|
DEVLET Bakanı Kemal Derviş, ABD'deki temaslarının ilk gününde yaptığı açıklamada devleti küçültmekten sözedip, bakan sayısının 15'e indirilebileceğini söyledi. Bu açıklamaları sadece politikacılardan değil, sokaktaki vatandaştan da, ‘‘IMF bunlara da mı karışıyor?’’ diye tepki aldı.
IMF'nin direk olarak böyle bir talepte bulunması, bizce sözkonusu değil. Ekonomi bürokratları bu tür haberlere ‘‘Yok artık...’’ diye tepki gösteriyor. IMF'nin kabinenin küçültülmesini istemesi sözkonusu değil ama ABD yönetiminin buna benzer, hatta ileri giden taleplerinin olduğu söyleniyor. Daha ileri giden talepler konusunda ise, ‘‘ABD yönetimi bu Hükümetin vermesinin artık mümkün olamayacağını, istifa edip, daha küçük bir kabineyle güven tazelenmesini istemiş olabilir’’ deniyor.
ABD Yönetimi böyle bir şey istedi mi bilmiyoruz, ancak IMF, ‘‘Gelirler artmıyor, o zaman harcamaları kısın’’ diyor. Bu talepleri yeni de değil. Şimdi Washington'dan yansıyan, ‘‘IMF kamu harcamalarının bütçenin beşte birinden büyük olmaması gerektiğini söylüyor’’ haberleri de, işte buradan kaynaklanıyor.
Bu arada Derviş'in geçtiğimiz hafta Washington'a gitmeden önce reel sektör temsilcilerinin de katıldığı toplantıda, ‘‘devletin küçültülmesi konusunda siz de yardımcı olun hükümete baskı yapalım’’ dediğini biliyoruz. Aslında Derviş'in bu konuyu çok önceden gündeme getirdiği, hatta Mayıs'taki Telekom krizinin bitimi için yapılan görüşmelerde liderlerin Derviş'e, ‘‘Tamam kabineyi küçülteceğiz’’ diye söz verdiği söyleniyor. Biz böyle bir söz verilip verilmediğini, belirleyici konumda bir politikacıya sorduğumuzda ise ‘‘Söz verilmedi. O dönemde tamam bakarız dendi ama MHP lideri Bahçeli'nin bu konudaki inadı kırılamadı’’ dedi.
Politikacının sözünün güvenirliğine, herhalde Derviş gibi ABD de şaşırıyordur...
SOSYAL GÜVENLİK AÇIĞI
Peki devleti küçültmek mümkün mü? Kamu harcamaları kısılır mı?
Güçlü bir siyasi irade olsa olur, ama nerede... Dönüp baktığınız zaman böylesine bir dönemde savunma harcamalarının kısılmayacağı ortada iken eğer kamudan fazla personeli çıkartamıyorsanız, bütün kamu kuruluşları bina gibi yapımlara devam ediyorsa, bakanların saltanatı sürüyorsa, kamu nasıl küçülecek?
Öyle bir aymazlık var ki... Anayasa değişikliğini yaptı diye alkışlanan milletvekilleri, yaptıkları hayırlı işin, dokunulmazlıklarını koruyarak, korkunç işsizliğin yaşandığı dönemde maaşlarını artırarak, yok sayıldığını bile görmüyorlar.
Biliyor musunuz, gelecek yılın bütçesine sosyal güvenlik açığı için 7,5 katrilyon lira ödenek konuyor. Bu ülke sosyal güvenlik reformu yaptı, bu açık nereden demeyin. Eğer o reformu yapmasaydı 2002 açığı 12 katrilyonu aşacaktı. Ancak bu reformun devam etmesi, bütün kuruluşların tek çatı altında toplanması, kurumların primlerini toplamaları gerekiyordu, o yapılmadı. Eğer kendi emekli maaşlarını azaltacağı için Emekli Sandığı'nı tek çatıya almayan Bakanlar varsa, Bağ-Kur tahsilatın tahakkuka oranını yüzde 52 olarak öngörüp ‘‘Bunu düzeltmek için 600 trilyon yatırım yapmam lazım’’ deyip işi savuşturursa, bu kadar kötü durumda iken 5 trilyonluk yeni bina yapıyorsa, bu iş tabi ki düzelmez. SSK'nın tahsilatın tahakkuka oranını yüzde 72'ye indirip, kimsenin üzerine gitmez buna karşılık Hazine ‘‘tahsilatı artırın’’ deyince de, Bakanlar, ‘‘Emekli maaşları ödenmiyor’’ diye bilerek patırtı çıkarırsa, bu iş tabi ki olmaz... Kamu harcaması tabi ki kısılmaz...
Bunu gören, sermayesi erimiş işadamı da, milletvekilinin maaşını 800 milyon artırdığını gören işsiz vatandaş da tabi ki tepki gösterir, güven duyamaz...
Ne reform yaparsanız yapın, bu anlayış değişmezse, bu ekonomi de düzelmez... |