13/10/2001 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Otoyaşam
Seyahat
Yaşam
13.10.2001
Diplomasi her zaman ışıltılar saçmaz
 

Metehan DEMİR/ANKARA

11 Eylül öncesi ve sonrası Amerika için yeni bir ‘‘milat’’ sayılıyor. Dünya Ticaret Merkezi'nin terörist saldırıyla yıkılmasının ardından başlayan yeni dönemde, Türkiye de, Washington'da yeni bir büyükelçiyle temsil edilecek. Türkiye'nin Washington Sefireliğini ise Faruk Loğoğlu’nun eşi Mevhibe Loğoğlu üstleniyor. Gelgelelim, Mevhibe Loğoğlu ABD'ye buruk bir ruh hali içinde gidiyor. Bunun nedeni, daha önce eşinin görevi nedeniyle 4 yıl yaşadığı ve büyük bir tutkuyla bağlandığı New York'un uğradığı terör saldırısı. Ancak en büyük dayanağı, ‘‘terörü yaşamış bir ülkenin sefiresi’’ olmak.

Mevhibe Loğoğlu New York'ta ölen binlerce insanın acısını yüreğinde hissediyor: ‘‘İnfial içindeyim’’ diyor:

‘‘ABD'de yaşanan terör, bu felaketin ne boyutlarda olabileceğini müttefiklerimize, özellikle de Avrupa'ya gayet net bir biçimde gösterdi. Türkiye, terörle mücadele için uluslararası işbirliğine ihtiyaç olduğunu hep savunagelmiştir. Bugüne kadar anlatılanları anlamak istidadında olmayan ülkeler, ABD'de yaşanan ve birçok masum insanın ölümüne yol açan bu trajediden sonra ikili ve Birleşmiş Milletler çerçevesinde başlatılan terörle mücadele ve teröre karşı işbirliği konusunda umarım daha duyarlı olacaklardır.’’

KARI KOCA MESLEĞİ

Washington'da kendisini zor bir ‘‘görev’’in beklediğine inanıyor. ‘‘Görev’’, çünkü Mevhibe Loğoğlu'na göre ‘‘diplomat eşi’’ olmak başlı başına bir meslek. ‘‘Diplomasiyi bir karı-koca mesleği olarak görmüşümdür’’ diyor:

‘‘Diplomasi, sadece mesai saatleri dahilinde kançılaryada icra edilen bir meslek de değildir. Zaman zaman insanın 24 saatini alabilir. Biz diplomat eşleri temsil görevlerimizin yanısıra ülkemizi en iyi biçimde tanıtabilmek amacıyla çalışır ve değişik faaliyetler tertipleyip, bu tip faaliyetlere katılmaya özen gösteririz.’’

Bir de itirazı var. Mevhibe Loğoğlu, kamuoyunun bazı kesimlerinin Dışişleri mensuplarını önyargıyla algıladıklırı görüşünde: ‘‘Dışişleri deyince sadece akla lüks partiler, yurtdışı geziler, kokteyller geliyor.’’ Oysa Loğoğlu'na göre, diplomasi en azından her zaman ışıltılar saçan bir yaşam vadetmiyor, kimi zaman tehlikeler de içeriyor:

‘‘İnsanların çoğu, Dışişleri mensupları ve ailelerinin yurtdışında ne kadar zor şartlarda ve ne büyük tehlikeler altında görev yaptığının farkında değiller. Örneğin Asala'nın şehit ettiği diplomatlarımızın yanısıra birçok mensubumuz ve ailelerin yaşadıkları zor koşullar, çektikleri sıkıntılar gözönüne gelmez.’’

Loğoğlu'na göre, ‘‘diplomat eşi’’nin görevi ikiye ayrılıyor. Birincisi eşine karşı üstlenmesi gereken görevler, ikincisi de ülkesinin tanıtımı...

‘‘Eşe karşı üstlenilecek görev’’ler aslında her meslekten eşlerin paylaşması gereken türden. ‘‘Bir diplomat eşi sevinçte de, korkuda da, acıda da birlikte olmayı bilmeli.’’ ‘‘Korkuyu paylaşmak’’ konusunda yaşadığı bir deneyimini dile getiriyor: ‘‘Bir keresinde Faruk, evden çıkarken bana ‘Bugün evde durma. Avrupa'daki Türk temsilciliklerinden birine roket atılacak diye duyum var' demişti. Ben de ona ‘Sen nereye gidiyorsun' diye sormuştum. ‘Kançılarya'ya çalışmaya gidiyorum' yanıtını alınca ben de ‘Birşey olursa rezidansı sonuna kadar korurum' düşüncesi ile evden çıkmamıştım.’’

Mevhibe Loğoğlu'nun, ‘‘Diplomat eşleri’’nin ikinci görevinden kastettiği de aslında bir tür ‘‘diplomatlık.’’ Söz Türkiye'nin tanıtımına gelince, Kopenhag'daki bir yemeği anımsamadan edemiyor:

‘‘Faruk, Kopenhag Büyükelçisi iken iki azılı Türk düşmanı milletvekilini ikna edebilmek amacıyla eve yemeğe çağırmıştı. Bana yemekten önce ‘Sen bir merhaba der gidersin' dedi. Ben de bu adamları çok iyi tanıyordum. Yerimde duramadım. Yemek biter bitmez kahvelerini içerken resmi yemeğin ortasına daldım ve onlara belki iki saat süren ve Türkiye'yi anlatan bir konuşma yaptım. Faruk da dahil hepsi ağzı açık beni dinledi. Meğer Türk kadınlarını Afgan kadınları gibi sanıyorlarmış. Kafalarındaki tüm imajı sildim. Sonunda beni Danimarka'nın en saygın enstitülerinden birinde konuşmaya bile çağırdılar. Kopenhag'dayken rezidansta Kraliyet ailesinin de aralarında bulunduğu yüz kişilik seçkin bir izleyici topluluğuna semazen gösterisi düzenledim. Hala Danimarka'da bu davet konuşulur.’’

Bugüne değin Brüksel, Bangladeş, New York, Hamburg'da bulunan, Bakü ve Kopenhag'da sefirelik yapan Mevhibe Loğoğlu, deneyimlerinin ışığında genç diplomat eşlerine bir tavsiyede bulunuyor: ‘‘Oralara turistik seyahat yapar gibi gitmeyin.’’

Loğoğlu, Washigton'da ‘‘Türkiye'nin kültürel ve sosyal yönleriyle tanıtımı’’ konusunda üstleneceği görevin koordinatlarını da çizmiş durumda:

‘‘Washington'da bir işte başarılı olmak istiyorsanız, lobi, halkla ilişkiler ve tanıtım çok önemli. Ben de bu yüzden kendime düşen alanda Türkiye'nin tanıtımı ve haklarının savunulabilmesi için elimden geleni yapıp gerekli örgütlenmeyi sağlayacağım. Türkiye hakkında bir kişinin bile bilgilendirilmesi benim için büyük bir mutluluktur.’’

MİMİ YERİNDE DURMAZ

Mevhibe Loğoğlu, gittiği her ülkede, o ülkenin özelliklerine göre yeni hobiler ediniyor. ‘‘Mesela Danimarka'da briç, bir sefire olarak birçok önemli şahsiyeti tanımak için önemli bir vasıtaydı.’’ Şimdiye değin en sevdiği uğraşları tenis oynamak, resim yapmak, çiçek düzenlemekti. Washington'da da yerinde duramayacağına, yeni uğraşı alanları bulacağına inanıyor...

 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2001 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com