|
FRANSA ne zamandır başkanlık seçimleriyle yatıp kalkıyor.
Seçimler iki turda yapılıyor. İlk tur 21 Nisan'da, ikincisi 5 Mayıs'ta.
En güçlü iki aday, tahmin edebileceğiniz gibi Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile Başbakan Lionel Jospin.
Okuduklarıma bakılırsa Fransız seçmen durumdan hiç hoşnut değil.
Bizim de yakından bildiğimiz şu meşhur ‘‘neden etrafta başka lider yok’’ sıkıntısı yakalarına yapışmış.
Kamuoyu yoklamalarında kimi zaman Chirac önde, kimi zaman Jospin.
Aralarında üç, dört puanlık bir fark var.
Jospin daha mahçup.
Seçim alanında nutuk atmaktansa, görüşlerini ‘‘Cevap Verme Zamanı’’ adındaki kitabında açıklıyor.
Kitap seçim kampanyasının en kızıştığı bir sırada piyasada.
Türkiye'de de best-seller olan ‘‘Aşkın Ömrü Üç yıldır’’ kitabının yazarı Frederic Beigbeder her iki adaya da ateş püskürüyor.
‘‘Fransa, seçmenlerin halen iktidarda olan iki politikacı arasında seçim yapmak zorunda olduğu dünyadaki tek demokratik ülke’’ diyor.
Hafızamı yokluyorum. Gerçekten öyle mi?
Yazar, 1995 yılında Chirac'a oy vermiş.
‘‘Toplumsal çatlak ile ilgileneceğini vaad eden bir sahtekára oyumu kaptırdım. Artık ona asla güvenmem.’’
Peki Beigbeder'in o pek kıymetli oyu kime gidecek?
Sıkı durun... Yazar olarak, para üzerine kurulu reklam dünyasını anlattığı ‘‘3.900 TL’’ kitabıyla ünlenen Frederic Beigbeder'in oyu, ‘‘Robin Hood'un son temsilcisi’’ diye tanımladığı Komünist Partisi lideri Robert Hue'ya.
Nedeni şöyle açıklıyor: ‘‘Şu tuhaf sakallı adam hálá insanın her türlü politikanın merkezine oturtulmasına inanıyor.’’
‘‘Üstelik Fransız Komünist Partisi, Stalin konusunda günah çıkarttı, öz eleştiri yaptı’’ diyen yazar ‘‘Bana gülünç bir ütopist gözüyle bakabilirsiniz olarak tanımlayabilirsiniz ama oyumu komünist Hue'ye vereceğim..’’
Beigbeder'in sözleri nedense aklıma, Habertürk'te izlediğim ODTÜ'lü gençlerle ilgili programı getirdi.
Hani şu üniversitedeki Mcdonald's'a kepenk indirtmekle övünen, Kemal Derviş'in konuşmasını kesen o TKP'li gençler.
Küba'daki sistemi savunurken zaman, zaman abartmış olabilirler ama onlar henüz 20 yaşlarında gencecik, idealist insanlar...
Ayrıca tutarlı bulduğum görüşlerinin pek çoğuna da katılıyorum.
Benim esas takıldığım, gençlerin karşısında ‘‘sizi gidi komünistler’’ diye tempo tutan, neyi, neden savunduğu anlaşılmayan Habertürk ekibiydi...
Avrupalı kadın parlamenterler İstabul'a geliyor
İSTANBUL önümüzdeki 22-23 Mart günleri önemli bir toplantıya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Merkezi Strasburg'da olan Uluslararası Demokrasi Enstitüsü ve KADER'in (Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği) Pera Palas'ta ortaklaşa düzenledikleri toplantı Güney Avrupalı kadın parlamenterleri biraraya getirecek.
Toplantının konusu ‘‘Çatışmaların Önlenmesinde ve Çözümünde Kadınların Rolü’
Dünyada halen süregelmekte olan çatışmalara pek de uzak bir noktada olmayan İstanbul'daki toplantı umarım verimli geçer.
Karayalçın, Gonzalez'ten esinlenmiş
İŞADAMI Şarık Tara'nın yemekli fikir toplantılarının önceki geceki konuğu eski Ankara Belediye Başkanı, eski SHP Genel başkanı ve eski Başbakan yardımcısı Murat Karayalçın'dı.
Konuşmasında solda yeni bir parti kuracağının işaretini veren Karayalçın, Avrupa Birliği vizyonuna da değiniyor.
AB konusunda, eski İspanya Başbakanı Felipe Gonzalez'ın 21. Sosyalist Enternasyonel'de sunduğu raporu kendilerine örnek aldıklarını söylüyor.
Gonzalez, bu raporda, AB'yi küreselleşmenin bir enstrümanı olarak değil koruyucu kalkanı olarak gördüğünü söylemiş. İkinci önemli nokta, ulus devletin yetkilerinin önemli bölümünü yerel yönetimlere devretmesi gerektiğinin üzerinde durmuş. ‘‘İyi yönetişim’’ sürecinin ancak bu durumda ortaya çıktığını vurgulamış.
Karayalçın, ‘‘AB vizyonumuz, Gonzalez'ın sözünü ettiğim raporu doğrultusunda’’ diyor. |