|
Bazı büyük politikacılarımızın kullandığı botoks (yılan zehiri) tıpta çok uzun zamandan beri kullanılıyordu. Botoks, estetik müdahale alanına son on senede girdi. Gözlerimi yaptırdıktan ve ameliyat izleri geçtikten sonra doktorum, beni yakaladığı gibi bir de botoks yaptı.
Canım iğnelerden çok yanmıştı. Bir, iki gün sonra aynaya bakıyorum: Harika bir alna sahip olmuşum ama, bir çift kalkık kaşla çatık bakan gözler!
Hafta başında Yener Süsoy Bey'in bir estetik doktoru ile yaptığı röportajı görünce kadınca olduğunu sandığım bu konu üzerine yazı yazmaya karar verdim.
Her kadın kendini güzelleştirmek için bir uğraş verir. Bunu saygıyla karşılayıp ara sıra ben de bu işlere kalkışıyorum. Nitekim gözlerimin üzerine düşen göz kapaklarımı tıraşlattırdım. Kocam ve ailem bu tür işlere çok karşı oldukları için onlara haber vermeden hastaneye gittim, fakat son dakikada kocama söylemek mecburiyetinde kaldım. Bu kararı üç sene düşündükten ve benden bıkan doktoruma müteaddit defalar giderek vermiştim. Lokal anestezi de olsa beni sersemletmek üzere verdikleri ilaçlar vücuduma zerkedilmişti ve bana her konuda destek olan kocam karşıma geçmiş bu işten vazgeçmem için hálá telkinde bulunuyordu. Ne de olsa bıçak altına yatıyorsunuz, zaten korkudan ölüyorsunuz, düşünün bir de karşınızda hálá aksi istikamette konuşan bir insan. Neyse oldu bitti ve hayatımdan da memnunum. Bu işi yaptığımı burada sizlere itiraf ettiğim gibi kimseden de saklamadım.
Bazı erkekler karılarını estetik yaptırmaları için teşvik eder, bazı kocalar da aldırmaz, ama benim kocam bana ‘‘Ben hayatta iken estetik olursan seni boşarım’’ dedi, ‘‘Anam gibi ihtiyarlayacaksın’’ talimatını verdi. Ben şahsen durup dururken bıçak altına yatan bütün kadınlara şapkamı çıkarırım, yeter ki çok belirgin olmasın, maske giymiş hissini vermesin. İnsanın kendine bakması medeni bir olgudur.
Antalya'daki evime bakan bir karı kocanın elime doğan kız çocuğu bana, ‘‘cicianne’’ der ve Antalya'ya gittiğim zaman peşimden ayrılmaz. Bir akşam soyunurken kulağımdan çıkan kulak makinesine, derken gözlerimden çıkardığım lenslere hayretle bakan çocuk bir bilse ki dişlerim ceketlidir ve tırnaklarım da protezdir, herhalde dehşete düşerdi. Bir zamanlar peruk ve takma kirpik modası da vardı. İyi ki bu beş yaşındaki çocuk o devirlerde ortalıkta yoktu.
Bazı büyük politikacılarımızın kullandığı botoks (yılan zehiri) tıpta çok uzun zamandan beri kullanılıyordu. Botoks, güzelleşmenin bir branşı olan estetik müdahale alanına son on senede girdi. Gözlerimi yaptırdıktan ve ameliyat şişleri ve izleri geçtikten sonra beni muayene etmek isteyen doktorum, beni yakaladığı gibi bir de botoks yaptı. Canım iğnelerden çok yanmıştı. Bir, iki gün sonra aynaya bakıyorum: Harika bir alna sahip olmuşum ama, bir çift kalkık kaşla çatık bakan gözler! ‘‘Ay ben niye çatık bakışlı oldum böyle?’’ derken anladım ki birkaç gün önce yaptırdığım botoks beni kalkık kaşlı ve çatık bakışlı yapmıştı. O munis bakışlı bendeniz sert bakışlı sert görünümlü bir kadın olmuştum. Kendimi aynada tanıyamıyordum. Acaba bu kadın ben miyim, diye uzun uzun bakıyordum. Etrafta ne zaman kalkık kaşlı, çatık bakışlı bir kadın görsem anlıyorum ki daha geçenlerde botoks yaptırmıştır. Bir gün bir yakınıma sıhhi sebeplerden dolayı botoks yapılması gerekti. Ondan artan ilaç ziyan olmasın diye kulak, boğaz ve burun mütehassısı olan doktordan rica ettim ve etrafımdaki insanların dehşetengiz bakışları altında az miktarda yılan zehirini alnıma zerk ettirdim. Estetisyenimin yaptığı iğneden daha iyi oldu. Zira burada botoks ilacının dozunu çok iyi ayarlamak lazım geldiği anlaşıldı.
Radikal estetikler maalesef çok belirgin oluyor. Bilhassa da fotoğraflarda bu özellikler tam anlamıyla meydana çıkıyor. Bence estetik ameliyatlar mevzii olmalı. Yavaş yavaş hissettirmeden yapılmalı. Bir kadının estetik ve güzellik uğruna bıçak altına yatması için hakikaten aynada kendinden çok rahatsız olması gerekir. Zira estetik ameliyatlar kolay işler değil. Netice ne olacak, belli değil. Çok hatalı yapılmış estetik ameliyatları da gördük. Üstelik bu işin geri dönüşü de yok. Bir estetik cerrahının hakikaten artist olması ve insan fizyonomisini çok iyi tanıması şarttır. Çok büyük bir surata düğme kadar bir burun nasıl yakışmazsa, çok gerilmiş bir alın da görüntüyü rahatsız edebilir. En iyisi siz de benim gibi yapın ve saçlarınızı arkaya iyice gererek bazı sarkıntılardan kurtulun.
Şimdiki bazı gençler bazen çok salaş giyiniyor, her bir taraflarından bir şeyler sarkıyor. Gene yolda giderken böyle bir genç hanıma bakıyordum ki, arabayı kullanan şoför, ‘‘Hanımefendi, bu kızlar aynen yapılmamış yatak odasına benziyorlar’’ dedi. Bence benzetme bir harikaydı.
Hiçbir kadın tam güzel değildir, tam çirkin de değildir. Her güzelin bir çirkin tarafı vardır, her çirkin kadının da hoş ve güzel olan pek çok yanı bulunur.
Karadenizli Fadime'ye sormuşlar, ‘‘Güzel mi, yoksa ahmak mı olmak istersin?’’ diye, ‘‘Güzellik geçiçidir’’ demiş. Artık galiba bu estetik müdahaleler sayesinde güzellik kalıcı olacaktır. Kendine bakan kadın her zaman geçer akçedir.
Kocam, ‘‘Ne yazacaksın?’’ diye sorduğunda, ‘‘Estetik üzerine ahkám keseceğim’’ dedim. Benimle çok alay etti, ‘‘Senin ne tecrüben var ki?’’ Bizim tecrübemiz buraya kadar... Her ne kadar pek çok erkek estetik müdahalenin aleyhinde olduğunu söylese de, genelde güzel bir hatuna bakmaya doyamazlar. |