|
İzmir'deki Meslek Odaları Platformu tarafından F Tipi Cezaevleriyle ilgili hazırlanan raporda, sorunun, cezaevi tipinde değil ceza ve infaz politikalarında yattığı öne sürüldü.
Platformca hazırlanarak kitapçık haline getirilen raporda, İzmir Barosu, F tipi cezaevlerinin hukuksal, Mimarlar Odası mimari, Tabip Odası ise sağlık koşulları ile ilgili inceleme değerlendirme ve önerilerde bulundu.
77 sayfadan oluşan raporda, cezaevlerinin tarihçesine yer verilerek bugüne nasıl gelindiği anlatıldı. Türkiye'de cezaevleri sorununun dönemsel olmadığı, 1981 yılından bu yana çeşitli nedenlerle toplam 250 tutuklu ve hükümlünün hayatını kaybettiği belirtilen raporda, cezaevlerinin bir problem olarak kamusal alana yerleşmiş olmasının nedeninin, ortaya çıkan infaz anlayışından kaynaklandığı öne sürüldü. Raporda şöyle denildi:
"Bu nedenle de koğuş sisteminin tek başına böyle bir sonuç oluşturduğu düşünülemez. Sorun, cezaevi tipinin ne olduğuna bakılmaksızın, ceza ve infaz politikasında yatmaktadır. Reform açıklamalarıyla birlikte Adalet Bakanlığı, F Tipi Cezaevi projesi ile Avrupa standartlarının da üzerinde niteliklere sahip bir cezaevi yapı modeli geliştirdiğini belirtmektedir. Oysa öngürülen F Tipi Cezaevleri 'beş yıldızlı oteller' değil, 'tehlikeli suçlular' için öngürülen 'yüksek güvenlikli' bir infaz modelidir."
18.yüzyılda ilk "modern" cezaevlerinin kuruluşuyla birlikte hapishanelerin ve ceza infaz sisteminin nasıl olacağı tartışmalarının başladığına dikkat çekilen raporda, bu tartışmalar sonucu oluşan ilk ilkenin "soyutlanma" olduğu, cezanın yalnızca bireysel değil bireyselleştirici de olması gerektiği kaydedildi.
TÜRKİYE'DE 557 CEZAEVİ
Raporda, Türkiye'de şu anda 557 cezaevinin bulunduğu, 73 bin kapasiteli olan bu cezaevlerinde 72 bin kişinin kaldığı vurgulandı. Raporda, "Bu sayının 11 bininin terör suçlamasıyla, 2 bin kadarını mafya (çete) suçlamasıyla kalanlar oluşturmaktadır. Yani şu anda F Tipi uygulaması ile karşı karşıya kalacak olan toplam tutuklu hükümlü sayısı 13 bin olarak gözükmektedir" denildi.
Meslek Odaları Platformu'nun raporunda şöyle devam edildi:
"Şu anda, Türkiye'de, A, B ve C tipi cezaevlerinin yanı sıra K tipi cezaevleri, özel tip ve E tipi cezaevleri bulunmaktadır. Bunların dışında 350 kişilik cezaevi tipi ile birlikte 500 kişilik cezaevi tipi de vardır. 500 kişilik cezaevlerinin ilk örneğini oluşturan Kartal F Tipi Cezaevi, F Tipi cezaevleri tartışmasının konusunu oluşturan ilk uygulamadır."
MİMARİ YAPISI VE SAĞLIK KOŞULLARI
Raporda, TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun hazırladığı rapora da geniş yer verildi. İzmir Kırıklar F Tipi Cezaevi gözlemlerinin de anlatıldığı raporda, cezaevlerinin mimari yapısı değerlendirildi. Raporda, demokratik ülkelerde tehlikeli mahkum statüsünün objektif kriterlere göre saptandığı vurgulanarak, tehlikeli suçlular için planlanacak rejimdeki temel ilkeler şöyle sıralandı:
"Personel ile mahpuslar arasında var olan çatışma, düşmanlığın azaltılması, hiddet, düşmanlık ve hayal kırıklığı duygularının ifade edilmesi ve ihtilafların çözülmesine elverişli bir platform sağlamak. Mahpusların müstakilce davranabilmesine imkan verilmesi, tehlikeli tutuklulara mümkün olduğunca diğer tutuklulara uygulanan cezaevi kurallarının uygulanması. Güvenlik önlemlerinin, sadece kesinlikle gerekli olduğu noktada uygulanması."
F tipi cezaevlerinin, izolasyon dışı amaçlarla kullanılsa dahi sağlık açısından sakıncalar içerdiği kaydedilen raporda, tuvaletin aynı zamanda duş amacıyla kullanıldığı, kanalizasyona açılan çukurun olduğu ortamda banyo yapmanın hem kişisel hem de hücre hijyeni açısından enfeksiyonlara açık olması dolayısıyla sakıncalı olduğu belirtildi.
ÖNERİLER
Raporun öneriler bölümünde, cezaevlerinde nitelikli personel çalıştırılması ve infaz sisteminde pratikten gelen uzmanların da yer almasının gerektiği kaydedildi.
Kurum çalışanlarının ve tutuklu hükümlülerin yönetime katılma hakkı olması gerektiği savunulan raporda, şöyle devam edildi:
"Ayrı bir İnfaz Yargıçlığı kurulmalıdır. Ceza adaletinde, hapis cezası yerine başkaca tedbirler geliştirilmelidir. Cezaevlerindeki iç güvenlik-dış güvenlik çiftbaşlılığı sona erdirilmelidir. Tutuklu ya da hükümlünün, ihtiyacı olduğu zaman doktora ve sağlık hizmetine ulaşması sağlanmalıdır. Cezaevinde yaşayanlara verilen sağlık hizmeti, toplumun tüm bireylerinin aldığıyla denk olmalıdır. Yapılan tüm sağlık işlemlerinde mahkumun onayı, bilgilendirilmesi ve bu sürecin mahremiyeti gerekmektedir. Cezaevinde görev yapan sağlık hekiminin ya da sağlık personelinin mesleki bağımsızlığı sağlanmalıdır."
Raporun sonuç bölümünde ise, "Cezaevlerinin devleşen sorunsalı, toplumu dışlamadan, bir ceza-infaz reform planlaması içinde bütün ilgililerin süzgecinden geçirilerek, bilimsel yollardan modern çağın ceza ve infaz felsefesine uygun ihtiyaç programlarına dönük olarak planlanması ve insan hak ve onuruna yakışır içerikte inşa edilerek çözülmelidir" denildi. (aa) |