|
ÖNCE, bu bir ‘‘zor yazı’’dır.
Gazete yazarının kendi Genel Yayın Yönetmeni ile ilgili yazı yazması ayrıca tehlikeli de.
Dozunu biraz kaçırırsanız adama ‘‘yalaka’’ derler.
Ama bu benim çoktandır yazmak istediğim bir yazıydı. Ve yazmak istediğim bir Genel Yayın Yönetmeni:
Ertuğrul Özkök.
Onunla birçok siyasi-sosyal konularda ayrı düşünürüz. Yazılarımız kimi zaman taban tabana zıttır.
Aynı telden hiç çalmadık.
Ama mesele insani boyutsa...
İdrak sorunum olduğu için, geç kalınmış bir sinema salonuna girer gibi el yordamıyla yerimi bulduğumda, göz ucuyla şöyle bakarım, Ertuğrul Özkök ile yan yana koltuklardayız.
*
Bir defa o bir hayvansever.
Kedisi Koska'yı köşesinde anlatan, köpeği Çovçov'u nasıl yıkadığını okurlarıyla paylaşmaktan çekinmeyen, önce bir insan.
Düşünebiliyor musunuz; Ertuğrul Özkök (Geçen hafta pazar günü yazdığı ‘Bir Bekir Coşkun Klasiği’ başlıklı yazısında) Çovçov'u leğene koymuş yıkıyor ve tam ‘‘Oh, ne güzel tertemiz oldu’’ derken, Çovçov, Özkök'ün elinden kurtulup, az ilerdeki bataklığa kafadan girip, bir-iki debelendikten sonra karşısına dikiliyor.
Sonra da tatil biterken ‘‘Ah o geride kalan köpek bakışları olmasa’’ diye yazı yazıp, Çovçov'dan ayrılırken ağlıyor.
Böyle bir Ertuğrul Özkök.
Onun talimatıyla her gün Hürriyet'e mutlaka birkaç hayvan haberinin girmesi gelenek oldu. Ve o, her sene mutlaka birkaç yazıyla Pako ile açtığımız kampanyaya omuz verir.
Bizi yalnız bırakmaz.
*
Ben hayvanları sevenlerin mutlaka, ama mutlaka iyi insanlar olduğuna inanırım.
Kediler-köpekler için endişelenen, üzülen ve ağlayan sıradan herhangi bir insan, ya da bir Genel Yayın Yönetmeni, çocuklar için, insanlar için nasıl yanmaz.
Çovçov'un hüzünlü bakışlarıyla sarsılan bir yürek, böyle sorunlu ve acılı bir toplum karşısında nasıl sorumluluğunu ta derinde duymaz?..
Hayvanları sevenler iyi insanlardır.
Onlar her zaman önce insandırlar.
Önce insan... |