|
BİZDE galiba ortak bir ‘‘şikáyetçi olma’’ kültürü var. ‘‘Sen önce şikáyet et... Gerisini sonra düşünürsün’’ der gibiyiz.
Beceriksizliğimizden pek emin olduğumuz için mi? ‘‘Ağlamayana meme vermezler’’ sözü iliklerimize kadar işlediğinden mi? Her nedense fotoğrafın orijinalini değil de -eski deyimle- arabını pek severiz.
Afyon-Sultandağı depremi bu huyumuzu bir kere daha sergiledi:
Örneğin, Başbakan Yardımcısı Sayın Mesut Yılmaz bile, deprem bölgesini gezerken özellikle Kızılay'a çok haksızlık etti. Bu yardım kuruluşunun ‘‘görevini tam olarak yapmadığını’’ ileri sürdü.
Gerçi hem Başbakan Ecevit, hem de Meclis'e MHP Afyon Milletvekili olarak giren Bayındırlık Bakanı Abdülkadir Akcan, ‘‘Hayır! Kızılay görevini tam olarak yaptı’’ dedilerse de yörenin öteki milletvekilleri ucuz popülizm uğruna ağlamayı sürdürdüler.
Ağlayan bağıran ‘‘Bu ne biçim hükümet?’’ diye lafa başlayıp ipe sapa gelmez istek ve gerekçelerle insan içini karartan görüntüler de ekranlara gelince, ‘‘yine her şey kötü gitti’’ izlenimi zihinlere yerleşiyor.
Oysa daha ilk günden anlaşıldı ki hem hükümet hem de başta Kızılay olmak üzere gönüllü yardım kuruluşlarımız yaklaşık üç yıl önce yaşadığımız 17 Ağustos felaketinden ders almış olarak hemen olay yerine koştular.
Dün araştırıp sorduk:
Deprem bölgesindeki halkın ihtiyacı ne idi? Oraya yardım ne ölçüde ve ne zaman yapıldı, öğrenelim istedik.
Kızılay Genel Başkan Vekili Fadıl Ünver bize net ve açık yanıt verdi:
Afyon-Sultandağı depremi, bildiğiniz gibi 3 Şubat Pazar sabahı saat 09.11'de meydana geldi.
Kızılay ilk beş saat içinde, o zaman ihtiyaç gösterilen kadar çadır, battaniye ve diğer yardım maddelerini deprem bölgesine gönderdiği gibi o akşam özellikle Sultandağı ve Eber'de felaketzedelere sıcak yemek vermeye de başlamış.
Bölgeye yardım malzemesi dolu 281 adet TIR gönderilmiş.
Bölgede yaklaşık 25 bin konut içinde toplam 100 bin kişi yaşıyormuş. Binalardan 1258'i ağır hasarlı olmak üzere 3142'si depremden zarar görmüş. Buna göre asıl ihtiyacın yani 3 binin iki misli yani 6 bin çadırın yetip artması gerekirken Afyon Valisi ‘‘illa 20 bin çadır isterim’’ diye tutturmuş. Kızılay, ‘‘Zaten gereği yok ama, sayınız ki gönderdik, bir felaket daha olsa ne yapacağız?’’ dese de -belli ki- dinletememiş. Böylece felaketten zarar görmeyen uyanıklar dahil isteyene hem çadır hem de 11 bin 682 adet katalitik soba ile 50 bin adet battaniye dağıtılmış.
Depremzedelere elbet üzülüyoruz ama depremi bahane edip devleti veya Kızılay'ı soyacak kadar çakal olanlara da birilerinin ‘‘dur’’ demesini istiyoruz. |