Başsavcı Kanadoğlu'nun 14 sayfadan oluşan iddianamesi bugün Anayasa Mahkemesi'ne verildi. İddianamede, Hak ve Özgürlükler Partisi'nin tüzük ve programında, "devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı hükümler" bulunduğu belirtildi.
Başsavcılık görevine seçildikten sonra ilk kez bir partinin kapatılması istemiyle dava açan Kanadoğlu'nun iddianamesinde, siyasi partilerin demokratik siyasi yaşamın vazgeçilmez öğeleri olmaları ile devlet örgütü ve kamu hizmetleriyle yoğun ilişki içinde bulunmalarının, onların her istediklerini yapabilecekleri anlamına gelmediği vurgulandı.
Hak ve Özgürlükler Partisi'nin tüzük ve programına ayrıntılı olarak yer verilen iddianamede, davalı siyasi partinin kapatılma nedeni olarak dayanılan Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası'nın (SPY) ilgili maddeleri anlatıldı.
İddianamede, partinin tüzüğündeki amacında, "ekçi, otoriter devlet yapısında ısrar eden" Türkiye'yi "adem-i merkeziyetçi tarzda yeniden yapılandırma" ve "Kürt sorununu hak eşitliği temelinde toplumsal uzlaşma ile çözme" hedeflerinin, Anayasa'ya uygunluğu sorununun, Anayasa'nın "devleti ve ülkesiyle bölünmez bütünlüğü" ilkesinin anayasal düzen içindeki yeri ile yakından ilgili olduğu belirtildi.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ve bunu pekiştiren ortak dil, kültür, eğitim ve Türk milliyetçiliği kavramlarının hukuksal ve siyasal olduğu kadar, tarihsel ve sosyal gerçeklere dayandığına dikkat çekilen iddianamede, şöyle denildi:
"SPY'nin ilgili maddelerinde, demokratik devlet düzeninin korunmasına ilişkin yasalar kapsamında 'bölünmez bütünlük' esasının değiştirilmesi yasaklanmaktadır. Aynı madde çerçevesinde 'dil, ırk, renk, din ve mezhep ayrımı yaratmak ve sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayalı bir devlet düzeni kurmak' da yasaklanmıştır. Siyasi partilerin, 'devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğü' yanında, devlet dilinin Türkçe olduğuna dair Anayasa kuralını da değiştirme amacı güdemeyecekleri ve bu yolda faaliyette bulunamayacakları, yasada açıkça belirtilmiştir. SPY'nin ilgili maddesinde, siyasi partilerin bölge ve ırk esasına dayandırılamayacaklrı belirtilmektedir. Buna göre, siyasi partiler, belirli bir ırka, etnik kökene mensup olanların partisi olduklarını iddia edemezler."
KÜRT SORUNU, ÇÖZÜLMESİ GEREKEN ACİL HEDEF
Hak ve Özgürlükler Partisi'nin, "Kürt sorununun" çözümüne, parti tüzüğünün amaç maddesinde ve programının merkezinde yer verdiği belirtilen iddianamede, partinin amacında, "Kürt sorununun" çözümünün, parti tarafından "acil hedef" olarak benimsendiğinin belirtildiği kaydedildi.
İddianamede, parti tüzüğünde ve programında "Kürt sorunu"nun, "Türkiye'nin temel sorunu" olarak tanımlandığı belirtilerek, "Bu anlayış, 'Türkler ve Kürtler' ayrımını, 'ayrı bir Kürt ulusunun varlığı'nın kabul edilerek, vatandaşlık bilinç ve beraberliğini temel alan ulus kavramının reddini içermektedir" denildi.
İddianamede, davalı partinin tüzük ve programında 'Türkler ve Kürtler' biçiminde ayrım yapılması, ulus bütünlüğü içinde, etnik kimliği olan, sorunları yadsınan ve baskı altında bulunan bir Kürt ulusunun bulunduğunun ileri sürülmesinin, SPY'nin "Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ve siyasi partilerin ırk esasına dayanamayacakları" ilkelerine aykırı olduğu kaydedildi.
Davalı partinin programında devletin demokratikleşmesi, politik, yönetsel demokratik katılımın ve çoğulculuğun sağlanabilmesi, hizmetin hızlandırılması için öncelikle merkezi devletin yerel yönetimler üzerindeki vesayetinin kaldırılacağı, merkezi idare küçülürken yerel yönetimlerin kendi alanlarında daha çok söz sahibi olacağının belirtildiği ifade edilen iddianamede, "Davalı partinin bu görüş ve hedefleri 'Kürt sorununun' çözümü için bir çare olarak öngördüğü ve gerçekleştirmeyi misyon olarak benimsediği idari ademi merkeziyetçi sistem çerçevesinde, devletin idari bölgeler şeklinde yapılandırılması biçiminde belirtilen amaç ile birlikte düşünülmelidir" denildi.
AMAÇ, 'KÜRT SORUNUNU' UZLAŞI İLE ÇÖZMEK
Devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğü kuralının, azınlık yaratılmamasını, bölgecilik ve ırkçılık yapılmamasını ve eşitlik ilkesinin korunmasını içerdiğine dikkat çekilen iddianamede, Anayasa'nın özerk bölge, özerk yönetim birimi ya da federasyon gibi yapılanmalara bilinçli olarak yer vermediği kaydedildi. İddianamede, şöyle devam edildi:
"Parti tüzüğünde partinin amacı bölümünde 'Kürt sorununu hak eşitliği temelinde toplumsal uzlaşma ile çözmek' parti programının 'Türkiye değişmek zorundadır' başlıklı bölümünde, 'Türkiye hükümetlerinin Kıbrıs, Bulgaristan, Yunanistan, Kosova ve benzeri ülkelerde bulunan azınlıklar/topluluklar için savunduğu tezleri, Türkiye'de yaşayan Kürtler için de istemesi durumunda, sorunun çözümü yoluna gireceği inancındadır' biçimindeki değerlendirmeler ile parti programının diğer bölümlerindeki düzenlemeler, farklı ulus ve ulusal azınlıkların varlıklarının kabul edildiklerinin istendiğini göstermektedir. Bunlar birlikte ele alındığında, Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde milli veya dini, kültür veya mezhep veya ırk veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunun söylendiği, Türk dilinden veya kültüründen başka dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak yoluyla azınlıklar yaratarak ulus bütünlüğünün bozulması amacının güdüldüğü anlaşılmaktadır."
İddianamenin sonuç bölümünde, davalı partinin tüzük ve programının bazı bölümlerinin Anayasa'nın başlangıç, "cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2., "devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti"ni belirten 3., "temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmaması"nı hükme bağlayan 14., "parti kurma" esaslarını içeren 68. maddelerine ve Siyasi Partiler Yasası'nın "siyasi partilerle ilgili yasaklar"ı belirleyen 78. maddesinin (a) ve (b) bentlerine, "devletin tekliği ilkesinin korunması" başlıklı 80. maddesine, "azınlık yaratılmasının önlenmesi"ni içeren 81. maddesinin (a) ve (b) bentlerine aykırı olduğundan, partinin kapatılmasına karar verilmesi istendi.
Hak ve Özgürlükler Partisi, 11 Şubat 2002 tarihinde Abdülmelik Fırat'ın genel başkanlığında kurulmuştu.