|
ANKARA'dan Fikret Bila'nın meselenin taraflarına dayanarak aktardığı bilgiye göre, Mesut Yılmaz'ın başlattığı ulusal güvenlik tartışması bugünkü Milli Güvenlik Kurulu'nun asıl gündemini oluşturacak...
Ankara'yı biraz biliyorsak, MGK'nın başladığı saate kadar köprülerin altından çok su akar ama, Mesut Yılmaz'ın parti kurultayında açtığı tartışmayı gerçek zeminine taşımaktan başka çaresi yok gibi gözüküyor.
Yani Mesut Yılmaz bu oyunda biraz eli mecbur katılımcı sayılır.
Oysa askeri kanadın tavrı, içerik/üslup/doz ekseninde üç önemli yol kavşağına işaret edecek: 1) AB raporunu etkileyecek Anayasa değişikliği paketinin kaderi belli olacak. 2) TSK ve hükümet ilişkilerinde ya normalleşme yaşanacak veya kriz daha da tırmanacak. 3) MHP ve ANAP arasında yaşanan örtülü gerginlik giderilecek veya iyice aşikár hale gelecek.
Üstelik işimize pek gelmese de, para piyasaları siyasi gelişmeleri anlayabildiği ölçüde yorumlayarak yön bulacak...
* * *
Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur misali, bu kez endişemizi Milli Güvenlik Kurulu öncesinde kayda geçirmeyi uygun bulduk...
Genelkurmay Başkanlığı'nın Mesut Yılmaz'a yanıtını defalarca okuduktan sonra, tıpkı Başbakan Bülent Ecevit gibi ekonomi politikasına dönük eleştirilere takıldık, kaldık... İlk bakışta Beyaz Enerji soruşturması odaklı hesaplaşma ifadesi gibi gözükse de daha derinde yatan analizi sezer gibiyiz... Türk Silahlı Kuvvetleri ülke ekonomisindeki kötü gidişin asayişe dönük olumsuz etkisinden korkuyor gibi geldi bize...
Risk, tehlike, tehdit... Türk Silahlı Kuvvetleri genellikle riskin açık tehdide dönüşmesine izin verme eğiliminde değildir. Dolayısıyla artık günlük sohbetlere malzeme edilen ‘‘sosyal patlama’’ korkusunun askeri dile tercümesinin farklı olması kaçınılmaz... Askere göre, ekonomik kriz sonucunda artan işsizlik, iflaslar yasadışı örgütlere zemin kazandırabilir. Örgütlerin halk hareketi olarak algılanacak eylemlerine imkán verebilir.
Asker gözlüğünden bakıldığında Mesut Yılmaz'ın açtığı tartışmanın Genelkurmay açıklamasında olduğu gibi ayrılıkçı ve irticai örgütler ekseninde yorumlanması işte bu korkunun eseri... Dolayısıyla askeri kanadın-tıpkı Mesut Yılmaz gibi-geri adım için manevra alanı yok.
* * *
Temel politikalarda bile anlaşmazlık devlet yaşamında görülmemiş olay değildir. Fransa'nın Korsika politikası, suikastlar, İçişleri Bakanı'nın istifası, patlayan bombalar altında oluşuyor.
Korkunun ecele faydası yoktur.
KARŞI GÖRÜŞ-KATKI
‘‘Haftalardır faizin nasıl düşürüleceği her platformda tartışılıyor, herkes konuşuyor programlar uygulanıyor fakat faizler düşmüyor; niye? Bir kimse veya kuruluşun veya devletlerin borçlanma ihtiyaçları varsa ve bu ihtiyaç günden güne artıyor, alınan borçlar karşılığında da üretim yapılmıyorsa, artan riskle birlikte borçlanma faizinin yükseleceği gayet tabiidir. Bu yükselişin önüne geçmek ancak borçlanma ihtiyacının azalması ile olabilir. Reel sistem şu anda üretim yapmıyorsa vergi gelirlerinin düşeceği de tabiidir, dolaylı vergilerde yapılacak artışlarda o malın tüketimi ile ters orantılı olmaktadır. (Misal; benzin 685 bin TL iken Aliağa rafinerisinden 700 tanker/gün satış yapılırken bugün bu miktar 200 tanker/güne düşmüştür. Yani siz benzini 2 milyon da yapsanız 685 bin TL zamanındaki dolaylı vergiyi toplayamazsınız! Bu gibi durumlarda borçlanma ihtiyacını azaltmak ve üretici piyasalara kaynak yaratmak, ancak devletin tasarruf yapması ile mümkün olacaktır... Borçlanma ihtiyacı azalan devletin faiz yükü de borcu da zaman içinde azalacaktır. Devlete para satamayan bankalar da üreticilere kredi açarak ister istemez üretimin artışına katkı verecekler ve tabii formatlarına dönecekledir. Yoksa zirve toplantıları veya zorlayıcı tedbirlerle faiz değil yalnızca Türk Lirası'nın değeri düşer. Arjantin bu işte geç kalmış ve bütün kredileri tükendikten sonra sıfır borçlanma demiştir. Halbuki üç yıl evvel bu tedbirleri almış olsa idi belki de bugünkü durumuna gelmezdi...’’ (Bumin Ulusoy/Yüksek Mühendis)
|