|
Sadece kanserli tümörü hedef alan ‘Akıllı hap’ üretiminde ilk büyük başarı sağlandı. Yeni ilaç süreğen miyolejen lösemi ve gastroentestinal stromal tümör türü kanserlerin sağaltımında mucizevi bir özelliğe sahip...
Hastanın aylar önce ölmüş olması gerekirdi. 53 yaşındaki Poss, yaklaşık iki yıl önce sağaltımı olanaksız bir kanser türüne yakalandığını öğrendi. Hastalık hızla yayılıyor, onu yiyip bitiriyordu. Altı ay sonra, umut verici bir ilacın klinik deneylerine katılmak üzere Boston’a gittiğinde, güç bela yürüyebiliyordu.
Ilaç Poss’un yaşamını kurtardı. Yalnızca otuz gün içinde, urlar neredeyse yarı yarıya küçülmüştü. Aradan iki ay geçtiğinde yeniden golf oynamaya başlamıştı. Bugün de hastalığın yeniden depreştiğini gösteren herhangi bir belirtiye rastlanmadı.
Üstelik, ilacın nimetlerinden yararlanan tek kişi Poss değil. Glivec adındaki ilaç öylesine başarılı oldu ki, Amerikan Besin ve Ilaç Dairesi izinle ilgili işlemleri hızlandırarak ilacın iki buçuk ay içinde piyasaya sürülmesini sağladı. Geçtiğimiz kasım ayında da İngiltere’de satışa sunuldu.
Yeni bir çığır
İlaç ‘sihirli mermi’ yaklaşımının eninde sonunda işe yaradığının, bir ilacın, sağlıklı dokulara zarar vermeden, kötücül hücreleri bulup yok edebileceğinin canlı bir kanıtı gibiydi. Böylece, ışınım ve kemoterapinin olumsuz yan etkileri de tarihe karışıyor, kanser sağaltımında yeni bir çığır açılıyordu.
Kanser sağaltımında ‘akıllı bomba’ yaklaşımını benimseyen son kuşak ilaçların ilki olan Glivec aynı zamanda hastalığın biyolojik yapısını kavramanın ona özgü sağaltım yöntemlerinin geliştirilmesinde ne denli etkili olduğunu da ortaya koyan bir örnek.
Yıllardır yapılan araştırmalar kanserin hücrenin moleküler yapısının derinliklerinde başladığını gözler önüne seriyor. Genetik bir değişimi bir yenisi izliyor ve bu süreç hücre bölünmesini denetleyen ve dengeleyen gen ürünlerinin bozulmasına dek sürüyor.
Kanseri hedef alıyor
Glivec ilacı büyük ölçüde Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi tıp profesörlerinden Brian Druker’in çabaları sonucunda ortaya çıktı.
Şimdi Novartis adıyla bilinen ilaç şirketinde görevli bir bilim adamı tarafından gönderilen yapay bileşimleri inceleyen Druker’in amacı lösemili hücreleri yok ederken sağlıklı hücrelere zarar vermeyen bir molekül bulmaktı. Haftalar süren taramalar sonucunda, şimdi Glivec adını alan, STI 571 etiketli bileşimin bu amaca en uygun olduğunu gördü.
Glivec’i farklı kılan özellik, yalnızca kansere özgü bir şeyi hedef alması. İlaç, kısaca CML ve GIST olarak bilinen, süreğen miyolejen lösemi ve gastroentestinal stromal tümör türü kanserlerin sağaltımında mucizevi bir özelliğe sahip. Ancak sorun, ilacın öteki türlerde de aynı etkiyi yaratıp yaratmayacağı. Ilaç şirketleri bu konuda iddialılar.
Başka kanserler
Ne var ki, her seferinde aynı molekül olmayacak. Başka kanser türlerine özgü üreme sinyallerini etkisiz duruma getireceği ümidiyle, onlarca ‘küçük molekül’ ilacı geliştiriliyor ve bunların bir bölümü klinik deneylerle sınanıyor.
Hastaların bir bölümü hastalığın bu geç evresinde Glivec’ten olumlu sonuçlar almalarına karşın, daha sonra belirtiler yeniden ortaya çıkıyor. Son araştırmalar bunun neden öyle olduğunu gözler önüne seriyor. Hızla bölünen hücreler değişimin birikmesi için kusursuz bir ortam oluşturuyor.
Glivec’in hedef aldığı proteine ilişme yeteneğini etkileyen herhangi bir değişim kimi hücrelerin ilaca karşı duyarlılığını yok ediyor ve bu hücreler hızla ötekileri ele geçiriyor.
Böylece, ilacın etkisi bir anda yok oluveriyor.
Tek başına değil
Direncin ilacın CML’nin geç bir evresinde verilmesiyle birlikte ortaya çıkması öteki kanser türlerinin sağaltımı açısından büyük bir önem taşıyor. Meme, prostat, kolon, ve akciğer gibi en yaygın kanser türlerinde tanı konduğunda hastalık CML’nin geç evresine benzer bir aşamada oluyor. Bu aşamada birçok mutasyon oluştuğu için, hücrelerin çoğalması yönünde sinyaller de gönderilmiş oluyor.
GIST’a yol açanla aynı olan c-KIT alıcı proteinine kısmen bağımlı bir akciğer kanser türünden hücrelerin incelendiği laboratuvar çalışmaları Glivec’in etkisiyle hücrelerde yalnızca bir yavaşlama olduğunu, ancak ölmediklerini ortaya koyuyor.
New Scientist Dergisi’nde (1 Aralık 2001) yayımlanan bu araştırmaya göre, sözkonusu olumsuzluklardan ötürü araştırmacılar en yaygın kanser türlerinin sağaltımında ilacın tek başına kullanılamayacağına, ancak farklı yöntemlerin birleştirilebileceğine dikkat çekiyorlar. |