15/12/2001 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Otoyaşam
Seyahat
Gündem
15.12.2001
Cüneyt ÜLSEVER
Bayram ne demek?
  
culsever@hurriyet.com.tr
 

MALUMU ilan mı etmek istiyorsun, diyebilirsiniz.

Bayramın ne olduğunu herkes bilir. Ancak, şu dönemde hatırlatmanın bir mahzuru yok. Zira, bayramın ne olduğunu çoğumuz hálá biliyoruz ama galiba özünü yitirdik.

Tıpkı, demokrasinin ne olduğunu çoktan öğrenip, özünü başından beri, hiç yakalamamış olmamız gibi.

* * *

Bayram bir kutlama.
Neyi kutluyoruz?

Kutlamanın ardında bir başarının veya bir fedakárlığın olması gerekir.

Ramazan Bayramı, ramazan sonrasına rast geldiği ve ramazan, insanın nefsi ile mücadelesi olduğuna göre ortada bir fedakárlık var: Bir ay oruç tuttuk.

Peki biz bir ay nefsimizle mücadele mi ettik -bir görevi mi tamamladık-, yoksa asıl amaç olan nefisle mücadeleyi öğrendik mi?

Korkarım, çoğunluğumuz bir görevi tamamladık ama o görevin ardında amaçlanan dersi öğrenmedik.

Kutladığımız, bir aylık görevin üç aşağı beş yukarı sonuçlanması, bir fedakárlığın ödüllendirilmesidir; dersin başarı ile öğrenilmesi değil!

* * *

Eğer, asıl amaçlananı öğrenmiş bir toplum olsaydık; örneğin, ürettiğimiz kadar tüketmeyi de öğrenirdik.

Razı olmayı öğrendik mi?

Kadere razı olmayı değil -onu razı oluyormuş gibi yapmayı iyi biliriz- hakkımıza razı olmayı öğrendik mi?

Daha doğrusu, eskiden bilirdik de, yeniden öğrendik mi?

Son yıllarda çok iyi öğrendiğimiz konuların başında şikáyet etmek geliyor. Şikáyet etmek hakkımız da sadece şikáyet eden bir topluluk olmak da can sıkıyor.

Ayrıca son yıllarda, maalesef TV'lerin topluma öğrettiği iki illet daha var:

Yalvarmak!

Acındırmak!

* * *

Bir bayram öncesi bunları neden yazıyorum?

Çok şiddetli bir kriz yaşıyoruz. Ancak, korkuyorum ki, bu krizden gereken dersi almıyoruz.

Kriz nedeniyle siyasetçiyi, bürokratı, işadamını suçluyoruz.

Ancak, nedense krizden payımıza düşen dersi öğrenmiyoruz.

İnatla; devleti hep beraber soyduğumuzu kabullenemiyoruz.

Yaşanan rezalette kendi payımızın bulunduğunu görmezden geliyoruz.

Yine IMF'den üç kuruş gelecek diye keyifleniyoruz.

Yine aspirin ile grip tedavisine girişiyoruz.

* * *

Kimse kızmasın ama; ben Çarkıfelek programında Mehmet Ali Erbil'in karşısında bir araba alsın diye yalvaran, kendini acındıran, yağ çeken vatandaşın ruh halini genelliyorum.

* * *

Halbuki bilmek, haddini bilmektir.

Bayramlarda öğrenilen kutlanır.

Hayırlı bayramlar.


Cüneyt ÜLSEVER
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Asıl yanlışı biz yaptık
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  52 bedenle kaç duble içilir
 
    Ayşe ARMAN
  Babanız ilk aşkıyla evlenmek isterse
 
    Bekir COŞKUN
  Soytarı...
 
    Doğan HIZLAN
  Bayram için akide şekeri gibi romanlar
 
    Ege CANSEN
  Bir laikiden ramazan sohbeti
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Rektör seçimi güldürüsü
 
    Erdal SAĞLAM
  Ekonomik program ve bürokrasi (1)
 
    Fatih ALTAYLI
  İyi bayramlar
 
    Hadi ULUENGİN
  Zirvesel bir gün
 
    İlter TÜRKMEN
  ‘İnsan hakları lüks değildir’
 
    Kanat ATKAYA
  Zirve tutanakları (1)
 
    Nurten ERK
  Dışardaki yatırımlar Fiba'yı krizde korudu
 
    Pakize SUDA
  Hangisi daha iyi?
 
    Tufan TÜRENÇ
  YÖK'ün 16 kahraman demokrat adamı!
 
    Tolga AKYILDIZ
  Yonca Lodi’nin dönüşü
 
    Yalçın BAYER
  Diyanet’e zor sorular
 
    Yasemin BORAN
  Sessiz konuşma (1)
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Korkut GÖZE
  Gökdelen
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Biraz rahat nefes alalım...
 
    Yener SÜSOY
  Fethullah Hoca'nın şiirini okumayı neden kabul ettim
 
    Devrim SAĞIROĞLU
  Büyük olmak
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2001 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com