21/08/2001 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Otoyaşam
Seyahat
Yazarlar
20.08.2001
Pakize SUDA
Aldatmayıp da ne yapsınlar
  
psuda@hurriyet.com.tr
 

ÇOK Sevgili ve de Sayın Erkek Kısmı,

Bugün, aslında hiç de ihtiyacınız olmadığı halde ancak fena halde içimden geldiği için bir konuda sizleri yüreklendirmek istiyorum.

Eşiniz, sevgiliniz, her neyinizse, hayatınızdaki kadını aldatma konusunda...

Aldatabilirsiniz. İnanın hiçbir mahsuru yok.

Günlük kaçamaklar mı istersiniz?

Kısa, orta, uzun ilişkiler mi?

Bu ilişkilerden boy boy çocuklar mı?

Hepsi serbest. Hatta eşinizden gizlemenize de gerek yok. Gözüne soka soka yapabilirsiniz. ‘‘Yok, böylesi daha heyecanlı oluyor’’ derseniz gizli saklı yapın.

Ama yapın. Mutlaka. Ömrünüzün son gününde hayıflanmamak için.

***

Bakın, eğer sırf eşinizden çekindiğiniz için kendinizi tutuyor iseniz, aptallık ediyorsunuz.

İnanmıyorsanız ufak bir deneme yapın.

Mesela, bir gün eve gece yarısı dönün. Eşiniz sorduğunda ‘‘Sevgilimden geliyorum’’ deyin. Doğruyu söylemenizin abes olacağını düşündüğünden büyük ihtimalle size inanmayacak, gülüp geçecektir. İnansa da hiç ummadığınız bir biçimde üstünüze gelmekten vazgeçecektir. Hele bir de ‘‘N'Olmuş yani?’’ şeklinde siz onun üstüne giderseniz kaymaklı kadayıf durumu doğmuş olur ki bir dahaki sefere ‘‘Hoşgeldin kocacım’’ diye karşıladığında hayrete düşmeyin.

‘‘Toplantı bu saate kadar sürdü’’ yalanına başvurduğunuz takdirdeyse, üstünüze gelmeye devam edeceğini göreceksiniz ki defalarca görmüşsünüzdür zaten.

***

İstediğiniz kadar ileri gidin.

Mesela evi barkı birkaç seneliğine terk edip sevgilinizle yaşayın. Geri döndüğünüzde eşinizle ilişkinize kaldığınız yerden devam edeceğinize emin olabilirsiniz. Hatta daha iyi bir noktadan başlayacağınızın garantisini verebilirim.

Diyeceğim, eşinizin gazabından korkmayın. Kadının bu hususta gazaba gelmesi masal gibidir; yıllardır anlatılır durur ancak aslı astarı yoktur.

Kadın kısmının öfkesi umumiyetle ortada fol yok yumurta yokken had safhada seyretmekte,

‘‘Neredesin?’’

‘‘Kimdi o?’’

‘‘Neden geciktin?’’
gibi sorularla kendini gösteren, ‘‘Boşanırım senden’’ gibi tehditlerle sürüp giden nöbetler, ortaya gerçek bir ilişki çıktığında balon gibi sönmektedir.

Yani aldatırken içiniz rahat olsun.

Bilin ki aldattığınızın ortaya çıkmasıyla karınızın gözünde itibarınızın tavan yapması bir olacaktır. O andan itibaren ne bulunmaz Hint kumaşı olduğunuzu kendi gözlerinizle göreceksinizdir.

‘‘Ben neymişim be abi’’ diyecek, bu haltı daha önce karıştırmadığınıza pişman olacaksınızdır.

Olmayın. Zararın neresinden dönülse kárdır. Tek gülle ömür geçirip göçüp gidenleri düşünün ve halinize şükredin.

***

Tuhaf mı yazdıklarım?

Hiç de değil.

Biz kadınlar rekabeti severiz. Bizi aşka getirmek, hayatımızdaki yerinizi sağlamlaştırmak istiyorsanız, karşımıza rakip çıkaracaksınız.

İtirazı olan etrafına şöyle bir baksın. Ben baktım yazmadan. Senelerdir de bakıyorum. Hiç aldatıldığını duyar duymaz mahkemeye koşup kocasını boşayan kadına rastlamadım.

Hiç yoktur demiyorum. Vardır elbet. Yüz kişide beş kişi.

Buna karşılık kocasını çok sevdiğini aldatıldıktan sonra anlayan nice kadına rastladım.

Kadınlar kızacak şimdi.

Kızmayın.

‘‘Kişi kendini bilmek gibi irfan olamaz.’’

***

Aslında yazı sona ermiştir. Bundan sonrası, erkeklerden yana olduğum zannıyla teessüflerini bildirmeye niyetlenen kadın okurlarım içindir.

Sevgili protestocular,

Erkeklerden yana değilim. Sadece siz habire affederseniz onlar da habire aldatırlar demek istiyorum.

Biliyorum affetmek için bir sürü sebebiniz var. Çocuk, ekonomik, şu, bu. Tamam kabul ediyorum ama siz de şunu kabul edin: İnsan asla bedelini ödemeyeceğini bilirse karşısındakini daha rahat ve sık incitir.

Ha, hırsızın hiç mi suçu yok? Olmaz mı. Ama adı üstünde ‘‘Hırsız.’’ Hatta hırsızoğlu hırsız.

Hırsızlık yapmakla iyi ediyor demiyorum ki. Affetmeyin şu hırsızı diyorum.


MIŞ-MUŞ


Ayşe Hatun Önal, ‘‘Aşka vaktim yok’’ demiş.

Vakti olmadığından 937'ncide tıkandı kaldı kızcağız.

*

Hafta sonları Ankara boşalıyormuş.

Hafta sonları sahil güvenlik meselesini yerinde tartışmaya gidiyorlar.

*



Erdal İnönü, ‘‘Tarkan'la kulvarlarımız farklı’’ demiş.

Ne kulvarı? Erdal Bey henüz eli arkasında pistin kenarından bakıyor.

*

Tayyip Erdoğan gündüz ailesiyle haremlik selamlık tatil yapmış, akşam da bir düğünde yarı çıplak şarkıcının elini sıkmış.

Adam kendi başına mozaik.


Pakize SUDA
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Neye güvenelim?
 
    Bekir COŞKUN
  Sokağa çıkın...
 
    Doğan HIZLAN
  Zeugma Müzesi'ni Packard Vakfı üstlendi
 
    Enis BERBEROĞLU
  Araba devrilmeden yapılan analiz
 
    Ercan KUMCU
  Çanak-çömlek edebiyatı
 
    Erkan ÇELEBİ
  900'lü hatları kapatma Kiribati'ye yarayacak
 
    Fatih ALTAYLI
  MGK'da kısır tartışması!
 
    Dr. Gündüz TEZMEN
  Karaciğerine mi sıçradı?
 
    Muharrem SARIKAYA
  58 günlük umut
 
    Mustafa KUTLAY
  ABD'den Türkiye'ye Bilişim'01 desteği
 
    Yalçın BAYER
  Yalçın kardeşim sana vasiyettimdir
 
    Yasemin BORAN
  Merak ettikleriniz
 
    Güzin  Abla
  Sevdiğim Azeri uyruklu
 
    Korkut GÖZE
  Lastik patladı
 
    Yener SÜSOY
  Tarkan ingilizce söylesin
 
    Serdar TURGUT
  Demokrasiye hazır mıyız?
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2001 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com