|
NECMETTİN Erbakan çizgisinin en son ifade şekli olan Saadet Partisi yöneticilerinin; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nin Refah Partisi'nin kapatılmasını onaylaması ile 11 Eylül 2001'de ABD'ye yapılan saldırı arasında geçen süreçte; açıkça söyleyemedikleri ama ağızlarında geveledikleri mantık şudur:
‘‘Bana yaramayan liberal demokrasi yerin dibine batsın!’’
* * *
Refah Partisi, iktidardan al aşağı edildiği süreçte; daha önce Batıcılar-liboşlar diye küçümsediği insanların kendi haklarına sahip çıktığını fark etti ve kendi ellerinde hiçbir politika önerisi olmadığı için, bu görüşleri devşirmek gerektiği düşüncesine kapıldılar.
Onlara bayrak açan Jakoben anlayışa karşı, ancak liberal demokrat görüşlere sığınarak direnebileceklerini düşündüler.
Ancak, daha en başından beri tavırlarını ‘‘ne şiş yansın, ne kebap!’’ hesabı üzerine kurguluyorlardı.
Hem ülkedeki demokrasi eksikliğinden şikáyet edecek, hem de TSK'ya mümkün olduğu kadar yakın duracaklardı.
* * *
Aynı çizgi AİHM'ye de liberal demokrasi adına kendisine sahip çıkılır beklentisi ile sığındı, lehine karar bekledi.
Bu arada bu çizgi bölündü ve Necmettin Erbakan ekibine tabanın ufak ama radikal bölümü kaldı.
Saadet Partisi şimdi liberal demokrasi derdinde değil, elindeki ufak tabanı (%3-5) koruma telaşındadır.
Üstelik o kadar övgüler düzdüğü AİHM de aleyhine karar vermiştir.
Bundan böyle liberal söylemler işine yaramadığı gibi, elde kalan radikal taban kendisinden milliyetçi, şoven , dini hassasiyeti güçlü retorikler bekleyecektir.
Artık yeniden hamasi duyguları sömüren kalıplara geri dönme zamanıdır.
Bunun için de Afganistan'a asker yollama konusuna karşı çıkılması gerekir. Böylece hem Mehmetçik, hem de sivil Müslüman Afgan halk sahiplenilecek; hem anti-emperyalist, hem de anti-militarist tavır alınacaktır!
* * *
İyi hoş da bu ekibin bir de geçmiş eylem ve söylemleri var:
1) Sırbistan'da katil Miloseviç'e karşı hem ABD, hem TSK oraya asker göndersin diye yeri göğü inleten bu ekip değil midir ?
2) İsrail'in terörist eylemelerini haklı olarak kınayan, ama Filistinli teröristlere toz kondurmayan bu çizgi, Türkiye ile İsrail arasında imzalanan tarihin en büyük güvenlik antlaşmasına liderleri Necmettin Erbakan ile imza koymadı mı?
Bu antlaşma İsrail'in toprak bütünlüğünü korumuyor mu?
3) Bugün anti-emperyalist kesilenler, başları dertte iken, ABD kendilerine sahip çıksın diye ABD büyükelçilerinin peşinden koşmadılar mı?
4) Bugün anti-militarist kesilenler zamanında Genelkurmay Başkanı'nı, teamüllerin tam tersine, Başbakanlık kapılarında karşılayarak taviz vermediler mi?
Aynı Başbakan, TSK üyelerini diğer memurlardan ayırt edip, farklı zam uygulmadı mı?
* * *
Tutarsız insanlar, ‘‘Hep bana!’’ diye yaşayanlar, köylü kurnazları bir türlü inanılır olmuyorlar. Başkalarının haklarına saygısı olmayanların, ABD'de ölen 6000 günahsız insanın hesabını aramayanların ben sadece demokratlıklarından değil, Müslümanlıklarından da şüphe ediyorum. |