|
2000 yılında uygulamaya giren program çok kısa sürede, beklenmedik ölçüde iyimser bir hava estirmişti. O dönemde de 1994 yılındaki deneyimi örnek göstererek, ‘‘temkinli’’ olmak gerektiğini, söyleyip durmuştuk.
Bu nedenle 2000 Temmuz ayında hazırlanan ithalatı kısıp, talebi biraz önleyici ‘‘mini paket’’in mutlaka çıkması gerektiğini düşünüyorduk ama Hükümet, oluşan iyimser havanın etkisiyle gevşemiş, bu tedbirleri almamıştı. Sonunda da olan oldu...
Şimdi de benzer gelişmeleri yaşıyoruz. Daha doğrusu, bir-kaç aydır aynı şeyleri tartışıyoruz. 2001'in son aylarında, IMF'den ek destek geleceği anlaşıldıktan sonra yeniden iyimser bir hava esmeye başladı ve o dönemden bu yana ‘‘hadi gevşeme zamanı, talebi, üretimi canlandıralım artık’’ denmeye başladı.
Ekonomi yönetimi, bu kez geçmiş deneyimlerden ders almış gözüküyor. O nedenle her geçen gün artan ‘‘Hadi büyüyelim’’ baskısına bu kez mümkün olduğunca karşı duruyor. Bütün kesimlerden ‘‘Biraz daha sabır’’ istiyor...
IMF Türkiye Heyeti, bu kez Ankara'ya gelmeden önce İstanbul'a uğradı ve özel sektörün değişik kesimleriyle biraraya geldi.
Aslında IMF heyetine özel sektörün ileteceği mesajlar belliydi. TÜSİAD yönetimiyle IMF Heyeti'nin önceki akşam yedikleri yemekte de bu mesajlar iletilmiş. TÜSİAD yöneticileri, artık bıçağın kemiğe dayandığını, dip noktadan artık çıkmak gerektiğini, bunun için üretimin artırılmasını istemişler, dolayısıyla faiz dışı fazla oranının biraz düşürülmesini talep etmişler.
Buna karşılık IMF de bilinen savlarını ortaya koymuş. Özetle; mali disiplinin kaybedilmemesi gerektiğini, talebin durgun seyretmesiyle enflasyon oranlarının aşağı doğru gitmeye başladığını, bununla birlikte reel faizlerin aşağı geleceğini kaydetmişler. Bu arada bankacılık reformunun da uygulamaya gireceğini ve piyasaların açılmaya başlayacağını kaydeden IMF uzmanları, yapısal tedbirlerin sonuçlarının da görülmeye başlamasıyla enflasyonun daha sağlam bir zemine oturtulacağını kaydetmişler.
ALTI AY DİŞ SIKIN
Bununla birlikte bütün dünyada durgunluk yaşandığını hatırlatarak, yılın ikinci yarısında dünya ekonomisinde bir kıpırdanma beklendiğini, Türkiye'de de üretimin canlanmasının aynı döneme denk gelmesinin, ileriye dönük olarak daha sağlıklı büyümeyi sağlayacağını kaydetmişler.
IMF uzmanları Haziran ayından itibaren ekonomide biraz kıpırdanma başlayacağını, Eylül ayından itibaren de canlanmanın daha bariz olarak ortaya çıkacağını ve bu yıl yüzde 3 büyümenin gerçekleşeceğini söylemişler.
Aslında herkesin hakkını vermek gerekiyor. Bu kez sadece ekonomi yönetimi değil işaleminin de, eskisine kıyasla daha anlayışlı ve temkinli olduğunu söyleyebiliriz. Daha iki-üç gün önce ‘‘bıçak kemiğe dayandı’’ diyen TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan bile, IMF'yle yemekten çıkışta, ‘‘Ne yapalım artık biraz daha dayanacağız’’ anlamına gelen demeçler verdi.
TOBB'un seçime hazırlandığını gözönünde tutarsak, onların verdiği tepkilerin de yaşanılan sıkıntıya karşılık daha ılımlı olduğunu söyleyebiliriz.
Kısacası; talebin canlanması için bir altı ay daha herkesin dişini sıkması gerekiyor. Ekonomi yönetiminin canlanma için biraz daha beklenmesinin ileride çok olumlu sonuçlar doğuracağını, acele edilmesi halinde bütün kesimlerin yaptığı fedakarlıkların boşa gideceğini, tüm kesimlere açık açık anlatması gerekiyor.
Bu arada Hükümet üyeleri de, gelen baskılara direnmeleri için bu konuda bilgilendirilmeli. Bu kez kazanılan gelişmelerin artık geri gitmemesi lazım...
Ancak genel dengeyi bozmayacak ince ayarları da savsaklamamak gerek. |