15/12/2001 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Otoyaşam
Seyahat
Gündem
15.12.2001
Ertuğrul ÖZKÖK
52 bedenle kaç duble içilir
  
 

HAYATINIZDA hiç şöyle bir soruyla karşılaştınız mı? ‘‘52 beden ceket giyen erkekler kaç duble rakı içmeli?’’

Rahmetli babam iyi bir rakıcıydı.

Bu ırsi özellik bana geçmedi.

Ben şarabı çok seviyorum.

Dolayısıyla böyle bir soruya hiç muhatap olmadım.

* * *

Deniz Gürsoy
rakı üzerine çok güzel bir kitap yazmış.

Adı, ‘‘Çilingir Sofrasında Rakı’’.

Bir gecede büyük keyifle okudum.

Bu soruya işte o kitapta rastladım.

Cevabı da şuymuş:

‘‘52 beden ceket giyen erkekler, bir oturumda iki dubleden fazla içmemeliymişler.’’

Merak edenlere öteki bedenlerle ilgili ölçüleri de vereyim.

44-52 beden arası giyen erkekler iki; 52 bedenden büyük giyen erkekler ise bir oturumda üç dubleyi geçmemeliymişler.

Tabii bu açıklamada karanlıkta kalan iki nokta var.

‘‘Bir oturum’’ ölçüsü nedir? İki saat mi, üç saat mi, yoksa bir gece boyu mu?

İkincisi ise, kadın bedenleriyle ilgili bir bilgi yok.

Dün bu soruları sormak için Deniz Gürsoy'u aradım ama temas kuramadım.

* * *

Verdiğim bu bilgiyi, kitabın, ‘‘Rakı nasıl içilmez’’ başlıklı bölümünden aldım.

Rakı içmenin en önemli şartı şuymuş:

‘‘Rakı, güneş batmadan içilmez.’’

Peki güneş batmadan canınız çok rakı içmek istiyorsa ne yapmalısınız?

Onun da çaresi var.

‘‘Bir tek rakı alıp, çerezle gün batımına kadar oyalanabilirsiniz.’’

Kitap, rakı masasıyla ilgili en büyük Türk efsanesine de teorik bir açıklama getiriyor:

‘‘Rakı sofrasında planlı iş konuşulmaz, iddialı politika konuşulmaz; geyik muhabbeti, memleket kurtarma, futbol gibi rahatlatıcı konular seçilir.’’

* * *

Yani, ‘‘N'olacak bu memleketin hali’’ muhabbeti serbest.

Ve son bir kural. Oldukça da şaşırtıcı ve ‘‘tabu yıkıcı’’...

‘‘Şarkılı programlı yerlerde rakı sofrası olmaz. Buna içkili, eğlenceli akşam yemeği denir.’’

Tabii kitabın benim açımdan en ilginç bölümlerinden biri, ‘‘rakı-şarap rekabetine’’ ayrılan bölümüydü.

Bu bölümde iyi bir şarap uzmanının şu tahlili dikkatimi çekti:

‘‘Yıllarca rakı, votka gibi içkilerle damağındaki bütün tat alma sinirlerini tahrip eden bir ırkın ahfadının nasıl olup da iyi şarapla kötü şarabı ayırabildikleri başlı başına bir hikáye...’’

Deniz Gürsoy
buna çok çok alınmış. Bir kulak-boğaz mütehassısına gidip bunun doğru olup olamayacağını soracakmış.

Ben de merak ediyorum. Çünkü hayatımda, rakı içip de, aynı zamanda şaraptan iyi anlayan birine rastlamadım.

* * *

Bu arada, rakı ve şarap içenlerle ilgili ilginç bir gözlemini anlatıyor.

Şarap içenler, önce lokmayı ağzına atıp, sonra şarabı yudumlarlarmış.

Rakıda ise bunun tersi yapılırmış.

Önce rakıdan bir yudum, arkasından her defasında ayrı bir meze.

Ve arkasından soruyor:

‘‘Hani sinirlerimiz tahrip olmuştu...’’

Rakı deyince, tabii ki Atatürk'e dokunmadan geçemezsiniz.

Atatürk en çok Demitreopula rakısını severmiş. İçerken mezelere hiç el sürmez, sadece leblebi yermiş.

Behçet Kemal Çağlar'ın anlattığına göre, bu, ‘‘Stragalya’’ denilen tuzlu beyaz leblebiymiş.

Leblebiyi derin bir çanaktan sağ elinin üç parmağı ile alıp yermiş.

Ve çocuksu bir ayrıntı.

Masada kimse yoksa, leblebiyi havaya atar ağzıyla yakalarmış.

* * *

Böyle ‘‘gusto’’ kitapları çok hoşuma gidiyor.

Hayatın keyfi bir anda bütün sıkıntılarımı alıp götürüyor.

Önceki akşam kitabı okuyup bitirdim.

Sonra kendime uygun limitleri tespit ettim.

52 beden giyiyorum. İçtiğim şarabın derecesi 13. Rakı 45 olduğuna göre, 2 duble rakının karşılığı olan şarap nedir diye kafamdan şöyle bir hesap yaptım.

Aşağı yukarı 3 kadeh şarap.

Eh ben de zaten onu nadiren geçiyorum.

Böylece geriye tek soru kalıyor.

Karım ne kadar içecek ve ‘‘bir oturum’’ kaç saattir?

Tabii bir de beden ölçüsü verilirken, İtalyan mı yoksa Fransız mı olduğu da belirtilmeli.


Ertuğrul ÖZKÖK
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Asıl yanlışı biz yaptık
 
    Ayşe ARMAN
  Babanız ilk aşkıyla evlenmek isterse
 
    Bekir COŞKUN
  Soytarı...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Bayram ne demek?
 
    Doğan HIZLAN
  Bayram için akide şekeri gibi romanlar
 
    Ege CANSEN
  Bir laikiden ramazan sohbeti
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Rektör seçimi güldürüsü
 
    Erdal SAĞLAM
  Ekonomik program ve bürokrasi (1)
 
    Fatih ALTAYLI
  İyi bayramlar
 
    Hadi ULUENGİN
  Zirvesel bir gün
 
    İlter TÜRKMEN
  ‘İnsan hakları lüks değildir’
 
    Kanat ATKAYA
  Zirve tutanakları (1)
 
    Nurten ERK
  Dışardaki yatırımlar Fiba'yı krizde korudu
 
    Pakize SUDA
  Hangisi daha iyi?
 
    Tufan TÜRENÇ
  YÖK'ün 16 kahraman demokrat adamı!
 
    Tolga AKYILDIZ
  Yonca Lodi’nin dönüşü
 
    Yalçın BAYER
  Diyanet’e zor sorular
 
    Yasemin BORAN
  Sessiz konuşma (1)
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Korkut GÖZE
  Gökdelen
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Biraz rahat nefes alalım...
 
    Yener SÜSOY
  Fethullah Hoca'nın şiirini okumayı neden kabul ettim
 
    Devrim SAĞIROĞLU
  Büyük olmak
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2001 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com