|
Sedat ERGİN / ANKARA
Kılınç Paşa tartışma yaratan konuşmasını Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu'nun bilgisi dahilinde mi yaptı. Fırtına Paşa'nın eleştirdiği kişi Kılınç Paşa mıydı. Fırtına Paşa ve Genelkurmay ‘Bir arkadaş’ olayını neden düzeltmedi. Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu bu konuşmadan sonra Kılınç Paşa ile hiç görüştü mü. Org. Kıvrıkoğlu, Kılınç Paşa'nın bu konuşmasından hoşnut muydu değil miydi. Kılınç Paşa'nın gerçek sicil amiri Genelkurmay mı.
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç'ın çıkışı, Türk kamuoyunda son yılların en hararetli tartışmalarından birine yol açarken, kamuoyunda da pek çok sorunun cevabı merakla bekleniyor.
Kılınç Paşa'nın yakın çevresiyle yaptığı sohbetlerden ve Genelkurmay çevrelerindeki konuşmalardan elde ettiğimiz bilgiler şunlar:
Önce, ‘‘balans ayarı’’ tartışmasıyla başlayalım.
Org. Kılınç, panelde perşembe günü konuştu. Ertesi günü toplantının ev sahibi Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına'nın oturumda ‘‘bir arkadaşın aktifliğini gösterdiği, ancak rolünü unuttuğu’’ şeklindeki sözleri, ordunun ‘‘balans ayarı’’ gibi algılandı.
FIRTINA PAŞA, KILINÇ PAŞA'YI KASTETMEDİ
Fırtına Paşa, Kılınç Paşa'yı mı kastetmişti?
İlk bakışta bu izlenim doğdu. Ancak Fırtına Paşa'nın konuşmasının tam metnine bakılınca durum biraz farklı görünüyor:
‘‘Çok önemli olduğu için başta kendi çalışma arkadaşlarıma hatırlatarak söylüyorum. Bu çalışmada rolleri ayırmıştım. Bu, sizlerin çalışmanın ana yüküne konuşmacı ve katılımcılar olarak katıldığı, Harp Akademileri'nin ise zihinsel olarak aktif katıldığı bir çalışma. Ancak bir arkadaşım, teşekkür ederim, aktifliğini gösterdi, ancak rolünü unuttu.’’
Org. Fırtına'nın burada ‘‘çalışma arkadaşım’’ diye söz ettiği kişi, Harp Akademisi'nin kurmay öğrencilerinden biriymiş. Komutan, maiyetindeki bu kurmay subayın toplantıda yaptığı konuşmada ‘‘Türkiye'nin bugünkü ekonomik durumu ile hiçbir yere varamayacağı’’ şeklinde biraz tepkisel sözlerine cevap vermiş. Zaten askerlerin çok önem verdiği kıdem durumuna bakınca, aksini düşünmek de biraz zor. Çünkü Kılınç, orgenerallikte Fırtına'dan iki yıl kıdemli.
FIRTINA PAŞA NEDEN DÜZELTME YAPMADI
Kılınç 1999'da, Fırtına ise geçen ağustos ayında orgeneral oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde bir subayın kendisinden kıdemli bir komutandan açık bir toplantıda ‘‘arkadaşım’’ diye söz etmesi, teamüle ve TSK'nın disiplin anlayışına aykırı.
Evet Fırtına, Kılınç'ı kastetmedi. Ancak sözlerinin bazı gazetelere ‘‘balans ayarı’’ şeklinde yansıması karşısında basına bir düzeltme yapma yoluna da gitmedi. Ne var ki, bir başka nokta daha dikkati çekti. Genelkurmay da bir düzeltme yapmadı. Merak edilen sorulardan biri de Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun bu konuda ne düşündüğü, Kılınç Paşa'yı arayıp izahat isteyip istemediğiydi.
KIVRIKOĞLU KILINÇ PAŞAYI ARADI MI
Genelkurmay Başkanı'nın ortaya çıkan karışıklıktan hoşnut olmadığını tahmin etmek hiç de güç değil. Aldığımız bilgilere göre, Org. Kıvrıkoğlu ile Org. Kılınç arasında dün akşam saatlerine kadar herhangi bir görüşme de olmamış. Başbakan Ecevit ile de herhangi bir görüşme yapılmamış.
KILINÇ PAŞA KIVRIKOĞLU'NUN BİLGİSİ DAHİLİNDE Mİ KONUŞTU
Org. Kılınç'ın toplantıda Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu'un bilgisi dahilinde hareket ettiği, dolayısıyla Genelkurmay'ın Kılınç üzerinden mesajını verdiği şeklindeki değerlendirmeler kesinlikle doğru değil.
Org. Kılınç'ın müdahalesi hiçbir şekilde Genelkurmay karargahı ile koordine edilmemiş. Org. Kılınç, tümüyle şahsi düşüncelerini aktarmak üzere söz aldı, akademik bir tartışmada bulunduğu için görüşlerini seslendirmekte bir sakınca görmedi. Ayrıca Org. Kılınç'ın sicil amiri Genelkurmay Başkanı değil. MGK Genel Sekreteri, Başbakan'a bağlı çalışıyor. Org. Kılınç'ın sicilini Başbakan Ecevit veriyor.
VERMEK İSTEDİĞİ MESAJ YA AB BİZİ ALMAZSA
Org, Kılınç'ın, AB tam üyeliğine karşı çıkmak gibi bir niyet taşımadığı anlaşılıyor. Peki, vermek istediği mesaj neydi?
Öğrenildiğine göre, Kılınç Paşa yakın çevresine düşüncesini şöyle aktarmış:
‘‘Türkiye Cumhuriyeti'nin doğrultusu Avrupa'dır. Bunun aksi düşünülemez. Türkiye, zaten 1952'de NATO'ya girdiğinden bu yana Avrupa'nın bir parçasıdır. Tam üyelik Türkiye için bir jeopolitik zorunluluktur. Ancak yine de tam üyeliğe kabul edilmediğini varsayalım. Bu durumda, Türkiye AB'nın dışında, Avrupa'nın periferisinde, yani çevresinde kalmış olur. Türkiye'nin periferide kalması demek, ekonomik olarak arzuladığı refah düzeyine gelememesi, ekonomik olarak Avrupa'nın gerisinde kalması demektir. Bu durumda yapmamız gereken, refah düzeyimizi arttırmak, zenginleşmek için hangi ülkelerle ekonomik ilişkilerimizi geliştireceğimiz sorusuna yanıt aramaktır.’’
KONUŞMAMDA ‘‘MÜMKÜNSE İRAN’’ DEDİM
Sıkıntı, galiba Org. Kılınç'ın özünde makul olan bu düşünceyi ifade ederken, özellikle İran'dan söz etmiş olmasından kaynaklanıyor.
Kılınç Paşa, bu konuyu da dertleştiği arkadaşlarına şöyle anlatıyor:
‘‘Ben, İran'la ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini kastetmiştim. Ayrıca, sözüme başlarken mümkünse İran diyerek, ihtiyatli bir dil kullanmıştım. Ama basındaki değerlendirmelerde benim bu ihtiyatlı yaklaşımım dikkate alınmadı.’’
Ancak, kastı farklı olsa da, konuşması sırasında Org. Kılınç'ın ‘‘ekonomik ilişkiler’’ diye bir sınırlama getirmemesi ve genel bir ifade tarzı seçmesi, kaçınılmaz olarak konuşmanın farklı algılanmasına yol açtı. Org.Kılınç'ın kamuoyundaki tepkilerin büyüklüğüne şaşırdığı, bunu garipsediği anlaşılıyor.
MASASINDA ÇOK SAYIDA DESTEK MESAJI DA VAR
Gelgelelim, makamında vatandaşlardan kendisine gönderilen azımsanmayacak sayıda destek mesajı da var. Bu da, sözlerinin toplumun bir bölümü tarafından desteklendiğini gösteriyor. |