13/03/2002 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Anasayfa
13.03.2002
82 gün haksız yere cezaevinde yattı
 

Ali DAĞLAR / İSTANBUL

Irza geçme suçlamasıyla yaklaşık 3 ay cezaevinde yatan Recep Dublacı'yı, Kriminal Laboratuvarı'nın olay yerinde elde edilen meniyle ilgili verdiği DNA raporu kurtardı.

Ancak Recep Dublacı, mağdure tarafından önce cinsel organından teşhis edilerek cezaevine gönderilmişti. Bir ay geçtikten sonra mahkemeye ulaşan raporda meninin sanık Dublacı'ya değil meçhul bir saldırgana ait olduğu anlaşıldı. Bu süre içinde hakkında TCK 416/1 ve 62 maddeleri uyarınca 6 yıl 2 aya kadar hapis istemiyle dava açılan Dublacı'nın tahliye için yaklaşık 1,5 ay daha beklemesi gerekti.

Irza geçmeye tam teşebbüs iddiasıyla 82 gün önce tutuklanan sanık Recep Dublacı'yı, polis kriminal laboratuvarının 'DNA raporu' kurtardı. Olay yerinde ve mağdurun elbisesi üzerinde bulunan meni örneklerini inceleyen uzmanlar, bunların 28 yaşındaki mağdur İ.T.'nin 'cinsel organdan' teşhisi üzerine tutuklanan Dublacı'ya ait olmadığını, asıl suçlunun halen elini kolunu sallayarak aramızda dolaştığını ortaya çıkarmıştı.

Dublacı'nın bu rapora rağmen tahliye için tam 25 gün beklemesi gerekti. Mahkeme Dublacı'yı DNA raporunu da dikkate alarak mağdurun katılmadığı ilk duruşmada tahliye etti. Dublacı ilk sorgusunda ‘‘Cinsel organdan teşhis mi olur efendim’’ diyerek, 82 gün haksız yere cezaevinde yattığını söyledi.

İ.T. OLAYI ANLATIYOR

İstanbul I. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan bir dava, gelişmiş ülkelerde ceza yargılamasının temel unsurlarından biri haline gelen tıbbi detektifliğin, artık bizim ülkemizde de soruşturmanın gidişatını temelden etkileyecek ya da değiştirecek bulgulara ulaştığını ortaya çıkardı. Mağdur teşhisiyle yaklaşık 3 ay cezaevinde yatan bir ırza geçmeye tam teşebbüs sanığını, olay yerinde elde edilen meniye ait İstanbul Emniyet Kriminal Laboratuvarı'nın DNA raporu kurtardı. Türk yargısında da ‘‘zanlıdan delile değil, delilden zanlıya ulaşma’’ evrensel hukuk normuna geçiş olarak değerlendirilen olay şöyle gelişti:

Evine gitmek için 15 Aralık 2001 günü akşam 19:30 sularında patika yoldan Esentepe üst geçidine çıkmak isteyen 28 yaşındaki mağdure İ.T., karanlıkta arkasından başına sert bir cisimle darbe alarak yere düşürüldü. İ.T. olay anını polis ve savcılık ifadelerinde şöyle anlattı:

‘‘Arkamdan kafama taşla vurulunca sersemledim. Kendime geldiğimde patika yoldan biraz öteye çalılıkların arasına sürüklendiğimi anladım. 40-45 yaşlarında gür bıyıklı birisi elbiselerimi çıkarmaya çalışıyor, göğsüme bastırarak kıpırdamamı önlüyordu. Çok korktum. Kendisine 'beni öldürme, istediğini yaparım' deyince 'tamam seni öldürmeyeceğim' dedi. Bu sırada saldırganın cinsel organını gördüm. Tecavüz başlamadan erken boşaldı. Irzıma geçemedi. Ben de o aradaki dalgınlığından faydalanıp kaçmaya başladım. Üst geçide çıkıp yoldan geçenlerden yardım istedim. Yarı soyunuk vaziyetteydim. Çevredekilerden biri üzerime örtmem için paltosunu verdi. Karakola gittik. Olayı bildirdim. Giysilerimin bir bölümüyle içinde cep telefonum ve 10 milyon liranın bulunduğu çantam olay yerinde kaldı. Çantam bulunamadı.’’

C
İNSEL ORGANDAN TEŞHİS

Adli Tabipliğin 'kırık ve ekimoz yok' diyerek 7 gün işgöremez raporu verdiği mağdure İ.T.'nin ihbarından hemen sonra, üst geçit çevresinde şüpheli görülen 4 kişi gözaltına alınarak teşhis için yüzleştirildi. İddiaya göre İ.T., üst geçidin altında yaşayan bimekan Recep Dublacı'yı kendi isteği üzerine cinsel organları polis talimatıyla açılan 4 zanlının arasında ‘‘Saldırganın cinsel organı küçüktü. O kişi bu kişi’’ diyerek teşhis etti.

Sorgulanan Dublacı suçlamayı reddederek polisin kendisini gözaltına aldığı sırada, bir süredir mekan tuttuğu üst geçidin altında çay demlediğini ve içmeye hazırlandığını belirterek ‘‘Kesinlikle suçlu değilim. Suçlu olsam olay yerini terk etmem gerekmez mi? Ben kimseye tecavüz etmedim. Benim gibi koyu renk elbise giyen kumral biri daha vardı, şikayetçi bayan onun yerine beni işaret etti. Anlayamadım’’ dedi. Dublacı tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Uzman polislerin olay yerinde sıcağı sıcağına yaptıkları inceleme sonunda elde ettikleri mağdura ait kanlı ve meni lekeli çamaşırlarla, bir ağaç yaprağı üzerinde bulunan meni örnekleri kriminal laboratuvarında incelemeye alındı. 1 ay sonra mahkemeye ulaşan raporda meninin sanık Dublacı'ya değil meçhul bir saldırgana ait olduğu anlaşıldı. Bu süre içinde hakkında TCK 416/1 ve 62 maddeleri uyarınca 6 yıl 2 aya kadar hapis istemiyle dava açılan Dublacı'nın tahliye için yaklaşık 1,5 ay daha beklemesi gerekti.

GEÇ GELEN TAHLİYE

Sanık Dublacı'nın tutuklandığı 16 Aralık 2002 gününden tam 82 gün sonra görülen ilk duruşmaya mağdure gelmedi. İlk sorgusu yapılan Dublacı, suçlamayı bir kez daha reddederek ‘‘Polis beni gözaltına alıp hastaneye götürdü. Bayan burada beni önce teşhis edemedi. Cinsel organdan teşhis mi olur efendim? Aylardır cezaevinde boşu boşuna yatıyorum. Beraatimi istiyorum’’ dedi.

Cumhuriyet Savcısı da mahkemede okunan kriminal laboratuvarının hazırladığı rapor doğrultusunda tahliye istedi. Mahkeme Savcının görüşü doğrultusunda ve raporu gözönüne alarak Dublacı'nın ileride daha fazla mağduriyetine mahal vermemek için tahliyesine karar verdi. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com