15/02/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Yazarlar
15.02.2002
Fatih ALTAYLI
Sedat Peker: İşadamı değilim
  
 

HAFTA Sonu gazetesi Sedat Peker'den işadamı diye bahsedince ‘‘Ne iş yapar?’’ diye sordum.

Yanıt Peker'den geldi.

Aktarayım:

‘‘Sayın Altaylı 8 Şubat Cuma günü köşenizde yazmış olduğunuz yazınızı okudum. Düşüncelerinizi bu şekilde yazıya dökmeniz bence son derece doğrudur.

Gençliğimin ilk yıllarından itibaren işadamı olmak gibi bir isteğe kapıldım.

Yukarda her şeyin daha düzgün ve onurlu olacağını düşünmüştüm. Gençliğimizin geçtiği sokaklarda herkes birbiriyle kavga ediyor, birbirlerinin bayan arkadaşlarına gizli gizli asılıyorlardı. Bir arkadaşımıza para lazım olduğunda diğeri parasını saklardı. Bu hareketler beni rahatsız ettiği için hep yukarı tırmanmak istedim. Yukardaki renkli ve güzel dünyada her şeyin daha onurlu olacağını düşünüyordum. İşadamı olabilmek adına çalışmalar yaptım. Ekonomi kitapları okuyarak kendimi hazırlamaya çalıştım. Bulgaristan'da kereste üretimi yapan bir fabrikam var. Türkiye'de ise reklam işi ile uğraşıyorum.

Ama kendimi işadamı olarak hissedemiyorum. Sokakta geçirdiğim günlerimin daha az günahlı olduğunu düşünmeye başladım. İşadamı denilen kişiler birbirlerinden para saklamıyorlar çünkü birbirlerinin ve devletin parasını çalıyorlar. Arkadaşlarının bayan arkadaşlarını ahlaksız tekliflerle yoldan çıkarıyorlar. Arkadaşım dediği kişilerle kavga etmeyi bırakın kiralık katil tutarak birbirlerini öldürtüyorlar. Sayın Altaylı siz doğru söylüyorsunuz. İşadamı olmak bizim haddimiz değil çünkü biz bu alçaklıkları yapmayız. Allah korusun biz bu hataları yaptık diyelim, bu kadarla da bitmiyor ki, işadamlığının mastırı banka dolandırmak. Ben devletten 10 milyon lira bile kredi kullanmadım, 70 milyonun hakkını nasıl çalarım?

Tüm yazdıklarınız doğrudur. Bu şartlarda bizden işadamı olmaz.’’

Sedat Peker
güzel mektup yazmış. Sokaklardan gelen ve mutlu olmayan ‘‘Delikanlı’’nın mektubu.

İyi de, şu reklam işi nedir? Kaç paralık fatura kesmiş, kimden ne iş almış, ne kadar vergi ödemiş, Bulgaristan'daki işinden Türkiye'ye kaç para getirmiş?

Bir de onları yazsaydı da, bilseydik.

Kırmızı, sarı, lacivert


YARIN Türkiye liglerinin en güzel maçı var. Bu güzel maçtan her yıl en az iki tane oynanıyor.

Türkiye'nin iki büyük camiasını temsil eden futbol takımları karşı karşıya geliyorlar.

Şimdiye dek yüzlerce kez karşılaşmışlar ve bundan sonra da yüzlerce kez karşılaşacaklar.

Bunlardan çok oynandı ve çok oynanacak.

Ne olur bu işi gereğinden fazla ciddiye almayın.

Bu bir oyun. Ve hiçbir şey ne sizin, ne rakip taraftarın kılından daha kıymetli değil.

Rakibinize kızmadan, öfkelenmeden önce düşünün bir.

Çevrenizde her gün birlikte olduğunuz, birlikte yaşadığınız ve belki de çok sevdiğiniz kişilerden kaçı şu an kendinize ‘‘düşman’’ olarak gördüğünüz takımın taraftarı.

Öyle ya kiminizin annesi, kiminizin babası, kiminizin kardeşi, kiminizin eşi, ortağı ‘‘rakip’’ dediğimiz takımın taraftarı.

Bizimle farklı renkleri tuttuğu için o sevdiklerimizden nefret etmek hiç aklımızdan geçiyor mu?

Elimizdeki döner bıçağını sallarken, rakip takımın kaşkolu ile dolaşanın kardeşimiz, anamız, babamız, sevgilimiz olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Sizin değilse bile emin olun ki, başka bir takımdaşınızın yakınıdır.

363 gün sorunsuz yaşayıp, senede iki gün niye bu kadar birbirimize kızıyoruz.

Gerek var mı? Gidin eğlenin.

Yenerseniz sevinin, yenilirseniz bir dahaki maçı bekleyin.

Birbirinizi kırmayın.

Bir tek can bile dünyanın bütün şampiyonluklarından daha değerlidir unutmayın.

Ben yarın maça gideceğim.

‘‘En büyük’’ rakibimin yeni stadını görmeye.

Ve ‘‘orada’’ kazanmaya.

Yenilirsek mi?

Ne olur ki. Seneye bir daha oynayacağız.

Bu ne sevgi ah


DÜN ‘‘Sevgililer Günü’’nü idrak ettik. Radyoları dinlerken fenalık geçirdim.

Müthiş romantik ve müthiş şair bir milletmişiz de, 14 Şubat'ı beklermişiz. Bir sevgi seli ki sormayın gitsin. Bu millet eğer 14 Şubat'ta radyolarda söylenen kadar sevgi dolu ise bu memlekette hiç sorun kalmaz. Ama galiba bu 14 Şubat'lık bir sevgi. Bir atımlık barut. 15 Şubat'tan itibaren gelecek yılın 13 Şubat gece yarısına kadar yine birbirimizden nefret edeceğiz gibime geliyor..

NOT: Sorması ayıptır, bu Sevgililer Günü sadece kadınlar için mi? Benim tanıdığım hiçbir erkeğe eşinden kırmızı güller gelmedi de...

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?


Ahlak kavramının sınırlarını belirlemek işi ahlaksızlarca benimsenmediği zaman.

Fatih ALTAYLI
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Kırmızı halı...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Yarımız rüşvet ve hediye verdi
 
    Bekir COŞKUN
  Bir duble Tayyip
 
    Doğan HIZLAN
  Suna Kan'ı özlemişim
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Boşta duran Hazine
 
    Ercan KUMCU
  Daha fazla vergi alacak yer kalmadı
 
    Ferai TINÇ
  Avrupa-İslam diyaloğunun püf noktası kadın
 
    Gila BENMAYOR
  HP Türkiye, 21. yüzyılın iş modelini geliştiriyor
 
    Dr. Gündüz TEZMEN
  Gizli tehlike: Kolesterol (3)
 
    Kanat ATKAYA
  Bana tıytılım deme
 
    Sedat ERGİN
  E-mail krizinden medeniyetler zirvesine
 
    Tufan TÜRENÇ
  Tayyip Erdoğan konuştukça eriyor
 
    Yalçın BAYER
  Meclis’te sansür
 
    Yasemin BORAN
  Kıyamet senaryoları yazmayın
 
    Güzin  Abla
  Ya sevdiğim erkek ya da üniversite tahsilim!
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  AB karşıtları saldırıya geçti
 
    Serdar TURGUT
  Tartışmayı genişletelim
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com