Öztürk, geçen yıl ölen Vera`nın, ölmeden önce kızından, bu yasağı sürdürmesini de istediğini belirtti. Öztürk, "Devlet Sanat Arşivi`nin listelerinde, Nazım`a ait 645 parça belge görünüyor. Bunlar arasında yayımlanmamış yazıları, şiirleri, senaryoları, el yazmaları, mektupları da var. Büyük bölümü, Vera tarafından eve alınmış" dedi.
Öztürk, Vera`nın kızının, Nazım Hikmet Vakfı yöneticileriyle son yaptığı görüşmede de, "Annemin bu konudaki hassasiyetini sürdürmek istiyorum. Arşivlerin açılmasının ortamı henüz hazır değil" dediğini aktardı. Öztürk, Vera`nın böyle bir yasak koyma gereği duymasının "anlaşılamaz" olduğunu belirterek, "Akla, arşivlerde öğrenilmemesini istediği bir bilginin gizli olduğu geliyor. Aksi halde böyle bir yasak anlamsız" diye konuştu.
Nazım`ın ve yakın dostu Ekber Babayev`in ölümleriyle ilgili ortaya atılan kuşkularla ilgili olarak, "Bu ölümlerin doğal olmadığını düşünmek için yeterince gerekçe mevcut`` diyen Öztürk, "Nazım öldüğünde, Sovyet edebiyat çevrelerinde var olan Azeri, Kazak vb. kökenli Türkçe yazan geniş bir çevre, gerçek bir rejim muhalifinin kaybedildiğini düşündüler" dedi.
Öztürk, Nazım`ın ölümünden sonra eşi Vera`nın, şaire ait bazı eşyaları Türkiye`nin Moskova Büyükelçiliği`ne vermesine karşın, çok değerli parçaları, örneğin Mao`nun hediye ettiği altın yemek takımını, Picasso ve diğer ünlü ressamların, dostları Nazım`a hediye ettiği tabloları evinde özenle koruduğunu, aynı hassasiyeti Vera`nın kızının da göstereceğinden emin olduğunu belirtti.
Öztürk, Vera`nın, Nazım ile yaşadıkları evin müzeye dönüştürülmesini sağlamadığını, buna karşın Vera`nın kendi şahsi çabalarıyla evi adeta bir müze haline getirmiş olduğunu, Nazım`dan kalan değerli parçaları özenle korumuş olduğunu, buna müteşekkir olunması gerektiğini de ifade etti.