|
CUMHURBAŞKANI Atatürk, 1931 yılında uzun bir yurt gezisine çıkıyor. Dünya ekonomik krizi Türkiye'yi de vurmuştur. Devlet bütçesi sıkıntıda, halk çok zor durumdadır. Atatürk her kesimle bire bir görüşmeler yapar, yaşanan acı gerçekleri ve durumun iyi olmadığını görür.
Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza Soyak'ın ‘‘Atatürk'ten Hatıralar’’ isimli kitabının ikinci cildinde, ilginç bir olay anlatılır:
‘‘Nihayet 3 Mart 1931 günü Ankara'ya dönüldü. Bu suretle, seyahatin 1.5 ay kadar süren ikinci kısmı da tamamlanmış oluyordu.
Atatürk bu seyahatleri sırasında edindiği izlenimlere göre, alınmasını gerekli bulduğu tedbirler arasında, Büyük Millet Meclisi'nin derhal kendi kendini feshederek yeni seçim yapılmasını ve sıkı bir tasarruf politikasının başlangıcı olmak üzere, mebus (milletvekili) aylıklarının 500 liradan 350 liraya indirilmesini uygun görmüştü.
Binaenaleyh, trenden iner inmez işe koyulmuştu. İstasyondan yanına aldığı Başvekil İsmet Paşa ile onun köşküne giderek, sonra Büyük Millet Meclisi Başkanı Kazım ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Paşaları kendi ikametgáhına (Çankaya Köşkü'ne) davet ederek onlarla bu konular üzerinde görüşmelerde bulunmuş, akşamüstü de şehre inip Fırka (parti) binasında toplantı halinde bulunan Parti Grubunun 3.5 saat süren görüşmelerine katılmıştı. Bütün bu görüşmeler, kendisinin teklifleri etrafında cereyan eylemişti.
Ertesi gün yapılan Fırka Meclis Grubu toplantısında Reis Vekili İsmet Paşa, Fırka'nın Umumi Reisi (genel başkanı) Atatürk'ün, yeni seçim yapılmasına ait olan aşağıdaki mektubunu okumuş, bu konuda Gruba gerekli izahatı vermişti.
Aynı zamanda mebus aylıklarının indirilmesi hususundaki düşünceyi de ortaya atmış ve Grup tarafından her iki teklif de kabul edilmişti.’’
***
Hasan Rıza Soyak, kitabında Atatürk'ün bu mektubunu da açıklıyor. Özetliyorum:
‘‘Cumhuriyet Halk Fırkası Grup Reisliğine. Son aylarda Cumhuriyet Halk Fırkası'nın memleketteki, Meclis'teki ve hükümetteki idari ve siyasi faaliyeti aleyhinde bir hava yaratılmaya çalışıldığı malumdur. Asırlarca mühmel bırakılmış (ihmal edilmiş, boşlanmış, bakılmamış) bir memlekette ve millet hayatında birçok eksik ve ihtiyaçlar olması tabiidir. Bundan başka, milleti kurtarıcı esaslı bir siyasetin tatbikatından memnun olmayacak kimselerin bulunacağı da şüphesizdir.
Yüksek esasları görmeyerek veya görmek istemeyerek, milletin bütün düşünceleri ve duyguları teşvişe (karmakarışık edilmeye) çalışılmıştır. Bunun için yer yer kullanılan vasıtalar ve vesileler dikkate şayandır. Buna rağmen millet kitlesinin doğru görüşü ve iyi hissi bozulmamıştır.
Üç ayı geçen bir zamandan beri hemen hemen bütün memlekette yaptığım tetkiklerde, bu hakikati yerinde ve yakından gördüm. Bununla beraber hakikate göz yumanlar ve olduğundan başka göstermeye çalışanlar da olmuştur.’’
Atatürk mektubunun sonraki bölümlerinde, seçimin yenilenmesini istiyor. Milletvekili maaşlarının indirilmesi için emrini zaten vermiştir.
Hasan Rıza Soyak, bu bölümü şöyle bağlıyor:
‘‘Büyük Millet Meclisi'nin 5 Mart 1931 Perşembe günkü toplantısında ilkin mebus aylıklarının 350 liraya indirilmesi hakkındaki kanun teklifi görüşüldü ve kabul edildi...’’
***
Türkiye ikinci bir Atatürk çıkaramadı, Meclis ikinci bir İstiklal Harbi Meclisi olamadı. Ülkemizin yönetimi, Atatürk'ün tırnağı bile olamayacak çıkarcıların, yeteneksiz ve beceriksizlerin, din tüccarlarının elinde.
Son Anayasa değişikliğinde, yine kendi kişisel çıkarlarını kolladılar. Ne yapıp yaptılar, ülkenin şu zor ortamında bile kendi kıyaklarına ilişkin maddeyi Anayasa'nın arasına sokuşturdular.
Şu anda içlerinden tam 400 kişi, hem milletvekili, hem de emekli maaşı alıyor. Bunların eline bugün 4 milyar 200 milyon net geçiyor. Zam sonrasında bu rakam 6.200 olacak.
Milletvekili olarak görev yapmış kişi, emekli durumunda ve çalışmıyor ise eline net 1 milyar 760 milyon geçiyor. Kıyak sonrasında 2.560 olacak. Allah doyursun!
Kitlelerin ay sonunu getiremediği, işsizlikten bunaldığı bir dönemde bunu yapmaktan utanmadılar.
Bunlar ne Allah'tan korkuyor, ne de kuldan utanıyor.
***
Şimdi Cumhurbaşkanı ne yapacak? Seçeneklere bakalım:
1- Tümünü onaylayacak, kıyak da yürürlüğe girecek.
2- Tümünü birden geri çevirecek. Bunu yapması zor. Aksi takdirde hükümet, Avrupa Birliği karşısında zora girecek.
3- Diğer maddeleri onaylayıp, sadece kıyak maddesini referanduma götürecek ve kararı halk verecek. Millet, bu maddeyi ezici çoğunlukla reddedecek. Ama Türkiye, referandum nedeniyle trilyonlarca lira masrafa girecek.
Şimdi bazıları ‘‘Cumhurbaşkanı, Meclis kıyak yasasını çıkarınca onu Anayasa Mahkemesi'ne götürsün. Mahkeme nasılsa geri çevirir’’ diyor.
Hayır, bu mümkün değil. Kıyak yasası yeni Anayasa doğrultusunda incelenecek ve bu kez onaylanacak... Çünkü Meclis, Anayasa'ya uygun bir iş yapmış olacak! İşin cingözlüğü zaten burada!
Cumhurbaşkanı'nın yapacağı iş basittir. Bu kıyak maddesini halkın oylarına sunmalıdır. Doğrudur, devlet bu referandum için trilyonlar harcayacaktır. Ama milletvekillerine sağlanacak kıyaklardan kurtulunca, harcanan para birkaç yıl içerisinde fazlasıyla tasarruf edilmiş olacaktır.
Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez!
Haydi referanduma! |