|
DOLAR kuru zıplayınca moraller bozuluyor. Kurlar biraz düşünce de moral buluyoruz. Uygulanmaya çalışılan kur rejiminin artık oturduğunu sanıyoruz.
Kurlar her ay en az bir kez fırlıyor. Her çıkıştan sonra dolar kuru 100 bin lira kadar yukarıda istikrar buluyor. Örneğin, iki ay önce dolar kurunun 1 milyon 200 bin liranın altına düşüp düşmeyeceği konuşuluyordu. Şimdi, dolar kurunun 1 milyon 400 bin liranın altına düşme olasılığının olup olmadığı sorgulanıyor.
Kurların ani çıkışına Merkez Bankası seyirci kalınca yedi ticari banka Merkez Bankası'nın da teşviki ile bir ‘‘çanak’’ oluşturdu. Döviz kuruna bu bankalar müdahale ediyorlar. Sattıkları dövizi bu bankalar Merkez Bankası'nın arada bir açtığı döviz ihalelerinden alacaklarını umuyorlar. Bu şekilde döviz kurlarında kalıcı bir istikrar sağlanabileceği düşünülüyor. Kısacası, şu sıralarda Merkez Bankası'nın döviz piyasasındaki görevini yedi banka üstlenmiş durumda.
ÇALIŞIR MI?
Çanak sistemi bir süre çalışıyormuş gibi görünebilir. Örneğin, döviz kurlarının son çıkışında bu sistem çalıştı. Çalışınca da, ‘‘Piyasa kendi kendine istikrara kavuştu’’ gibi demeçler verildi. Halbuki, piyasayı bir süre sakinleştiren piyasanın kendi değil, Merkez Bankası rolüne soyunan yedi bankaydı. Yaptıkları işi pek sevdikleri de söylenemez.
Çanakçılar bu oyunu uzun süre devam ettiremezler. Bu sistemi devam ettirmek sistemin kendi mantığına aykırıdır. Döviz kurunun çıktığı bir dönemde kendi iç hesapları nedeniyle yedi bankadan beşi rollerini oynamak istemeyebilirler. Diğer ikisi açıkta kalır. Kandırılmış olurlar. Çanak kırılır.
Bir başka ortamda, yedi bankanın sattıkları dövizleri Merkez Bankası'ndan başka yollarla almaları mümkün olmayabilir. Bu şekilde açığa düşmüş olurlar. Sattıkları dövizi yerine koyamazlar. Çanak yine kırılır. Döviz kurlarını aşağıya çekiyoruz derken yukarı fırlatırız. Çanakçı bankaları da çok zor durumlara düşürürüz. Yaratılacak durum bundan önceki piyasa yapıcılığı sisteminin çöküşüne benzer.
Bunlar gibi ‘‘çanak’’ sisteminin çalışmayabileceği yönünde sayısız senaryolar üretebiliriz. Orta dönemde, bu senaryolardan biri mutlaka gerçek olacaktır. Çünkü, bir ekonomide Merkez Bankası'nın üstleneceği sorumlulukları başka hiçbir kurum üstlenemez. Üstlenirse, sonu hüsran olur.
ZAMAN KAYBI
Çanak sistemi IMF'ye verilen taahhütler çerçevesinde Merkez Bankası'nın yapması gerekenlerin başka kurumlara ihale edilmesidir. Fakat, sistemin çalışabileceğine olan güvenin olmaması da yapılanların kalıcı etkisini azaltmaktadır. Yani, kurların istikrarı için gerekli ‘‘güven’’ unsuru oluşturulamamaktadır. İstikrarsızlık devam etmektedir.
Kurların her çıkışına ‘‘normal’’ nitelemesi yapmanın da ciddiyeti kalmamıştır. Her ülkede kurlar ‘‘overshoot’’ eder (istikrara geleceği seviyelerin üzerine fırlar) söylevi de ciddiyetini kaybetmiştir. Çünkü, kurlar bizde devamlı ‘‘overshoot’’ etmektedir.
Geldiğimiz noktada ‘‘çanak-çömle’’ ve ‘‘siyasiler güven vermiyor’’ söylevleriyle zaman kaybedileceğine daha ciddi önlemlerin alınması gerekmektedir. Aksi takdirde, Türkiye'nin giderek fakirleşmesini engellemek ileride çok daha zor olacaktır.
Yanlış ortamlarda yanlış işler yapıyoruz.
|