|
HİKMET ŞİMŞEK'in ölüm haberi, Frankfurt'ta ulaştı bana. Ve hemen hayalimdeki kara plakçalarda, onun yönettiği Adnan Saygun'un Yunus Emre Oratoryosu çalmaya başladı.
Yabancı bir ülkede, çan seslerine karışan, tasavvufun hoşgörüsü.
Hikmet Şimşek, yönettiği eserlerle, yaptığı açıklamalı programlarla çok sesli müziği nice insana sevdirdi.
Benim için en önemli niteliği, Türk bestecilerini seslendirmesi, onları dünyaya tanıtması idi.
Türk Beşleri'ni bize, dünyaya o sevdirdi. Bizim sadece icracılarımızla değil, bestecilerimizle dünya çok sesli müziğinde iddialı olacağımız gerçeğini bilirdi.
O Cumhuriyet'in arzuladığı müzikçi tipiydi. Müziği, Batı kültürünün, laikliğin içine yerleştirmiş, bütünleştirmişti.
Hikmet Şimşek, dostlarına, müziğiyle, kişiliğiyle yaşam sevinci ışınlardı.
Sedat Örsel ile birlikte onun Ankara'daki evine gider, dünyanın her tarafından getirilmiş, binbir pırıltılı içki şişeleri arasında, günün yorgunluğunu, müzik ve sohbet eşliğinde giderirdik.
Hele bir derin dondurucusu vardı ki, dünya gıda panayırında onun çeşitliliğini bulamazdınız. Dünya haritasını açıp, buradan bana bir peynir ver Hikmet, deseniz, birden derin dondurucunun bir gözünü açar, onu size ikram ederdi.
* * *
DOSTLARINA çok düşkündü.
İstanbul'a konser vermeye her gelişinde çağırırdı, vefayı, bir sanatçının hasletleri arasına katmasını bilenlerdendi.
Kış konserlerinin ertesi gününde -genellikle pazar sabahı olurdu- gri kürkünün içinde güler yüzlülüğüyle bir kere daha içimizi ışıtırdı.
Hemen video kamerasını çalıştırmaya başlar, o günün güzelliğini kayda geçirirdi.
Sanatçı dostluklarından çok sanatçı düşmanlıkları vardır. Ben Hikmet Şimşek'ten bir meslektaşını kötülediğini duymadım, herkesin başarısıyla sevinen, başarısızlığını unutturmaya çalışan, insancıl bir kimliği vardı.
Macaristan'da, Bulgaristan'da çıkan her plağı bana imzalı geldiğinde, bir dostumun başarısı kadar bir Türk bestecinin eserinin daha plaklaştığına, yurtdışında tanındığına sevinirdim.
Adnan Saygun'un Yunus Emre Oratoryosu'nun yayılmasında onun katkısını kim inkár edebilir? Eser onun icrasıyla özdeşleşmiştir.
Klasik müziği çocuklara sevdiren Danny Kaye'in programları yayınlandığında, onun da içinden geçenin böyle programlar yapmak olduğunu sezmiştim. Zaten daha sonra da TRT'de böyle bir program yaptı ve çok sevildi.
İkimiz de Kültür Bakanlığı Danışma Kurulu'ndaydık. Cumartesi günü kurul yemeğine, telaşla geldi, üzerinde frak vardı. Aceleden üstünü değiştirmeyi unutmuştu. Bir şaka yaptım; Hikmet, içimizde bir tek sen iş elbisesiyle geldin.
* * *
HİKMET ŞİMŞEK'e saygımızı, sevgimizi gösterebilmek için onun açıklamalı Pazar Konseri programını sürdürmeliyiz.
Seslerde yaşayacaksın sevgili dostum. |