mimiklerimiz, anlattığımız olaya uygun ve doğal olmalı. Toplantılarda polise yakın kimselerin yanı sıra tarafsız ya da yakın olmayan kişilerin de bulunmasına dikkat etmeliyiz. Bu kişileri ortamda tahrik edici tutum ve davranışlardan kaçınmalıyız. Sorunları sükunet ve hoşgörüyle dinlemeliyiz.
Halkın sevincinde, kederinde ve felaket günlerinde yanlarında olduğumuzu gösterecek her fırsatı değerlendirmeliyiz.
Cenazelerinin kaldırılmasında ve gömülmesinde yardımcı olmalıyız. Bayram günleri ziyaretlerde bulunmalıyız. El öpen çocuklara küçük hediyeler vermeliyiz. Teşkilat adına fakir bir iki çocuk veya aileye yardım etmeliyiz.
Şehit olmuş meslektaşlarımız için mevlit okutmalı ve vatandaşlarında iştirak etmelerini sağlamalıyız.
Ramazan aylnda davet edildiğimiz iftar yemeklerine katılmalıyız. Ayrıca, biz de gösterişe kaçmamak şartıyla iftar yemekleri düzenleyerek mümkün olacak derecede fazla kişiyi çağırmaya gayret etmeliyiz. Bu tür gün ve sosyal ortamların iyi birer fırsat olduğunu bilerek birlik ve beraberlik, kardeşlik ve teşkilata ilişkin kısa ama etkili konuşmalar yapmalıyız. Kan davası gibi nedenlerle birbirine küs olan aile, aşiret varsa bunları törenler düzenleyerek barıştırmalıyız.
YANLIŞLIKLA VERİLEN ZARARI ÖDEMELİYİZ
Vatandaşın malına zarar vermemek: Yanlışlıkla verilen zararı ödemeliyiz. Sert ve düzensiz bir şekilde arama yapmamalıyız. Kadınlarave yaşlılara davranışımızda ölçülü olmalıyız. Kadınların, kadın polisler tarafından aranmalarını sağlamalıyız. Kadın polis olmadığı zaman hemşire, bayan öğretmen veya güvenebileceğimiz bayanlardan yararlanmalıyız. Bina ve ev aramalarında ev sahibi, muhtar, aza veya güvenilir bir kişinin bulunmasına özen göstermeliyiz. Tutanaklarda onların da imzasını bulundurmalıyız.
Kesin kanıt bulmak: Suçlu olduğu bilinen (ya da tahmin edilen) ancak kesin kanıt olmadığı için tutuklanamayan kişileri kontrol altında tutmalıyız. Hakkında dosyayı sağlam düzenlemeliyiz.
Yol gösterici olmak: Bizden yardım isteyen kim olursa olsun yardımcı ve yol gösterici olmalıyız.
İnsana değer vermek: Suçu ne olursa olsun insana sadece insan olduğu için değer vermeliyiz. Suçun kontrolünde insan haklarının korunmasına riayet etmeliyiz.
Bütün suçları önemsemek: Suçun türü ne olursa olsun büyük küçük demeden ilgilenmeliyiz.
İnsanları potansiyel suçlu görmemek: İnsanlara potansiyel suçlu gözüyle bakmamalıyız. Davranışlarımızla bunları ispatlamalıyız. Sağlıklı bir şüphe halinde de emniyeti elden bırakmamalıyız.
Sorunların çözümü olduğuna inandırmak: Başvuruda bulunanlara "Yapabileceğimiz fazla bir şey yok" dememeliyiz, durumları için mutlaka bir şeylerin yapılabileceğine onları inandırmalıyız.
Yardım teklif etmek: Gerekli gördüğümüz konularda halka ifinde bulunmayı ihmal etmemeliyiz.
Selamlamaya önem vermek: Dostça ilişkiler kurmalıyız. Mümkünse herkesin elini sıkmalıyız. Yaşlılar ile ilişkilerimizde mutlaka onların hal ve hatırını sormalıyız.
Gençler ile iyi ilişkiler kurmak: Onlara içtenlikle yaklaşarak problemleri ile ilgilenip destek olmaya çalışmalıyız. Özellikle üniversite ve liseli gençlerle kurulacak diyaloglara itina göstermeliyiz. Lise ve üniversite gençliğine olumsuz davranmanın, terör örgütlerinin propagandalarına malzeme olacağını aklımızdan çıkarmamalıyız.
Genelgenin sonunda "Polisin Davranış İlkeleri"nin bireysel ve kurum kültürü olarak kabul edilip uygulanmasının uzun vadede de "toplumsal barış ve huzura" büyük katkısı olacağı kaydedildi. Genelgenin her kademedeki görevli personel tarafından öğrenilip, öğretilmesi ve uygulanılması istenilerek, gerekirse bu konularda eğitim programları ve kitapçıklar hazırlanması talimatı verildi.