|
Sedat ERGİN / ANKARA
Geçen salı günü yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısındaki önemli tartışmalardan biri, düşünce ve fikir açıklama özgürlüğünün çerçevesini çizen Avrupa Birliği ölçülerini konu alıyordu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, İspanya ve Almanya gibi ülkelerin anayasaları ve ceza kanunlarından örnekler vererek, Türkiye'deki sınırlamalara benzer düzenlemelerin pekálá bazı AB ülkelerinde de yer aldığını anlattı.
ÇITA BENZETMESİ
Orgeneral Kıvrıkoğlu, bu durumu ‘‘çıta’’ benzetmesiyle açıklıyor; ‘‘AB'deki normların çıtası örneğin 2 metreyse, bizim bu çıtaya bir itirazımız söz konusu olamaz. Ama yapılacak düzenlemeler 2 metrelik bu çıtanın üzerine de çıkmamalıdır. Biz bazı AB ülkelerindeki çıtayı aynen benimsemeye hazırız’’ diye konuşuyor. Tartışma şunu gösteriyor: MGK'da hükümet kanadı ile komutanlar arasında AB tam üyeliği yolunda atılacak adımlar ve bu çerçevede demokatikleşmenin sınırları tartışılırken, referans olarak sıkça AB normlarına atıf yapılıyor.
AB İLE KARŞILIK
Hükümetin özellikle ANAP kanadı, bu sınırları genişletmek isterken Avrupa normlarından yola çıkıyor. Nitekim, ANAP'ın sahiplendiği son Anayasa değişikliği taslağında tartışmalı 13. ve 14. maddelere getirilen değişikliklere duyulan ihtiyaç ‘‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uyum’’ gerekçesine dayandırılıyor. Asker kanat da benzer şekilde hükümetin bu yaklaşımlarına belli AB ülkelerinin anayasa ve yasalarından alıntılar yaparak karşılık veriyor.
PARTİ İÇİ DEMOKRASİ
Sonuçta, MGK'daki hükümet-asker tartışmasının ana eksenini, içeriğini büyük ölçüde AB normları, Avrupa ölçüleri belirliyor. Avrupa ölçüleri söz konusu olduğunda MGK'da geçen yıl gerçekleşen ve dışarı yansımayan bir tartışmayı da hatırlatmak ilginç olabilir. Bu ‘‘tek taraflı’’ tartışmada, yine sıkça AB normlarına atıf yapılıyor. Ancak, bu kez söz konusu normlar Avrupa demokrasilerinde çoğunlukla káğıda dökülmemiş olan ve daha çok gelenekle yürüyen parti içi demokrasiyi konu alıyor.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu, yaptığı çıkışta hükümet kanadına şöyle diyor: ‘‘Evet, her seferinde AB normlarından söz ediyorsunuz. İyi, ama biz AB normlarını siyasette de görmek isteriz.’’ Ardından şu soruyu yöneltiyor: ‘‘Hanginizin partisinde demokrasi kuralları tam anlamıyla işliyor?’’ Genelkurmay Başkanı, ardından şu eklemeyi yapıyor: ‘‘Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında bu salonda bizim oturduğumuz sol sıra devamlı bir şekilde değişiyor. Bizler görev süremizi tamamladığımızda yerimizi yeni gelen komutan arkadaşlarımıza bırakıyoruz. Ama sizler, yani masanın sağ tarafında oturanlar her zaman aynı kalıyorsunuz.’’ Orgeneral Kıvrıkoğlu, bu çıkışını bitirdiğinde hükümet sıralarından çıt çıkmıyor.
Aslında Orgeral Kıvrıkoğlu'nun siyasilere dönük bu mesajı yalnızca MGK toplantılarıyla sınırlı kalmıyor. Genelkurmay Başkanı, bu yöndeki ‘‘kuvvetli’’ görüşlerini ‘‘basına açıklanması kaydıyla’’ 2000 yılı nisan ayında kabul ettiği Yolsuzlukla Mücadele Derneği heyetine de aktarıyor.
MÜTHİŞ SÖZLER
O dönemdeki gazete arşivlerinde Orgeneral Kıvrıkoğlu'nun şu sözleri yer alıyor: ‘‘AB'ye aday olduğumuz bir dönemde siyaset ve siyasetçi Avrupa normlarına göre hazırlanmalı. Bu da siyasetçinin görevi. Avrupa'da arka arkaya seçimlerde küçülen partilerin genel başkanları görevde kalamıyor.’’ Önümüzdeki dönemde demokratikleşme alanında atılacak adımların ve AB normlarının MGK'da hükümetle askerler arasında bir tartışma zemini olmaya devam edeceği anlaşılıyor. Bu tartışmanın özünde şu paradoks da yatıyor. Sivil kanat demokratikleşme başlığında askeri geriletmeye çalışıp, bu arada ordunun konumu konusunda da Avrupa normlarını hatırlatırken, parti içi demokrasi başlığı söz konusu olduğunda, bu kez inisiyatifi üstlenen tarafın siyasiler olacağı anlaşılıyor. |