21/08/2001 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Otoyaşam
Seyahat
Gündem
20.08.2001
Fatih ALTAYLI
MGK'da kısır tartışması!
  
 

MESUT Yılmaz haftalardır bütün Türkiye'ye tartıştırdığı ‘‘ulusal güvenlik’’ konusunu, bugün toplanacak MGK gündemine ‘‘galiba’’ getirmiyor.

Bu konuyu Mesut Yılmaz ile sert bildiriler aracılığıyla kamuoyu önünde tartışan askerler de konuyu Milli Güvenlik Kurulu'nun gündemine ‘‘galiba’’ getirmiyorlar..

Her iki taraf da konuyla ilgili olarak ‘‘Konu açılırsa konuşuruz’’ tavrını benimsemişler.

Bülent Ecevit ve Devlet Bahçeli ise bu konuyu hiç ama hiç tartışmamak taraftarıymışlar.

Parti kongresinde başlayan, gazete manşetleriyle süren, televizyon programlarıyla odalarımıza giren tartışma, asıl yapılması gereken yere taşınmıyor.

Tartışmanın iki tarafı da topu birbirlerine atarak ‘‘Gündeme getirilirse konuşuruz’’ diyorlar.

Türkiye'nin önünü tıkayan sorun olarak lanse edilen bu konu Milli Güvenlik Kurulu'nda tartışmayacak da, annemlerin ‘‘altın günü’’nde mi tartışılacak?

Aslında galiba orada tartışılırsa daha ciddi ele alınacak gibime geliyor.

Annem soracak, ‘‘Safiye hanımcığım ne dersiniz, bu ulusal güvenlik meselesi Türkiye'nin önünü tıkıyor mu?’’

Safiye
Teyze yanıtlayacak: ‘‘Vallahi öyle bir anda yanıt vermem mümkün değil. Bizim oğlanlara söyledim okulda bu konuda bir çalışma yapıyorlar. Önümüzdeki ay Edibe hanımlarda toplanınca daha detay bilgi verebilirim.’’

Annem tatmin olmayacak ama raporu bekleyecek.

Eğer hepimizin günlerdir tartıştığı bu önemli mesele MGK'da gündeme gelmiyorsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin olaya bakışı ancak bu kadar ciddidir.

Türkiye'nin sorunlarını her yerde tartış ama MGK'da tartışma.

Bunları tartışmıyorsanız, o zaman MGK'da ne konuşacaksınız?

Taze soğanla yapılmış ‘‘kısır’’ın daha lezzetli olup olmadığını mı, kazak örerken kol ağzını nasıl açmak gerektiğini mi?

Sınırsız Sorumlu Tarkan sigortası


SOSYAL devlet olamayınca böyle olunuyor. Dün Hürriyet'in manşetinde bir haber:

‘‘Hasta yatağında Tarkan'ı bekliyor.’’

Lösemi hastası bir genç kızımız Tarkan hayranı ve Hürriyet Tarkan'ın bu genç kızımızı ziyaret ederek moral vermesini istiyor.

Buraya kadarı normal. Ama bir de sonrası var. Talihsiz kızın babası ‘‘Esra'yı kurtarabilmek için 150 milyara ihtiyaç var’’ diyor.

Yeşil kartları varmış ama ilaç için peşin ödeme gerekiyor o yok.

Şimdi kendinizi Tarkan'ın yerine koyun. 150 milyarı verip kızın tedavisini üstlense bir türlü, üstlenmese başka türlü.

Ne yapsın Tarkan.

Bugün bu kızcağızı kurtardı.

Ya yarın.

Ülkenin sağlık sigorta sistemini varlıklı olduğu düşünülen tanınmış insanların üzerine kurabilir misiniz?

Elbette ateş düştüğü yeri yakıyor, elbette keşke Tarkan'ın veya diğer şöhretlerin bu durumdaki on binlerce kişi tedavi ettirecek gücü olsa ama yok. Ayrıca da mecbur değiller ki!

Bu iş devletin işi. Anayasa'da yazdığı gibi ‘‘sosyal devlet’’in işi.

Bu sorunları öngörüp çözüm yollarını üretmek bu ülkeyi yönetenlerin çözmesi gereken mesele.

Ama Tarkan'lar, Hülya Avşar'lar, kendi paylarına bir şeyler yaparlar ama sorunu çözemezler.

Çözmelerini de isteyemeyiz.

Eğer böyle bir çözümden yana isek, bu ülkenin sosyal güvenlik kuruluşlarını lağvedelim.

Herkes kendine birini bulsun.

Kimi Tarkan hayranı olarak kendini sosyal güvenceye alsın, kimi Hülya Avşar, kimi İbrahim Tatlıses.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nı da onlara ‘‘organizatör’’ yapalım. Yapalım ki, onlar da batsınlar!

MESAJ


HÜRRİYET'in dünkü beşinci vites köşesi Türkiye'yi yönettiğini zannedenlere ders verir nitelikteydi.

‘‘Otomobil satışları bıçak gibi kesilince otoda vergi geliri yüzde 70 düştü.’’

Az buz haber değil.

Bahsedilen miktar birkaç milyar dolar.

Devletin kaybı bu.

Normal yönetilen, biraz aklı olanların işbaşında olduğu bir ülkede ne yapılır? Vergi oranları biraz düşürülür, piyasanın bir miktar canlanması sağlanır ve kayıp azalır değil mi?

Türkiye'de öyle olmaz.

Vergi geliri düştü mü?

Düştü. Oranları arttır.

Mecburen almak zorunda olan oyulsun.

Gerisi kaybolsun.

Türkiye'nin ekonomisi ne yazık ki, ekonomiyi yaşamayan Ankara'dan yönetiliyor.

O yüzden de böyle kötü gidiyor.

Adamların dünyadan haberi yok. Son 50 yıldır çarşıya çıkmamış, kendi için alışveriş yapmamış bir başbakanımız var.

Çoluğu çocuğu da yok ki, olanı biteni o anlatsın.

Bir lokma bir vaziyeti idare edecek takım elbise, çay, şeker ve sigara.

İşte Başbakan'ın ekonomisi.

Bunlar varsa, ekonomi tıkırında.

Sonra: ‘‘Ankara'da çok lamba var. Burası Las Vegas'a döndü.’’

Keşke Ankara Las Vegas'a dönse.

Her iki manada da.

Hem biraz canlansa.

Hem de millete kazanma şansı verse.

Las Vegas'da kazanma şansı matematiksel oranlara bağlı.

Ankara'nın aldığı kararlarla vatandaşın kazanma şansı ise sıfır.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?


Dolar alanın eli yanar diyenler, dolar almayanların külliyen yandığını fark ettiği zaman.

Fatih ALTAYLI
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Neye güvenelim?
 
    Bekir COŞKUN
  Sokağa çıkın...
 
    Doğan HIZLAN
  Zeugma Müzesi'ni Packard Vakfı üstlendi
 
    Enis BERBEROĞLU
  Araba devrilmeden yapılan analiz
 
    Ercan KUMCU
  Çanak-çömlek edebiyatı
 
    Erkan ÇELEBİ
  900'lü hatları kapatma Kiribati'ye yarayacak
 
    Dr. Gündüz TEZMEN
  Karaciğerine mi sıçradı?
 
    Muharrem SARIKAYA
  58 günlük umut
 
    Mustafa KUTLAY
  ABD'den Türkiye'ye Bilişim'01 desteği
 
    Pakize SUDA
  Aldatmayıp da ne yapsınlar
 
    Yalçın BAYER
  Yalçın kardeşim sana vasiyettimdir
 
    Yasemin BORAN
  Merak ettikleriniz
 
    Güzin  Abla
  Sevdiğim Azeri uyruklu
 
    Korkut GÖZE
  Lastik patladı
 
    Yener SÜSOY
  Tarkan ingilizce söylesin
 
    Serdar TURGUT
  Demokrasiye hazır mıyız?
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2001 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com