15/10/2001 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Otoyaşam
Seyahat
Anasayfa
16.10.2001
Kanat ATKAYA
Dem efektli çay bardağı
  
katkaya@hurriyet.com.tr
 

İnsan uzun bir süre tatil yapmadan çalışınca, tatilin nasıl bir şey olduğunu da unutuyor.

Kaportayı biraz olsun düzeltmek amacıyla çıktığımız küçük tatil hakikaten iyi geldi.
Şimdi burada uzun uzun tatil anlatmak manasız. Bazı okurlar haklı olarak "Bana ne kardeşim senin çıktığın tatilden" diyebilirler. Yine de nerede olduğumuzu merak eden e-mail'ler yollamış olan okurlar için bir özet verelim. 5 gün Çeşme, 5 gün İstanbul şeklinde değerlendirdik bu süreyi.

Ege'yi özlemişiz. Güzel Ege'nin kalkıp gelecek hali yok tabii biz özledik diye.

Kalkıp biz gittik. Ortam güzel, arkadaşlık şahane, bildiğiniz şeyler işte... Yine merak edenler için söyleyeyim. Evet, deniz çok güzeldi. Ve evet, yüzebiliyordunuz...

                                                             * * *

Fakat yıllardır yaptığımız gibi, tatilimizin kalan bölümünü İstanbul'da tamamladık.
Şu anda dikkatimi çekti, sürekli çoğul cümleler kuruyorum. Niye böyle yapıyorsun diye sormayın, ben de çözemedim.

Her neyse, İstanbul'da tatil yapmak, dünyanın en güzel tatil modeli diyebilirim.

Her sabah, evden çıkıp bir turist gibi şehirde yürümek insana çok iyi geliyor.

Gazeteler henüz Cağaloğlu'ndayken öğlen çay içmek için kaçtığım Arkeoloji Müzesi'nin bahçesi, Ayasofya, Çorlulu Ali Paşa Medresesi, Süleymaniye, Balat tarafları...

Gezmek isteyene gezecek yer çok İstanbul'da.

Bu arada yıllardır favorim olan Tahtakale'yi tabii ki ihmal etmedim.

Kafam bir yerlere takık olduğunda, içim sıkıldığında direkt olarak soluğu Tahtakele'de alırım.

Bu hiper-orijinal yerde, insanın kafasında ne dert kalıyor ne keder.

Lobotomi operasyonu geçirmiş gibi saatlerce, daracık sokaklarda kalabalıkla beraber akmak, ıvır zıvır incelemek, nedendir bilinmez çok şahane geliyor bu fakire.

Yalnız arada incelenen "ıvır zıvırları" alıp eve götürmek gibi bir risk de var.

Elimde olmadan, dünyanın belki de en saçma objelerini alıp alıp eve taşıyorum.

Evin bir odasında bir nevi kitsch müzesi açabilecek seviyeye gelmiş durumdayım.

                                                             * * *

Son turlarım sırasında, bir ara kendimi "Düğün için makarna spreyi gelmiştir" yazısını incelerken enseledim.

Enseledim de ne oldu sanki! Kafamın içinden yükselen "Haydi al, al!" tezahüratına kayıtsız kalamadım ve o tuhaf şeyden bir tane aldım.

Bildiğimiz sprey kutusu. Üstündeki zımbırtıya parmağınızla bastırınca, konfetimsi birşeyler fışkırıyor.

Manasız biliyorum, fakat kendime engel olamıyorum.

"Düğün için makarna spreyimle" memnun mesut turlamaya devam ettim.

Oyuncak mağazalarının önünden, içeri bile bakmadan geçtim.

Bir süre cep telefonu takası yapanları seyrettim.

Sonra, 5 adet bulaşık süngerini 500 bin liraya satan adamdan bulaşık süngeri aldım.

"Bunun sana maliyeti ne ki usta? Bir şey kazanabiliyor musun?" diye sordum, "Maksat iş olsun" dedi.

Tahtakale'deki favori köftecimde köfte yedim, Mısır Çarşısı'ndan zahtar aldım (Size de şiddetle tavsiye ederim kahvaltıda çok iyi oluyor) ve eve dönmek için yola koyuldum.

Ve beni çarpan o bardaklarla tam dönüş kararı aldığım anda karşılaştım.

İlk görüşte aşk diye ben buna derim.

Süper yaratıcı Tahtakale esnafı, beni bir kez daha şaşırtmadan eve yollamadı.

Arkadaşlar, bahsettiğim bardak, bir çay bardağı.

Ama kesinlikle sıradan bir çay bardağı değil.

Bu bardaklara dem efekti verilmiş.

Nasıl oluyor dem efektli çay bardağı?" diyeceksiniz.

Hemen açıklayayım. Bardaklar dem rengi boyanmış. Yani içine sıcak su bile doldursanız, tavşan kanı çay servisi yapıyor etkisi yaratabiliyorsunuz.

O kadar güzel ki anlatamam.

"Aldın mı?" diye sormayacaksınız herhalde. Tabii ki aldım, kaçırır mıyım?


Kanat ATKAYA
Tüm yazıları
    Ayşe ARMAN
  Size gözyaşlarımı hediye ediyorum
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  ‘Bana yar olmayan insan haklarını neyleyim!’
 
    Doğan HIZLAN
  Müziğin misyoneri
 
    Enis BERBEROĞLU
  Rusya IMF borcunu erken ödeyecek
 
    Erdal SAĞLAM
  Ek kaynak için hükümetin kararları beklenecek
 
    Erkan ÇELEBİ
  Cine 5'in dekoder oyunu
 
    Fatih ALTAYLI
  Tecavüz ve cinayet de serbest mi?
 
    Ferai TINÇ
  Saddam'ın oğlu, Irak'ı kurtarır mı?
 
    Dr. Gündüz TEZMEN
  Cinsellikle bulaşan hastalıklar giderek yayılıyor-6
 
    İsmet SOLAK
  Küçük akılların elinde...
 
    Nurten ERK
  Ya konsolidasyon yapın ya da borçtan yakınmayın
 
    Tufan TÜRENÇ
  Gazetecilik bu değil
 
    Tolga AKYILDIZ
  Yonca Allah'a emanet
 
    Yasemin BORAN
  Türkiye’nin önemi (4)
 
    Güzin  Abla
  Kocamı sevemedim
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    İsmail ER
  Depresyon
 
    Korkut GÖZE
  Denizli ve Pecze
 
    Sadi Kemal YAŞAR
  Değişim
 
    Vedat OKYAR
  Fevzi, Tayfur ve Tümer
 
    Vahap MUNYAR
  3 milyon doları bahçesine gömdü
 
    Yener SÜSOY
  Bakan oldun mu akraban çoğalır
 
    Serdar TURGUT
  Türkiye savaştan uzak tutulmalıdır
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2001 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com