28/01/2002 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Anasayfa
28.01.2002
Göğsü yarmadan kalp ameliyatı
 

Yener SÜSOY

Karşımda oturan badem sakallı, yuvarlak tel gözlüklü genç adam, Türk kalp cerrahisinin yükselen son genç yıldızı.

Gözlerinden zeká ve pozitif enerji fışkıran 1969 Ankara doğumlu bu hekim, Florence Nightingale Hastanesi'nin Kalp Cerrahisi Şefi Doç. Dr. Belhhan Akpınar. Adına bakılırsa Mevlana'nın fahri hemşerisi. Nasıl mı? Belh, Mevlana'nın 1207'de doğduğu ve bugün Afganistan sınırları içinde yer alan Horasan yöresindeki şehrin adı. Belhhan da ‘‘Belh şehrinin hanı’’ anlamına geliyor. Mevlana'nın babası Bahaeddin Veled, Belhhan'ın babası ise Ankara Gülhane'nin eski nöroloji şeflerinden Tabip Tuğgeneral Şevket Akpınar. Mevlana'nın annesi Mümine Hatun, Belhhan'ın annesi ise Ankara'nın tanınmış kadın-doğum uzmanlarından Necla Akpınar.

Bahaeddin Veled, Moğol istilası yüzünden Belh'i terk etmek zorunda kalır, asabiye uzmanı Dr. Şevket ise hekim mübadelesiyle yüzbaşılığında Libya'ya, albaylığında ise Amerika'ya gider. Belhhan ilk ve orta öğreniminin beş yılını St. Louis'de yaptıktan sonra lise 2'de Ankara'ya dönüp önce TED Koleji'ni, ardından da 1985'te Ankara Tıp Fakültesi'ni bitirir. İnanması zordur ama, mecburi hizmet kurasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümü'nü çeker. O annesinin branşını seçmeyi düşlerken Cem'i Demiroğlu ve Aydın Aytaç hocalarının ısrarıyla kalbin gizemli dünyasına ilk adımlarını atar. Uzman olduktan sonra 1989'da Belçika'nın dünyaca ünlü kalp ve damar cerrahisi merkezi OLV'de beş yıl aralıksız çalışır. Ve takvimler 1993'ü gösterirken Cem'i hocasının davetiyle yurda döner, doçent rütbesiyle. Belhhan Akpınar hocanın kısa yaşam öyküsü burada bitmeli, çünkü onun kalp üzerine anlatacağı pek çok şey var.

Mikro kalp ameliyatı 21. yüzyılın buluşu

- Bence 21. yüzyılın en önemli buluşlarından biri olan ‘‘mikro kalp cerrahisi’’ yöntemini iki yıl önce tek damar hastalarına by-pass yaparak başladım ama, 12 hastadan sonra bırakmak zorunda kaldım. Çünkü kardiyologlar, tek damar hastalarına balon yapmaya başlamışlardı. Bunun üzerine biz de dünyadaki birkaç merkez gibi son bir aydır bu tekniği kalp deliklerinde, mitral kapakçıkların tamiri ve değiştirilmesinin yanı sıra, bazı kalp tümörlerinde rahatlıkla uyguluyoruz. Bildiğim kadarıyla bizim dışımızda bu ameliyat Türkiye'de yapılamıyor. Herhangi bir fiyat farkı yok. Tercihi hasta yapıyor. Aynen laporoskopik cerrahide olduğu gibi iki trokar var. Önce hastanın meme altında 4.5 cm. uzunluğunda bir kesi yapıyoruz. Oradan 10-12 cm. uzaklıktaki kalbe ulaşmak için 30 cm. uzunluğunda dikiş dahil kullandığımız çok özel aletler var. Bu ameliyat yaklaşık 4 saat kadar sürüyor, normal açık kalp ameliyatlarına göre biraz daha zahmetli. Çok iyi kanama kontrolü yapmanız lazım. Kırmızı kan hücrelerini kovalayıp bir tekinin bile kaçmasına izin vermiyoruz. Normal açık kalp ameliyatında ortalama 4-5 ünite kan kullanılırken burada 1-2 ünite yeterli oluyor. Bu ameliyatın kozmetik özelliğinin yanı sıra göğüs kemiğinin açılmadan yapılıyor olması da çok önemli. Çünkü normal ameliyatlarda göğüs kemiğini boydan boya kesip sonra 10-12 çelik telle yapıştırıyoruz. Bu da hastaya büyük bir ağrı ve sıkıntı verebiliyor. Oysa mikro kalp ameliyatında hasta yoğun bakımda kalmadan aynı gün odasına gidebiliyor, dört gün içinde taburcu olup bir hafta sonra da işine başlayabiliyor. Bir de kalbi durdurmadan yapılan by-pass ameliyatları çok güncel. Kalp-akciğer makinesi özellikle diyabetli, çok yaşlı, felç geçirmiş ve kanser tedavisi gören, kanseri iyileşmiş ama uyuyan durumda olan hastalarda bazen zararlı olabiliyor. Bunu önlemek için geliştirilen en son uygulamayla by-pass yapacağımız damarın yanına vakumlu bir alet yapıştırıyoruz. Bu alet sadece çalıştığımız bölgeyi hareketsiz yapıyor, kalbin geri kalanı çalışmaya devam ediyor.

Bacaktan damar alma kalktı

- Eskiden koroner by-pass ameliyatlarında bacaktan alınan toplardamarlar kullanılırdı. Şimdi ise göğüs ve koldan aldığımız atardamarları kullanıyoruz. Bunun nedeni şu: İnsan yapısında çok düşük bir basanç var, duvarı ona göre ayarlanmış. O toplardamarları alıp çok yüksek basınçla çalışan bir sisteme koyuyorsunuz, bozulma riski var. Halbuki atardamar yüksek basınçla çalışmaya alışmış, zaman içinde yıpranma ve darlık oluşma ihtimali yok. Göğsümüzün solunda ve sağında iki tane atardamar var. Ameliyatlarda artık devamlı onları kullanıyoruz. Çok kilolu, aşırı sigara içen hastalarda bunlardan sadece birini kullanmak gerekiyor. İkisini birden kullandığımızda göğsün kanlanması ve iyileşmesinde problemler olabiliyor. Bu arada kalbe yapay damar uygulama deneyleri de hüsranla sonuçlanmış durumda. Hastayla aynı kan grubundan olan birinden alınan damarı bile konulamıyor, vücut kendinden olmadığını anlayıp onu yok etmeye çalışıyor.

Bilmeden koşmayın

Yaş olarak Avrupa'nın yarısı kadar nüfusa sahibiz ama, kalp ve damar hastalarımız şu anda Avrupa'nın yaşlı nüfusu ile aynı. Bu demektir ki, 10 yıl sonra Türkiye'de Avrupa'dan çok daha fazla kalp hastası olacak.

Sporcu değilseniz, alışkanlığınız yoksa sakın koşmayın, çünkü çok tehlikeli. Ayağına lastik ayakkabıyı takan çatlarcasına koşuyor, sonra da ölümler oluyor. Ben akşamları 45 dakika kadar köpeğimi gezdirip aklımı başka şeylerle meşgul ediyorum.

Ben ve ekibim yılda 800 ameliyat yapıyoruz. Erişkin kalp cerrahisiyle uğraşıyoruz. En uzun süren ameliyatım 12 saat sürmüştü, yaşlı bir hastanın yırtılan aort damarının ameliyatıydı.

Ritim bozukluğuna bir seansta son

Kalbiniz bir dakikada 85-90'ün üstünde bir kısa bir uzun tak taklar halinde düzensiz atıyorsa, sizde ritim bozukluğu ya da tıptaki adıyla ‘‘Atrial Fibilasyon’’ var demektir. Biz artık bunları da tek seansta kökten yok edebiliyoruz. Bunun için kalbin içindeki tetikleyici bölgeleri 90 derecelik ısı dalgalarıyla dağlıyoruz, sorun bitiyor.

Ciğerleri, insanın kartviziti gibidir

Açık kalp ameliyatlarında hastanın akciğerlerine bakıp onun Ankara'da doğalgazdan önce oturup oturmadığını, ne kadar sigara içtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Zonguldak'tan gelen hastaların kömür madeninde çalıştıkları anında belli olur. Akciğerleri simsiyahtır, üzerinde patlamaya hazır bir sürü baloncuk vardır. Günde bir paketin üzerinde sigara içenlerin akiceğerlerinin görüntüsü de aynen böyledir.

İdeal tansiyon: 12/8

Normal tansiyonun günümüzdeki sınırları 12/8 ile 14/8 arasında. Önemli olan küçük tansiyonun çok fazla inip çıkmaması. Büyük küçük tansiyon arasındaki fark ne kadar azsa kalbe o kadar az kan gidiyor demektir. Mesela küçük tansiyon 10, büyük tansiyon 12. Bu değerler kalbinizin sadece iki basamaklı kan basıncıyla idare ettiğini gösterir. Normalde bunun 4 ile 6 basamak olması lazım.

45'ten sonra aspirin

Erkeklerin 40, kadınların ise 45 yaşından sonra günde ortalama 150 mg. Aspirin almalarında çok büyük fayda var. Aspirin mevcut damar tıkanıklığını yok etmiyor, gelecekte olabilecek darlıkları yavaşlatıyor. Çünkü darlığın ilerlemesinin sebebi kanın dolaşım hızının yavaşlamasına bağlı olarak pıhtı oluşması. İşte başta Aspirin olmak üzere kan sulandırıcılar o pıhtının oluşumunu geciktirebiliyor.

YARIN: En iyisi domuz kapakçığı
 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com