|
Nilgün KARATAŞ
ABD'de yaşanan saldırılar sonrası reasürans şirketlerinin zararı göz önüne alınarak ertelenen DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) ihalesi geçtiğimiz hafta yapıldı. Türkiye, 2002 yılı yılındaki olası bir deprem için 950 milyon dolarlık teminat için reasürans şirketlerinin önüne çıktı. Munich Re gibi dünyanın en büyük reasürans şirketlerinin önderlik ettiği bu ihalede, tutarın 1 Kasım'a kadar tamamlanması öngörülüyor.
30 EKİM'E KADAR RAHATIZ
Türkiye'de zorunlu deprem sigortasının poliçe satışı ve fon yönetimini yapmak üzere faaliyet gösteren DASK, 2002 yılı reüsarans anlaşmaları için açtığı ihaleyi 21 Eylül'de yapmayı planlarken 3 Ekim'e ertelemek zorunda kalmıştı. Bu durum New York ve Washington'a yapılan saldırılardan sonra sigorta geri ödemeleri milyarlarca doları aşan reasürans şirketlerinin, yeni anlaşmalara fiyat verecek durumda olmamalarından kaynaklaşmıştı. Belirlendiği gibi 3 Ekim'de ihaleye çıktıklarını söyleyen DASK Genel Müdürü ve Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Başkanı Cahit Nomer, Türkiye'nin geçen yıl yapılan anlaşma gereği 30 Ekim akşamına kadar teminatı bulunduğunu ve yeni ihalenin 1 Kasım'dan sonrasını kapsadığını vurguladı. Nomer, 2002 yılının tenimatına ilişkin şu bilgileri verdi:
‘‘İhale 3 Ekim'de yapıldı. Munich Re, Axa gibi büyük reasürans şirketlerinin önderliğinde Türkiye'ye zorunlu deprem sigortalarının teminatı için 950 milyon dolar teminat verildi. Liderlerden gelen fiyat ve şartlarda anlaştık. İhale komisyonu da bunu kabul etti. Liderliği üstlenen Munich Re, geçen yıl 55 milyon dolar teminat vermişti, bu yıl bu rakamı 85 milyon dolara çıkarttı. 950 milyon dolar tamamlanıncaya kadar satış devam edecek. Takriben 70 civarında reasürör olacak. Sorunun yüzde 50'sini hallettik, 1 Kasım'da tamamını halletmiş olacağız.’’
MALİYETLER ARTIYOR
Zorunlu deprem sigortasında sorun 1 Kasım'a kadar çözülecek gibi gözükse de şimdi sırada Türk özel sigorta şirketlerinin anlaşmaları var. Cahit Nomer'e göre anlaşmalar yenilenecek ancak maliyetler de bir miktar artış söz konusu olacak. Nomer'in bu konudaki değerlendirmesi ise şöyle:
‘‘ABD'deki 20 milyar doların üzerinde gerçekleşen hasar nedeniyle reasürans fonlarında bir o kadar azalma oldu. Reasürans şirketleri Kızılay değil, bunlar bu kaybolan fonlarını zaman içinde yerine koymak için reasürans maliyetlerini yükseltecekler. Bu bütün dünyayı etkiledi. Türkiye'deki reasürans maliyetlerinde yüzde 20-25'lik bir artış olabilir. Önümüzdeki 2-3 ay içinde bunlar belirlenecek daha reasürler de hesaplarını tam olarak yapmış değiler, ne yapacaklarını belirlemiş değiller. Ama yüzde 20-25 artışı makul olarak beklemek lazım.’’
Maliyet artışının DASK'a yansıyıp yansımadığı konusunda Nomer, ‘‘ABD'deki olay olmasaydı DASK'ın primi yüzde 10 ucuz olabilirdi’’ dedi.
Zorunlu deprem sigortası Anadolu'ya tanıtılacak
Cahit Nomer'in verdiği bilgiye göre, geçen hafta itibariyle zorunlu deprem sigortasında 2 milyon 286 bin poliçe kesildi. İlk yıl için hedeflenen 1.5 milyon adetin çok üstüne çıkılmış olse bile Nomer, Türkiye gibi bir ülke için bu rakamın henüz çok yetersiz kaldığı görüşünde. Çünkü Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği verilerinin ortaya koyduğu şöyle bir durum var: Türkiye genelinde zorunlu deprem sigortası yaptırma oranı yüzde 13.1. En yüksek oran yüzde 29.6 ile 4'üncü derecede deprem bölgesinde olan Ankara'da. Bu oran 1999 yılındaki deprem felaketinden en çok yarayı alan illerden Kocaeli'de 6.3, Sakarya'da 14.9, Bolu'da 22, Yalova'da 26, Düzce'de 12.4. İstanbul'da ise yüzde 24.7. Bölgedeki 8 milyon 972 bin 571 binadan sadece 1 milyon 406 bin 342'si sigortalı. Türkiye genelinde ise 16 milyon 235 bin binanın 2 milyon 118 bini sigortalandı. Ortaya çıkan bu rakamların daha yapılacak çok iş olduğunu gösterdiğini söyleyen Nomer, önümüzdeki günlerde İstanbul dışında bir tanıtım kampanyasına başlayacaklarını açıkladı. DASK'ın 2002 yılında 3.5 milyon poliçe satışına ulaşmayı planladığını söyleyen Nomer, şunları söyledi: ‘‘Ancak Türkiye gibi bir ülkede bu rakamın çok daha yüksek olması gerekir. Geçtiğimiz hafta teminat tutarı 28 milyar liraya çıkarıldı. O kadar da düşük primi var ki, en yüksek prim yıllık 50-55 milyon. Bunu insanların alması lazım. Devletin yardımları sınırlı, manevi acıları yok etmek mümkün değil ama hiç olmazsa maddi kayıpları sigortadan alma imkanı var. Bu bir bakıma devletin gözetiminde yapılan bir sigorta, devlet paraya ne dokunuyor ne işin detayına karışıyor, hepsi sağlıklı bir biçimde yürütülüyor. Bu bir vergi değil, angarya değil. Toplum bu konuda bilinçlendirilmeli.’’
|