|
Şenay ORDU/İSTANBUL
Sıradan bir sucu değil burası. Kasadaki sarışın kadın, dört çocuğunu eşi olmadan büyütmüş, 16 ay önce evlat acısı yaşamış bir anne. Ağabeyi yanarak can vermiş, torunu kaza kurşunuyla ölümden dönmüş. Tüm yaşadığı acılara rağmen halen ayakta dimdik Süheyla Babaoğlu.
Daha 15 yaşında Trabzonlu Yakup Babaoğlu ile evlendirdiler. İstanbul Kocamustafapaşa'da başlayan yaşamlarına 69'da Müyesser, 71'de Derya, 73'te Uğur, 1983'te de Cihan katıldı. İyi kötü giden hayatları, 1992 yılında Yakup Bey'in doktorunun verdiği haberle ilk yarayı aldı: ‘‘Eşimin doktoru ‘Kocan akciğer kanseri, üç ay ömrü var. Ama bu haberi ondan gizler ve kendine bakmayı sürdürürsen ömrünü altı aya çıkarırsın' dedi. Hakikaten altı ay yaşatabildim eşimi. Ama ancak o kadar.’’ Yakup Bey’in ölümünün ardından, herkes ‘‘Çocuklar çalışır evi geçindirir’’ diye düşünürken, önce iki kızını evlendirdi Süheyla Hanım. Ardından oğlu Uğur'u askere gönderip, harıl harıl iş aramaya koyuldu. ‘‘Küçük oğlum Cihan'ın psikolojik sorunları vardı. Babasının ölümünden sonra toparlanamadı. Onun için çalışmak zorundaydım’’ diye anlatıyor o günleri.
Ölümler peş peşe geldi
Bir pazarlama şirketinde telefonlara bakmaya başladığında sevinçten havalara uçtuğunu söylüyor. ‘‘Arkamda bir de dağ gibi ağabeyim vardı nasılsa.’’ Demli çayını yudumlarken devam ediyor. ‘‘Tüp patlaması sonucu ağabeyim Kadri Ünal'ın vücudunun % 70'i yandı. O öldüğünde, evimizin babası rolü bu kez de büyük oğlum Uğur'a devrolmuştu.’’ Annesinin daha fazla el yanında çalışmasını istemeyen 27 yaşındaki Uğur, Kocamustafapaşa'da ‘‘İmren’’ adlı bir su dükkánı açtı onun için.
‘‘Askerden dönünce kendisi de işe girmişti ama ben de çalışmaya devam ediyordum. ‘Sana patronluk yakışır anne' diyerek, evin altındaki dükkánı hazırladı bana. ‘Yıllardır bu evde oturuyorsun, en azından eşyalarını değiştirelim' dedi. Tüm eşyaları attık, ertesi gün oğlumun acı haberini aldım.’’ 10 Mayıs gecesi bir arkadaşının ısrarıyla bindiği taksinin yaptığı kazada son sözleri, ‘Yaktın Cemal, kurtar beni' olan Uğur, hastanede hayatını kaybetmişti. Evlat acısı, eve alınan eşyaların borcu derken, büyük kızı da eşi tarafından terk edildi.
Torunumu Allah bağışladı
10 yaşındaki torunu Gökhan'ın yanına yaptığı birkaç günlük ziyaretle oyalanmak istedi Süheyla Babaoğlu. ‘‘Ağustos'un 9'uydu. Gökhan, dükkánımdan çıkmış arkadaşıyla birlikte eve gidiyordu. Birden bir bağırış çağırış duydum. Kapkaççıları kovalayan polisin sıktığı kurşunlardan biri kaldırımdan torunuma sekmiş ve karnına saplanmıştı. ‘Öldü' diye düşündüm ama çok şükür Allah bir evlat acısı daha yaşatmadı.’’ Süheyla Babaoğlu, yaşadıklarını anlatırken ‘‘Anlatması ne kolaymış’’ diyor. Hayatta yalnız kaderin değil, akrabalarının da kendisini yalnız bıraktığını söylerken, manalı manalı gülüyor. |