|
Normal beslenen (sebze değil et ağırlıklı) ve kanlarındaki homocysteine oranı yüksek olan kişilerin Alzheimer’a yakalanma olasığı iki kat fazla.
The New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, normal beslenen ve kanlarındaki homocysteine oranı yüksek olan kişilerin Alzheimer’a (yaşlılık-unutkanlık hastalığı) yakalanma olasığı iki kat fazla. Araştırma, kalp ve damar hastalıklarıyla şeker hastalığının da bir ölçüde beslenmeden kaynaklanabileceğini ve bu nedenle de önlenebileceğini düşündürüyor.
Araştırma Boston ve Tufts üniversitelerinde yapıldı
Sebze ve meyve yoksa
Homocysteine, bir amino asit, yani proteinlerin yapı taşı. Hayvansal protein ağırlıklı, sebze ve meyvenin daha az yer tuttuğu bir beslenme düzeni, kandaki homocysteine miktarını artırıyor. Meyve ve sebzelerdeki B vitaminleri, folik asit ve B6 ve B12 vitaminleri, homocysteine’in zararsız başka amino asitlere çevrilmesine yardımcı oluyor. Kolesterol gibi, homocysteine de kalp hastalıklarına ve inmeye yol açabiliyor. Bugün araştırmacılar B vitamininin Alzheimer hastalarına iyi gelip gelmeyeceğini araştırıyor.
Amerika’da 4 milyon Alzheimer hastası, iki milyon da zihinsel işlevleri çeşitli ölçülerde gerilemiş insan var.
Araştırma, kandaki homocysteine oranlarıyla Alzheimer arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koymakla birlikte, Alzheimer’a homocysteine’in yol açıp açmadığı henüz bilinmiyor. Alzheimer hastalarında yüksek homocysteine görüldüğünü ortaya koyan daha önceki çalışmalar, hangisinin neden hangisinin sonuç olduğunu belirleyememişti. Çünkü zihinsel işlevleri gerileyen insanlar genellikle beslenmelerine de özen gösteremediklerinden, kandaki homocysteine oranı yükselebilir.
Beslenmeye dikkat
Yeni araştırma ise ilk kez sağlıklı insanlardaki yüksek homocysteine düzeyleri ile daha sonra Alzheimer gelişimi arasında bir bağ kuruyor. Araştırmaya katılanlar, Massachusetts’in Framingham kentinde 1948’de başlayan bir kalp araştırmasında yer alan kişiler arasından seçildi.
Ulusal Yaşlanma Enstitüsü’nden Dr. Neil Buckholtz, ‘Alzheimer’a yol açan etkenler yanında koruyucu etkenleri de belirlemeye çalışıyoruz. Bunlardan biri yaşlılık. Bu konuda bir şey yapamayız. Ama bu deneyde olduğu değiştirilebilecek etkenler varsa, vitamin desteğiyle bu tehlikeyi önleyebiliriz,’ diyor.
Yine de doktorlar, herhangi bir hastalığa karşı koruyucu önlem olarak vitamin alınmasını sağlık veremiyorlar, çünkü vitaminlerin işe yarayıp yaramadığı konusunda kesin bir bilgi yok. Ama genel olarak insanların daha fazla meyve ve sebze ve daha az et yemelerinin her açıdan yararlı.
Araştırmayı yönetenlerden Boston Üniversitesi’nde nörolog Dr. Sudha Seshadri, ‘Zaten ne yapmamız gerektiğini biliyorduk, şimdi bunu yapmak için bir neden daha var,’ dedi.
Birçok doktor, B vitamini almanın hiçbir yan etkisi olmadığını, fazlasının dışarı atılacağını söylese de, Dr. Seshadri ağır kansızlık gibi sağaltılması olanaksız özel hastalıkları olan kişilerin B12 vitamini almadan folik asit kullanmalarının tehlikeli olabileceğini ileri sürüyor.
1092 denek
Araştırma 68-97 yaşları arasında ve gençliğinde sağlıklı 1092 kişiyle gerçekleştirildi. Sekiz yıl boyunca homocysteine düzeyleri ölçüldü ve sağlıkları kontrol edildi. 2000 yılında 111 tanesinde zihinsel gerileme görüldü. Bunlardan 83’ü Alzheimer idi. Katılımcıların dörtte birinde, bir litre kandaki homocysteine düzeyi 14 mikromolun üzerindeydi ve bunlarda Alzheimer oranı ötekilerin iki katıydı.
9’un altındaki homocysteine düzeyini normal saymak gerektiğini söyleyen
Dr. Seshadri’ye göre, hem Alzheimer’a, hem de homocysteine düzeyinin yükselmesine yol açan üçüncü bir etken olup olmadığını araştırmak gerekiyor. |