21/08/2001 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Otoyaşam
Seyahat
Yazarlar
20.08.2001
Serdar TURGUT
Demokrasiye hazır mıyız?

İÇ dinamikleri dışardan belirlenen ülkelerin yaşamında ‘‘kriz’’ kronik hal alır.

‘‘Kriz’’in kronikleştiği ülkelerde ise demokrasinin yaşaması imkánsız olmasa bile son derece güçtür.

Çünkü demokrasi önkoşul olarak kuvvetli ve gittikçe de büyüyüp, güçlenen bir orta sınıfın varlığını gerektirir.

Kronik krizler ise orta sınıfı yok edicidir ve onların yok olmasıyla birlikte de demokrasinin yaşaması imkánsızlaşır.

Cumhuriyetin kadroları Türkiye'de bir orta sınıfın sanayi kalkınma temelinde yaratılması işine 1945'te girmeye karar vermişlerdi.

‘‘İvedili Sanayi Planı’’nın dün anlattığım şekilde Amerika tarafından reddedilmesi üzerine bir büyük imkán elden kaçırıldı.

Dışa döviz bağımlılığının kurumlaşmaya başladığı yıl, demokrasiye de geçildi ve 2001 yılındaki ekonomisi ve siyaseti iflas etmiş ülkeye giden yolun kapıları sonuna kadar açıldı.

Türkiye 1946 yılında demokrasiye geçmeye hazır değildi.

Nüfusun ağırlıklı bölümünün yıllar boyu ezilmiş ve fakirleştirilmiş köylülükten oluştuğu bir toplumda demokrasi fiilen imkánsızdır.

1945 yılında atılmak istenen adım atılabilseydi Türkiye ekonomik yapısını daha sağlamlaştırmış, demokrasinin altyapısını daha güçlendirmiş bir ülke olabilecekti.

Demokrasiye erken geçilmesiyle birlikte paradoksal bir şekilde ülkenin gelecekte gerilemesinin de temelleri atılmıştır.

Demokrat Parti popülistti. Yöneticileri oy tabanlarını oluşturan köylülüğe taşralı zihniyetin üslubuyla konuşuyorlardı.

1990-2001 yılları arasında Türkiye'de yerleşik siyasetin tamamen iflas etmesi için gerekli her süreç 1946-60 döneminde başlatıldı.

Bugünün siyasetçilerinde görülen bütün hastalıklar o dönemde ilk kez ortaya çıktı, çünkü bu hastalıklar sadece kişisel tercihlerle alakalı değildir, bunlar bir sistemin ürünüdür, sistem o tür davranış biçimleri üzerine kurulmuştur.

***

Demokrasiye erken geçildi tespiti o dönemde köylülerin ilk kez gerçek vatandaşlık haklarından yararlanmaya başladıklarını ve ekonomik durumlarını geçici olarak düzelttiklerini görmekle çelişmez.

Bir tanesi bilimsel bir tespittir, onun verileri vardır. Diğeri ise ülkenin geldiği noktadan tarihine bakıldığında yapılmış olan bir gözlemdir, onun için de öne sürülecek veriler de olmakla birlikte bu tespit gayet tabii ki subjektiftir.

Ancak bugün hálá daha nüfusunun en fazla yüzde 5'inin Avrupa Birliği'ne üyeliğe hazır olduğu bir ülkede yaşamaktaysak, bugün ülkemiz Cumhuriyet tarihinin en kritik bir dönemecine gelmişse, tarihi tersine çevirip artık fakirleşmeye hazırlanıyorsak bunun nedenleri üzerinde de düşünmek, tartışmak hepimizin görevi olmalı.

Doğru adımları atmazsak bırakın çocukları, torunlar bile mutluluğun yaygın olduğu, geleceği güvenli ve tüm kurumları düzgün işleyen bir ülkede yaşama şansını kaybedecek.

Hayatını böyle bir ülkede yaşamayı düşleyerek geçirmiş ve belki de kişisel olarak kaybetmiş olan bizlerin hiç olmazsa bundan sonra doğru kararlar verilebilmesi için açık yüreklilikle tartışmamız, fikirler üretmemiz lazım.

Yoksa ekonomik krizi piyasa aşar, siyasi krizi ise seçimle aşarız dersek, bir kenara çekilirsek ikisinin de aşılmadığını, bilakis iki krizin daha da derinleşip içinden çıkılmaz hale geleceğini göreceğiz.

***

Nasıl ki 1946 dönemi şartlarında ülke demokrasiye hazır değildi, 1980 ortaları şartıyla ülke kontrolsüz piyasa ekonomisine de hazır değildi

1985 yılından 2000 yılına kadar bu ülkede kontrolsüz liberalleşme politikalarının övüldüğü, Türkiye'nin nasıl geliştiğinin anlatıldığı, Türkiye'nin nasıl da dünyanın ekonomik güçleri arasında yer almak üzere olduğunun iddia edildiği yüz binlerce yazı yazıldı.

Süpermarketteki malların çeşitliliğine bakılıp, ülke modernleşti denildi.

Bu sistemin iflas etmeye doğru gittiğinin ilk ciddi sinyalleri bundan 6 yıl önce verildi.

2 yıl önce sistem zaten çökmüştü, uzatmaları oynuyordu. O zaman yapılan ikazlar biraz olsun ciddiye alınsaydı, belki iflas edilmeden tehlike atlatılabilirdi.

2001 yılına gelindi ve birden herkes anladı ki o övülen şeyler birer balonmuş

Nasıl ki dövizde dış bağımlılığın kurumlaşmaya başladığı yılda demokrasiye geçilmesi siyasi krizleri başlatmışsa, memlekette üretimden vazgeçilmesiyle birlikte, tam da o konjonktürde borsanın açılması kararıyla da ekonomik balonun şişirilmesi sürecine son gaz verildi.

Üretimin olmadığı ülkede borsa da fiilen olamaz, olur denilirse işte ancak böyle olur ve sonucu da şu anda yaşadığımız gibi olur.

Öyle bir denklemden ancak büyük bir kriz çıkar, dolayısıyla başka ülkelerde orta sınıfı güçlendiren borsa bu ülkede sonuç itibarıyla ve yine paradoksal olarak orta sınıfı yok etmeye katkıda bulunmuştur.

Böylece maalesef Türkiye, tarihinin en kritik siyasi ve ekonomik krizine orta sınıfı yok olma sürecinde yakalanmıştır.

Fakirleşeceği kesin olan, orta sınıfı da tamamen yok olmak üzere olan bir ülkede demokrasiyi nasıl yaşatacağız bunun üzerinde düşünmek gerek.


Serdar TURGUT
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Neye güvenelim?
 
    Bekir COŞKUN
  Sokağa çıkın...
 
    Doğan HIZLAN
  Zeugma Müzesi'ni Packard Vakfı üstlendi
 
    Enis BERBEROĞLU
  Araba devrilmeden yapılan analiz
 
    Ercan KUMCU
  Çanak-çömlek edebiyatı
 
    Erkan ÇELEBİ
  900'lü hatları kapatma Kiribati'ye yarayacak
 
    Fatih ALTAYLI
  MGK'da kısır tartışması!
 
    Dr. Gündüz TEZMEN
  Karaciğerine mi sıçradı?
 
    Muharrem SARIKAYA
  58 günlük umut
 
    Mustafa KUTLAY
  ABD'den Türkiye'ye Bilişim'01 desteği
 
    Pakize SUDA
  Aldatmayıp da ne yapsınlar
 
    Yalçın BAYER
  Yalçın kardeşim sana vasiyettimdir
 
    Yasemin BORAN
  Merak ettikleriniz
 
    Güzin  Abla
  Sevdiğim Azeri uyruklu
 
    Korkut GÖZE
  Lastik patladı
 
    Yener SÜSOY
  Tarkan ingilizce söylesin
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2001 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com