|
Gülden AYDIN
Gençlerbirliği-Galatasaray maçında keşfetti çoğumuz. Kameralar sık sık onu zoomladı.
Kimdi bu fanatik ve naif VIP? Abdurrahim Albayrak, 1954 Rize Kömürcüler Köyü'nde doğdu. Sekiz kardeşin en büyüğü. Ortaokuldan terk. Babası ilk Almancılar'dan. Çocukluğunda, sakızlardan çıkan Galatasaraylı futbolcuların resimlerini biriktirirmiş. Babası ne maça göndermiş ne de futbol okuluna. Babasından aldığı cevap her seferinde ‘‘Biz buraya top oynamaya değil, para kazanmaya geldik’’ olurmuş. Bir gün babasına ‘‘Karda kışta bu kadar çalıştıktan sonra aynı parayı Türkiye'de de kazanırım’’ demiş. Edirnekapı-Habibler hattında çalışan bir minibüs almış. Allah yürü ya kulum demiş. Vitesi beşlemiş, sollayıp statü atlamış. Ardında 3 bin 600 otobüslük bir filo, benzin istasyonları, GS Kulübü'nün Futbol Şubesi Sorumluluğu var. İşte Rizeli delikanlının mutlu sonla biten öyküsü.
Herşey sarı kırmızıdır. Binanın dış cephesini de o renk istedim ama mimar olmaz dedi. GS benim yaşamım. GS olmasa yaşamaktan zevk almam, yaşayamam. Zaten demişim, öldükten sonra herşeyim sarı kırmızı olsun. Mezar taşım da tabutum da.
Minibüsünüzü süslediniz mi, hani dikiz aynasına tilki kuyruğu asarlar?
- Çok süslüydü. Kuyruk falan değil de her tarafa sarı kırmızı püsküller asardım. Her gün bin lira para yapmadan yatmazdım. Ertesi gün Karagümrük'teki bankaya yatırırdım. Kardeşimi kebapçıda görmüşler, ona çok kızdım. Et bile almazdım, para gitmesin diye.
Ne kadar cimriymişsiniz?
- Çook. kuru ekmek, zeytin alır yerdim.
Evli miydiniz o zamanlar, çoluk çocuk ne yer içerdi??
- Evliydim ama burada tek başıma çalışırdım. Ailem memleketteydi. Kavurma pahalıydı, almazdım. Edirnekapı'da bir kahve vardı. Hava o kadar sıcaktı ki, su istedim. Şişenin dışı buğulanmıştı. 25 kuruştu. Suya baktım, paraya baktım. Yok, kalsın dedim. O sıcakta çeşmeden içtim. O şişedeki suyu alan adam yaşamamıştır herhalde. Öyle içime attım.
Pişman mısınız kendinize bu kadar kötü davrandığınıza?
- Pişman değilim. Öyle yapmasaydım bu günlere gelemezdim.
Bu huyunuz kesin devam ediyordur. Misafirin lokmasındadır gözünüz?
- Yemeği döken işçiyi çıkarırım. Az al, bir daha al! Doyana kadar ye ama çöpe dökemezsin.
Param var bir de statüm olsun diye mi kulüp yöneticisi oldunuz?
- Çok istiyordum, GS'a da hizmet ediyordum. Bütün servislerini ben verirdim. Çok sağolsun Yurdaşen Karahasan beni üye yaptı. Hiçbir zaman yönetici olmazsam çalışmam demedim ki. Birkaç yıl sonra Adnan Polat, Mehmet Cansun'la birlikte beni Futbol Şubesi Sorumlu Başkanı yaptılar. GS'da ilk defa yönetimde olmadığım halde böyle bir sorumluluk verildi.
Yeni konumunuzda hangi çelişkileri, duyguları yaşıyorsunuz?
- Çok zor. Geçenlerde Mesut Bey (Yılmaz), Bulgaristan Başbakanıyla birlikte yanıma geldi. Hemşehrim dedi, beni anlattı. Ben Başbakanla konuşamadığım için çok üzüldüm. Lisanım yok.
İsteseniz en iyi öğretmeni jetle getirtip ders alırsınız?
- Ben yine sabah 06'da kalkıyorum. İstanbul'da 70 bin kişiyi ben taşıyorum. Kar yağar, pazar sabahları kalkıp gelirim ki yanımda çalışan, patron yatıyor demesin. Bir hafta tatilim bile yok. Tırnaklarımla kazıyarak çıktım ama inmek o kadar kolay ki. Peşime mankenler taktılar, şuraya gidelim diye. Maçlardaki hırsım da bundan geliyor.
Zirvede, yabancı bir hayatın içinde olmanın başka problemleri yok mu?
- Hiç öyle insanlarla beraber olmuyorum ki. Hep eski arkadaşlarımlayım. Onlarla yemek yiyorum, vakit geçiriyorum. İki sefer merak edip Laila'ya gittim. Bir de baktım, kıyamet kopuyor. Bana göre değil.
Burnu büyüdü derler diye korktuğunuzdan mı?
- Hiç kopmadım ki. Kopsam inerim aşağıya. Arkadaşlarımı toplayıp maça götürürüm. Doğduğum köye çıkarım. Yalanla, dolanla, yapmacık şeylerle işim olmaz. Geldiğim yeri, yaşadığım sıkıntıları çok iyi biliyorum. İş olarak bir yere gelmişim, orada da arkadaşlarım var. Ama esas arkadaşlarım eski arkadaşlarım. Arama mesafe koymadım, herkes koy dediği halde.
Hemşehricilik yapıyor musunuz? İşyerinizde Karadenizliler mi çoğunlukta?
- 4 bin araba çalışıyor ama her vilayetten çalışan var. Memleket ayırımı yapmak ayırımcılık olur.
Karadeniz gibi dalgalı mısınız? Minibüsçüyken kavga döğüşe girdiniz mi?
- Yok, kaba kuvveti, silahı sevmem. Ama minibüsçülük dönemim çok kavgalı geçerdi. Yolcu kapma yüzünden. Yok sen beni geçtin, yok ben seni geçtim. İlkokulu bitiren, taşradan gelen minibüs alıyordu. Ehliyet ortaokuldan sonra alınınca seviye yükselecek.
GS'ın dışında özel bir zevkiniz mesela film seyretmek, yok mu?
- Yok, filmde uyurum. Şöyle uyumadan bir seyredemedim. Ama maç olsun, 24 saat seyredeyim. Maça giderim, arkadaşlarımla eğlencesine kağıt oynarım. Horon bile bilmem. Çalışmaktan oynamaya vakit bulamadım ki.
Yemekhanedeki kaşık çatallar kırmızıymış, evinizde de aynı mı?
- Herşey sarı kırmızıdır. Binanın dış cephesini de o renk istedim ama mimar olmaz dedi. Yorganım, battaniyem sarı kırmızıdır. GS benim yaşamım. GS olmasa yaşamaktan zevk almam, yaşayamam. Zaten demişim, öldükten sonra herşeyim sarı kırmızı olsun. Mezar taşım da tabutum da.
HEYECANDAN MESUT BEY'İN DİZİNi YUMRUKLUYORUM
Mesut (Yılmaz) Bey maçtan önce arar beni, ne olur heyecanlanma der. Hep korkar. Senden tek isteğim var, ne olur sakin ol, dedi. Maçta yanımda oturduğunda onu unutup fırlıyorum, sonra kusura bakmayın efendim diyorum. Bazen yine unutup dizine vuruyorum.
Bir gün de oğlu Hasan'a öyle sarılmışım ki düştü çocuk. Sakıp Ağa (Sabancı) da yanımdaydı. Mesut Bey, Allah'tan ki Sakıp Ağa'ya sarılmadın dedi.
Bir maçta da arkadaşımın boğazına öyle sarılmışım ki aaaa diye bağırmış, dil çıkmış dışarı, mosmor olmuş.
Bir önceki GS menejerimiz Mete Raziklioğlu'nu yanımdan çekmişler, dizine vura vura mosmor olmuş. Her topa vuruşumuzda bir tane vuruyordum dizine.
Bir önceki maçlarda yanımda oturduğu için sakat olanlar gösteriyorlar.
Avrupa kupası maçındayız. Ter su içindeyim. Biri yabancı dilde bir şeyler söylüyor. Küfrettiğini sandım. Çevirdiler ki, maçı değil beni seyrettiğini söylüyormuş. Geldi, sarıldı bana.
Camekanlı yere koydular bir kere beni. Ama kulağıma ses gelmiyor, tekrar iniyorum aşağı, tribüne.
Çapa'da profesör arkadaşım var, Celalettin Ertekin. Benimle birkaç kere maça geldi, korktu. Teskin edici ilaç almamı istiyor. O zaman da uyuşuyorum, maçın heyecanını hissetmiyorum. |