25/08/2001 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Otoyaşam
Seyahat
Gündem Son Güncelleme 05:00
25.08.2001
Yılmaz: Takvim tutmazsa AB rüyası biter

Yılmaz, Eylül’e kadar anayasa değişikliği için partilerarası bir mutabakat sağlanmaması durumunda AB ile ilişkilerin kopma noktasına gelebileceğini söyledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, CNN Türk'de Taha Akyol'un sorularını yanıtladı.  Yılmaz, Eylül ayının ortasına kadar anayasa değişikliği konusunda partilerarası bir mutabakat sağlanmaması durumunda AB ile ilgili takvimin tutulmasının mümkün olmayacağıın söyledi.

Yılmaz, "Bu takvimi tutmadığımız takdirde de AB ile ilişkilerimiz en azından 1 yıllık bir sarkmaya tabi olacak. Bu 1 yıl içerisinde de gerekli adımları atmazsak bundan sonra ilişkilerimiz kopma tehlikesi ile karşı karşıya. AB ile ilişkilerimde statüsü belirsiz bir konuma geleceğiz. Bana göre Türkiye'nin en fazla korkması gereken durum bu" dedi.

Yılmaz, "Ulusal güvenlik kavramının AB yolunda Türkiye'nin ilerlemesini engellemesi aşılmış oldu mu?" sorusunu, şöyle yanıtladı:

ULUSAL GÜVENLİK ENGELİ AŞILMALI

"Türkiye'nin AB ile ilişkileri bağlamında atması gereken belli adımlar var. Anayasamızda değişiklik yapmamız gerekiyor. Çeşitli yasalarda değişiklik yapmamız gerekiyor. Bu değişikliklerle her şeyden önce hak ve özgürlüklerin alanını genişletmemiz gerekiyor. Yani kendisi olağanüstü dönem Anayasası olan 1982 Anayasası, bizim AB ile ilişkilerimiz açısından çok ciddi bir engel oluşturuyor. Bu engelin aşılması için de belli maddelerde değişiklik yapılması lazım. Ama biz bu değişiklikleri yaparken çeşitli kişilerin ve kurumların çekinceleri var, itirazları var. Bu kurumlar içerisinde sivil var, asker var, çeşitli kurumlardan çeşitli kişilerden dile getirilen kaygılar var. Bu kaygıların özüne baktığınız zaman hep karşımıza ulusal güvenlik çıkıyor. Yani düşünce özgürlüğünün alanını genişletmek istiyorsunuz, ulusal güvenlik açısından sakınca ileri sürülüyor. Diğer özgürlüklerin alanını genişletmek istiyorsunuz, yine karşınıza ulusal güvenlik kavramı çıkıyor. Dolayısıyla ulusal güvenlik kavramı Türkiye'nin atması gereken adımların önünde bir engel olarak ortaya çıkıyor. Türkiye geçmişte çok olağanüstü dönemlerden geçti. Bu mücadele dönemlerinde gereken adımlar atılamadı.

Bölücü terör çökertildi, irtica mücadelesinde çok büyük bir mesafe alındı. Bu büyük mesafe sadece Türkiye yargısının değil, aynı zamanda uluslararası yargının kararıyla da başarıya ulaştı. Şimdi artık Türkiye'nin bu adımları atması için önünde hiçbir engel olmaması gerekiyor. Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan bir engel söz konusu olmamalıdır. Ama bu adımları çok süratli atmamazı gerektiren bir başka neden var, o da AB ile ilişkilerimizde gelinen noktadır."

ADIMLAR YETERSİZ BULUNABİLİR

Türkiye'nin hazırladığı Ulusal Program'ın AB'yi tatmin edip etmediği sorusuna Yılmaz, "En azından olumsuz bir tepkiyle karşılaşmadık" karşılığını verdi. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onların katılım belgesinde bize kısa vadede atmamızı istedikleri bazı adımları ulusal programda orta vadeye erteledik. Bazı konuları oldukça muğlak bıraktık. Ama netice itibariyle AB bizim ulusal programıza herhangi bir olumsuz tepki göstermedi. Diyebilirim ki, genelde olumlu karşılandı. Belki Türkiye'nin bu kadar adım atmasını da beklemiyorlardı.

Şunu söyleyeyim; AB ilerleme raporunda, Türkiye ile ilgili gelişmeler hiçbir zaman olumsuz olarak değerlendirilmez. Benim korkum, yapılan bazı ilerlemeler olmasına rağmen, yetersiz olduğunu ifade etmeleridir. Yetersiz olması, aslında olumsuz olması demektir. Korkmamız gereken budur. Ve açıkçası bu sefer böyle bir yetersizlik karşısında bizim ileri sürebileceğimiz mantıklı herhangi bir argüman söz konusu değil. Eğer bu adımları atamıyorsak o zaman Türkiye'nin yapısı, Türkiye'deki karar mekanizmaları bu adımları atmaya müsait değil demektir. Türkiye, AB standartlarında bir ülke olmak için gerekli siyasi iradeye sahip değil demektir."

OLUMLU RAPOR PİYASALARI ETKİLER

AB'nin Kasım ayı içerisinde açıklayacağı ilerleme raporunun olumlu çıkmasının kısa vadede ekonomik krizle mücadelede etkisinin ne olacağı sorusunu Yılmaz, "Olumlu bir ilerleme raporu hiç kuşkusuz hem Türkiye'deki iç piyasayı hem de uluslararası piyasaları fevkalade olumlu etkiler. Ama tek başına Türkiye'nin bu krizi aşmasına yeterli değildir. Bunun yanında Türkiye'nin bu krizi aşabilmesi için yapması gereken başka hususlar, başka beklentiler var, bunları da mutlaka karşılanması lazım" diye yanıtladı.

ANAYASAYA AYKIRI İKİLEM

Yılmaz , "MGK bildirisinde, partilerarası uzlaşma komisyonunun hazırladığı taslağın olgunlaştırılmasından bahsediliyor? Bu ne anlama geliyor?" sorusuna da şu karşılığı verdi:

"Kastedilen şudur; uzlaşma komisyonunda kabul edilen ve protokole bağlanan Anayasa değişiklikleri, henüz daha Meclis'teki tüm siyasi partilerin tam onayına sahip değildir. Şimdi bizim koalisyon ortaklarımız dahil tüm siyasi partiler, bu metin üzerinde yeni bir değerlendirme yapıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bir değerlendirmesi oldu bu konuda. Mesala uluslararası anlaşmaların yasalardan üstün olduğu, bu anayasa değişikliğinde açıkça ifade ediliyor. Sayın Cumhurbaşkanı, burada diyor ki, bizim anayasımıza göre, uluslararası anlaşmalar anayasa denetimine tabi değil, yani Anayasa Mahkemesi'ne gitmez. Dolasıyla burada bir ikilem, üzerinde ciddi düşünülmesi gereken bir durum ortaya çıkıyor. Uluslararası anlaşmalar Anayasa Mahkemesi'ne gidemeyeceğine göre, bunlara karşı dava açılamayacağına göre, Anayasa'ya aykırı bir hususun Türk hukuk sistemine girmesi kabul edilmiş olur ki, bunun ciddiye alınması lazım. Burada Genelkurmay'ın da verdiği bazı görüşler var. Onları da arkadaşlarımız değerlendiriyorlar. Onları da dikkate alacaklar. Ama önemli olan husus, bütün bu değerlendirmelerin sonunda ortaya çıkacak olan metnin, AB'nin olmazsa olmaz kriterlerine aykırı olmaması lazım."

PARTİ KAPATMA YENİDEN GÖZDEN GEÇECEK

"Parti kapatma konusunda askerlerin bazı duyarlılıkları olduğu yolunda basına zaman zaman görüşler yansıdığını ve bu konuda partilerarası komisyonun uzlaştığı metinde bir değişikliğin söz konusu olup olmadığının" sorulması üzerine de Yılmaz , "Bu konuda Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın da ifade ettiği, Genelkurmay'ın da ve sanıyorum sayın Cumhurbaşkanı'nın da katıldığı bir itiraz var. O da parti kapatmanın özel bir nisaba bağlanması, yani Anayasa Mahkemesi'nde belli bir oy çoğunluğuna bağlanmış olması hususu. Bunu sadece bu konuyla ilgili olarak değil, emsal teşkil etmesi açısından da yanlış olacağı şeklinde itirazlar var. Biz de bunu doğru gördük, yeniden gözden geçirilmesini doğru gördük" diye konuştu.

AB’YE MAHKUM DEĞİLİZ AMA…

Mesut Yılmaz, Taha Akyol'un "AB için bu kadar terlememize, bu kadar riski göze almamıza gerek var mı? Girmeyelim, niye bu kadar zorluyorsunuz bizi" şeklindeki sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"Türkiye hiç şüphesiz ki AB'ye mahkum bir ülke değil, ama Türkiye'nin geleceği için muhtemel senaryolar arasında bir seçim yaptığınız zaman, hiç tartışmasız Türkiye için en iyi gelecek, AB üyeliği senaryosudur. Bu tartışmaları yapabiliriz ama korkarım ki AB trenini kaçırmış oluruz."

TÜRKİYE BÖLÜNMEZ

"AB'ye girdiğimizde Kürtçe serbest olacak, Kürtçe yayın yapılacak. Türkiye'de tarikatlar, türbeler, tekkeler, zaviyeler, vakıflar serbest hale gelecek. Bu açıdan Türkiye tehlikeye girmez mi? Kürtçenin serbest bırakılması Türkiye'yi bölmez mi" sorusuna ise Yılmaz, şu yanıtı verdi:

"Çıkıp da açıkça ben AB'ye karşıyım diyenlere saygım var. Benim asıl korktuğum, 'biz AB'yi istiyoruz ama' diyenler. Bu amadan sonra bakarsınız hep Türkiye'nin özel şartları gündeme gelir. Artık süre işliyor. Ama biz hala başa gidip, hala bu amaları tartışıyoruz. Türkiye'nin özel şartlarını tartışıyoruz. İtiraf etmek lazım ki, güvenlikle özgürlükler arasındaki dengeyi hala akılcı bir biçimde kuramadık. Yani zannediyoruz ki özgürlükleri ne kadar daraltırsak güvenlik o kadar sağlam olur. Bu mantıkta giderseniz bütün özgürlükleri kaldırırsanız en güvenilir ülke olursunuz.

Ben Türkiye'nin hiçbir zaman bölünmeyeceğine inanıyorum. Türkiye'yi silahlı bölücü örgütler bile bölemedi. Türkiye'yi kimsenin bölmesi falan mümkün değil. Ama korkarım ki, Türkiye eğer çağdaş bir ülke olmaktan çıkarsa istikrarsızlığa o zaman düşer. Bu istikrarsızlığın da Türkiye'yi nereye getireceği şimdiden kestirmek mümkün olmaz. AB'ye karşı olanların kendi vizyonlarını açıkça ortaya koymaları lazım. AB'ye karşı olan bu direnişin altında ben başka şeyler görüyorum. Aslında statükonun değişmemesini arzulayan, statükonun sürmesini isteyen zihniyeti görüyorum. Batacağız, yıkılacağız, bölünüceğiz korkusuyla biz hiçbir yere varamayız. Bu gelecek korkusunu Türkiye'nin üstünden atması lazım."

ABD’NİN KÜRTÇE TV TALEBİ YOK

Yılmaz, bir soru üzerine, AB'nin Kürtçe televizyon konusunda bir talebinin olmadığını söyledi. Yılmaz, "Dil öğreniminin serbest olmasını istiyorlar. Hiçbir zaman bize, resmi yazışmalarda dilin kullanılması, eğitim dili olması gibi şartları yok. Dil konusunda zaten 12 Eylül öncesine kadar yaşanan serbestinin ihyası söz konusu. Dilini öğrenmek isteyenlere özel okullarda bu imkan sağlansın istiyorlar. Ferdi bir hak olarak kendi ana dilini kullanmasındaki yasakların kaldırılmasını istiyorlar. Şu anda bu konuda hukuki bir yasak yok" diye konuştu.

İDAM CEZASI KALKIYOR

'Yılmaz, idam cezası konusundaki bir soruya karşılık olarak da "Anayasa değişiklik paketinde, terör suçları ve Askeri Ceza Kanunu dışında ölüm cezası kaldırılıyor. Aslında bir ceza kanunu değişikliği söz konusu, bunda ölüm cezası zaten ağırlaştırılmış müebbet hapse bağlanıyor. Dolayısıyla bu ceza kanunu değişikliği olursa anayasa değişikliğine gerek kalmaz" dedi.

EN BÜYÜK ENGEL KAYITSIZLIK

Akyol'un "Mesut bey, ben sizi rahat görüyorum. Askerden bir engelleme gelir mi diye kamuoyunda bir işaret var, bu netleşsin diye son Ulusal Güvenlik çıkışını yaptınız. Sanki anayasa değişikliği olacakmış gibi bir iyimserlik görülüyor" sözleri üzerine de Yılmaz, şöyle konuştu:

"Hayır. En büyük engel bu konudaki kayıtsızlıktır. Yani, gerekli iradenin, gerekli kararlılığın olmamasıdır. Bakın, Meclis tatile girdiğinden bu yana 2 ay geçti. Henüz daha bu konuyu görüşüp nihai bir şekle getiremedik. Önümüzdeki günlerde gündeme getirmeyi düşünüyoruz. Eğer orada anlaşma sağlarsak ondan sonra muhalefet partileri ile görüşülecek, yeniden Uzlaşma Komisyonu bu değişikliklere göre bir değerlendirme yapacak. Ondan sonra, 17 Eylül'de Meclis'i erken toplantıya çağırırsak Meclis'in evvela komisyonlarında, sonra Genel Kurul'da görüşülecek. Yani, eğer yarın sabah bu işe soyunursak ucu ucuna Ekim ortasına yetiştirebiliriz."

LİDERLERİN GÜNDEMİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Yılmaz, önümüzdeki hafta bir liderler toplantısı olacağını tahmin ettiğini bildirdi. Toplantının anayasa değişikliği özel gündemli olacağını ifade eden Yılmaz, "Sayın Başbakan ile bu konuda mutabık kaldık. Sayın Başbakan, Sayın Bahçeli ile de görüşecek. Onun da programı uygunsa önümüzdeki hafta zannediyorum olur" dedi.

Muhalefettten bir engelleme gelip gelmeyeceğinin sorulması üzerine de Yılmaz, "Benim dileğim gelmemesi. Bazı sözcülerin bu konudaki demeçleri cesaret verici. Aslında bu değişikliklerin hiçbir partiye özel bir faydası yok. Türkiye'ye gerekiyor" diye konuştu.

TAKVİM TUTMAZSA  İLİŞKİLER KOPAR

Taha Akyol'un "Önümüzdeki hafta liderler anayasa özel gündemiyle toplanıyorlar. Ondan sonra da Meclis olağanüstü toplantıyla incelemeye başlıyor, ucu ucuna olacak" sözleri üzerine Yılmaz, şunları söyledi:

"Yani eğer Eylül ayının ortasına kadar bu konuda partilerarası bir mutabakat sağlanmazsa o zaman bu takvimi tutmamız mümkün olmaz. Bu takvimi tutmadığımız takdirde de AB ile ilişkilerimiz en azından 1 yıllık bir sarkmaya tabi olacak. Bu 1 yıl içerisinde de gerekli adımları atmazsak bundan sonra ilişkilerimiz kopma tehlikesi ile karşı karşıya. AB ile ilişkilerimizde statüsü belirsiz bir konuma geleceğiz. Bana göre Türkiye'nin en fazla korkması gereken durum bu. Taahhütlerini yerine getirememiş, verdiği sözleri yapamamış, sadece AB'ye üye olmak için değil, kendi insanı için gerekli iyileştirmeleri de yapamayan bir devlet durumuna düşecek."

 

 

 
(aa)


Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2001 Hürriyetim
www.hurriyetkurumsal.com