10/02/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Gündem
10.02.2002
Ertuğrul ÖZKÖK
Hep bir numara küçük gelen bacaklar
  
 

PROTEZ parmakların ucunda kırmızı ojeler. Hayat galiba orada başlıyor. Daha doğrusu hayata asılmanın, sanki enkaz altından, ‘‘Ben yaşıyorum’’ diye haykırmanın yok edilemeyen gücünün sırrı o ojelerde saklı.

Dün sabah odamda bu fotoğrafı karşıma koyup düşünmeye başladım.

İnanın uzun uzun düşündüm.

Bir kitap yazacak kadar uzun ve cesaret verici bir şekilde düşündüm.

Karşımda, protez ayakları önünde duran küçük bir kız vardı.

Protez parmakların ucuna oje sürülmüştü.

* * *

İçimden şu cümle fırladı:

‘‘Oje çıkmadan hayat çıkmaz.’’

Protez ayakların ucundaki ojeden sonra gözlerini keşfettim.

İnsana her şeyi anlatan gözlerini.

Protez parmakların ucundaki ojenin izini sürmeye karar verdim.

Yani hayatın ışıklı yolunu...

Şeyda, Sıvas İlköğretim Okulu'nda okuyor.

İki ayağı, nedeni belirsiz bir kangrenden sonra kesilmiş.

Hızla büyüdüğü için protezi küçük geliyor.

Tıpkı küçülen bir ayakkabı gibi, bacaklarını sıkıyor.

Dün telefonla arayıp sohbet etmek istedim.

Sesini merak ediyordum.

O ses beni aldatmadı.

Tam beklediğim gibi, biraz hüzünlü, ama hayata asılan cıvıltılı bir çocuk sesiydi.

‘‘Karnen nasıl?’’ diye sordum.

‘‘İyi’’ dedi.

‘‘Okula nasıl gidiyorsun?’’ diye sordum.

‘‘Yürüyerek gidiyorum’’ dedi.

Ama protez sıktığı için çok sıkıntı çekiyormuş.

Dayanılması güç ağrıları oluyormuş.

‘‘En sevdiğin ders hangisi’’ dedim.

Cevabı ‘‘Matematik’’ oldu.

Ama karnesinde matematik notu ‘‘İyi’’ gelmiş.

‘‘Neden pekiyi değil’’ diye sorunca, yine o kahrolası daralan protez karşıma çıktı.

‘‘Okula düzenli gidebilseydim pekiyi gelecekti’’ dedi.

* * *

Bu yıl 14 gün okula gidememiş.

Kitap okumayı çok seviyormuş.

Özellikle de çocuk hikáyelerini.

Arkadaşlarıyla oynamak için dışarı çıkıp çıkmadığını sordum.

Cevap yine aynı kahredici cevaptı.

‘‘Protez sıkmadığı zaman.’’

Yani hep bir numara küçük gelen protez meselesi.

* * *

Dört buçuk yılda 9 ameliyat geçirmiş.

Küçücük bir hayata bu kadar çok dramın, bu kadar çok tecrübenin nasıl sığdığını merak ettim.

Meğer cevabı o kadar zor değilmiş.

Meğer insan dediğimiz varlığın ruh hacmi çok genişmiş.

Protez o küçük bacaklara sığmıyor, ama o kadar acı bu ruha sığıyor.

O ruh asla dar gelmiyor.

Protez parmakların ucundaki kırmızı ojeler, binlerce santimetreküp, yüzbinlerce metreküp bir ruhun ölçüm birimleri gibi orada duruyor.

Protez parmaklara o ojeleri kim sürdü?

‘‘Ablam’’ diyor.

Yani yanında, onunla birlikte hayata asılan, onun gibi yüzbinlerce vatlık hayata asılma gücü olan bir kardeşi var.

Şeyda ile sohbetimiz burada bitti.

‘‘Bana söz ver. Yeni protez bacağındaki parmaklarına da oje süreceksin’’ dedim.

‘‘Tamam’’ dedi.

Söz verdi.

Hayata asılmaya devam edecek.

Telefonu kapattıktan sonra uzun süre Şeyda'nın fotoğrafına baktım.

Aklıma yıllar önce Hürriyet'in birinci sayfasına manşet yaptığımız bir fotoğraf geldi.

Sezaryenle doğum yapan bir kadının, o andaki durumunu gösteriyordu.

Annenin karnının içinden çıkmış küçücük bir el, doktorun parmağını yakalamıştı.

‘‘Hayata asılmanın fotoğrafı’’ demiştik.

Daha dünyanın ışığını görmeden, parmağa asılıyordu.

İki küçücük parmak.

Biri, hayata asılan el.

Öteki protez parmakların ucundaki oje.

Aslında ikisi de aynı şeyler.

İnsanın içinden gelen, onu dünyaya bağlayan, o müthiş enerji.

* * *

Yazı bitti. Kendi kendime sordum. Pazar yazısı acaba bir pazar hüznüne mi dönüştü?

Cevabı ben değil, ojelerin dipdiri kırmızısı verdi.

Hayır, hayatı yaşamak yazısı...


Ertuğrul ÖZKÖK
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Hak yemeyelim
 
    Abdülkadir Küşin
  Enflasyondan da KDV alıyorlar
 
    Ali Atıf BİR
  Margarin pazarında işler bildiğiniz gibi değil
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Bin Ladin tipi otomobil
 
    Bekir COŞKUN
  Havalar nasıl olsun?..
 
    Doğan HIZLAN
  Hatıra cimriliğine hakkımız var mı?
 
    Doğan ULUÇ
  Zengin koca avlama sanatı
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Kurbanı başkalarına kaptırmayın
 
    Ercan KUMCU
  Kitapların yazdığı gibi bankacılık
 
    Erkan ÇELEBİ
  Daireye pahalı, villaya ucuz doğalgaz tartışması büyüyor
 
    Ferai TINÇ
  Saddam'ın yanıtı ve gerçekler
 
    Gila BENMAYOR
  İranlı gazeteciler güçlü oldukları için hapisteymiş
 
    Hadi ULUENGİN
  İki virüs
 
    Yurtsan ATAKAN
  İnternet reklamcılığı ukala dahilerini arıyor
 
    Muharrem SARIKAYA
  Afet kararnamesi depremi
 
    Murat BARDAKÇI
  Suudiler Ecyad’ı yıktı, sıra Suriye’deki Türk Mezarı’nda
 
    Nurten ERK
  Oyak'ın lojistik savaşında hedefi 1 milyar dolar
 
    Pakize SUDA
  Düzlük
 
    Sedat ERGİN
  ABD, Irak'ı ne zaman vuracak?
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Tire köftesinin sırrı
 
    Uğur CEBECİ
  A380 krizi yendi
 
    Yalçın BAYER
  Polisimizi de Arap yaptılar
 
    Yasemin BORAN
  Öldükten sonra doğan adam
 
    Özdemir İNCE
  Türkiye’yi Noam Chomsky’nin ipiyle asmak
 
    Oğuz ARAL
  Umut fakirin ekmeği mi, yoksa pastası mı?
 
    Devrim SAĞIROĞLU
  Çin işkencesi
 
    İbrahim Bilik
  Puro nasıl tadılır?
 
    Sevgi'nin Diviti
  Küçük bir mücevher dersi
 
    Serdar TURGUT
  Karşınızda Dennis Miller
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com