|
TÜRKİYE ekonomisi çok zor bir dönemden geçiyor. Kurlar serseri mayın gibi yukarı-aşağı zıplarken üretim hacmi giderek daralıyor. Bankalarımız küçülüyor.
Dün bankaların en iyi kredi müşterisi olanlar bugün kredilerini ödeyemeyecek duruma düştüler. Kısacası, işin içinden çıkılması zor bir dönem yaşıyoruz.
Böyle dönemlerde kaptanın rolü çok daha önemli hale geliyor. Tekne dalgalar arasında ilerlemeye çalışırken tayfanın ahenkli çalışması, kaptana güvenmesi ve yaşananlar ışığında tekneyi sakin sulara götürmek için yeni öneriler oluşturması gerekiyor. Kayalara çarpmamak için başka da bir seçenek yok. Çünkü, tekneyi dalgaların içine sokmuşuz bir kere...
ERDAL SAĞLAM YAZIYOR
Bu ortamda Erdal Sağlam'ın dün Hürriyet'te çıkan yazısını okuyunca kaygılarım daha da arttı. Erdal Sağlam ekonomi bürokrasisinde ahengin kalmadığını, bakanın kendini Hazine ve Merkez Bankası'na farklı mesafelerde tuttuğunu ve kendine yapılan önerileri, önerileri yapana göre farklı değerlendirdiğini yazdı. Yani, bakanın şimdiye kadar kaptanlık yapamadığını ima etti.
Bu yazının ne anlama geldiğini daha iyi anlayabilmek için önce Erdal Sağlam'ın kim olduğunu bilmek gerekir. Kendisini on beş yıldır tanırım. Uzun yıllar Ankara'da ekonomi muhabirliği yaptı. Ekonomi bürokrasinin tüm kurumlarında ve tüm kademelerinde tanıdıkları vardır. Dostlukları vardır. Gazetecilik yapacağım diye dostlarını kırmaz. Ama, ‘‘haber’’ yakaladığında da gazetecilik ilkelerinden ödün vermez. Onun yazılarıyla ve programlarıyla ekonomi bürokrasisinin nabzını tutarsınız. Kamuoyu ile ekonomi yönetimi arasında paha biçilmez bir aracılık işlevi görür.
Erdal Sağlam şimdi CNN-Türk televizyonunda Ankara Ekonomi Sorumlusu olarak çalışıyor. Hürriyet'te de ekonomi yazarlığı yapıyor. Yaz dönemi dışında mali piyasalarda çalışanlar, ihtiyaçları olduğu haberleri piyasalar açılmadan CNN-Türk'te Erdal Sağlam'dan öğrenirler. Bürokrasinin yapmaya çalıştıkları ve piyasalardan beklentilerini onun yazılarından ve televizyon programlarından öğrenirsiniz.
Yazdıklarında ve söylediklerinde dikkatlidir. İnsanları eleştirirken iki kez düşünür. İyi şeyleri aktarırken cesurdur. Kötüleri göz önüne sererken ince bir süzgeçten geçirir. Erdal'ın dünkü yazısının çok ince bir süzgeçten geçtiği çok belli. Belki de bu yazıyı iki ay önce yazmak istedi. Ama, bekleyip nazik bir konuda intibalarının doğru olup olmadığını zaman içinde görmek istedi. Görüşlerini artık kamuoyundan daha uzun süre saklayamadı.
OLASILIKLAR ALEYHİMİZE
Erdal, ‘‘Merkez Bankası'nın bakan tarafından yalnız bırakıldığını; eli-kolu bağlanmış bir Merkez Bankası'nın piyasalardan dayak yemesine bakanın seyirci kaldığını; koruyacağına, bakanın Merkez Bankası'nın dolaylı eleştirilmesine alet olduğunu’’ söylüyor. Yani, Bakan-Hazine-Merkez Bankası üçgeninde Merkez Bankası'nın ‘‘günah keçisi’’ durumuna düşürüldüğünü ima ediyor. Belli ki, Merkez Bankası olan bitenden çok rahatsız.
Bu izlenimlerin doğruluğundan hiç şüphem yok. O nedenle de kaygılandım. Bürokraside ortamın bu denli karmakarışık olması Türkiye'nin doğru işleri yapabilmesi olasılığını azaltıyor. Yanlışta ısrar edileceğinin olasılığını yükseltiyor.
Erdal'ın dünkü yazısını okumadıysanız, okumanızı tavsiye ederim.
|