21/08/2001 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Otoyaşam
Seyahat
Gündem
20.08.2001
Oktay EKŞİ
Neye güvenelim?
  
oeksi@hurriyet.com.tr
 

İKİDE bir kafamıza takılan bir konu dünkü Hürriyet'in ilavesinde yine karşımıza çıktı:

Avrupa Birliği üyesi ülkelerde 1973'ten beri düzenli olarak yapılan Standart Avrupa Barometresi araştırmasıyla bu ülkeler kamuoyunun çeşitli konulardaki eğilimleri saptanmış.

Yerimiz dar olduğu için sadece ‘‘kurumlara güvenilirlik’’ konusuyla ilgili sonuçları ele alacağız. Zaten yıllardır kafamıza takılan da bu ‘‘güvenilirlik’’ araştırmalarıdır. Çünkü biz bu araştırmaların bir şeyler gösterdiğini ama gerçeğin tamamını göstermediğini düşünürüz.

Dün yayınlanan araştırmaya göre Avrupa'da en çok güven duyulan kurumlar sırasıyla ordu, polis, eğitim sistemi, (Kızılhaç gibi) gönüllü yardım kuruluşları, Birleşmiş Milletler, radyo, televizyon, kilise, adalet sistemi, kamu yönetimi, sendikalar, dernek ve vakıflar, parlamento, basın, büyük şirketler ve son olarak da siyasi partiler imiş. Ordunun puanı 100 üzerinden 71, parlamentonunki 42, basınınki 35, partilerinki 18 imiş.

Türkiye'de ise en başta 75 puanla Cumhurbaşkanlığı geliyormuş. Onu 72 puanla ordu ve sonra da sırasıyla polis teşkilatı, Anayasa Mahkemesi, Diyanet İşleri Başkanlığı, Meclis Başkanlığı, medya, Başbakan, parlamento, muhalefet partileri ve 7 puanla milletvekilleri izliyormuş.

Türkiye'de medyanın (yazılı ve sözlü, görüntülü basının) puanı 26, Başbakan'ınki 12, parlamentonunki 10 imiş.

Hemen belirtelim:

Hangi ülkede bir ‘‘güvenilirlik’’ araştırması yapsanız üç aşağı beş yukarı aynı sonucu alırsınız.

Yani demek istiyoruz ki, kimse bu araştırma sonuçlarına bakarak kendisine veya kendi kurumuna aşırı payeler biçmesin. Keza kimse ‘‘Bitmişiz de haberimiz yokmuş’’ diye dövünmesin.

Örnek verelim:

Prof. Dr. Edmund Lambeth'in ‘‘Committed Journalism’’ isimli kitabında yayınlanan, 1984'te ABD'de yapılmış bu tür bir araştırmaya göre:

O tarihte ABD'deki kurumların en güvenilir olanı tıp dünyası imiş, sonra sırasıyla bilim adamları, askerler geliyormuş. Onları ABD Yüksek Mahkemesi, bankalar, din kurumları, eğitim, hükümet, medya, kongre (parlamento), sendikalar izliyormuş.

Gördüğünüz gibi askerler, Yüksek Mahkeme, din kurumları hayli yukarıda... Medya, parlamento diplerde.

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı'nın Türkiye'de yaptığı ve Şubat 2001'de açıklanan araştırmada sıranın Silahlı Kuvvetler, AKUT, üniversiteler, eğitim kurumları, muhtarlıklar, polis, yargı sistemi, sendikalar, belediyeler, Kızılay, basın, merkezi yönetim, parlamento ve siyasi partiler diye dizildiği görülür.

Öteki örnekleri de yarın verip, ‘‘Neden bu resim gerçeği tam göstermez’’ onu anlatmaya çalışacağız.


Oktay EKŞİ
Tüm yazıları
    Bekir COŞKUN
  Sokağa çıkın...
 
    Doğan HIZLAN
  Zeugma Müzesi'ni Packard Vakfı üstlendi
 
    Enis BERBEROĞLU
  Araba devrilmeden yapılan analiz
 
    Ercan KUMCU
  Çanak-çömlek edebiyatı
 
    Erkan ÇELEBİ
  900'lü hatları kapatma Kiribati'ye yarayacak
 
    Fatih ALTAYLI
  MGK'da kısır tartışması!
 
    Dr. Gündüz TEZMEN
  Karaciğerine mi sıçradı?
 
    Muharrem SARIKAYA
  58 günlük umut
 
    Mustafa KUTLAY
  ABD'den Türkiye'ye Bilişim'01 desteği
 
    Pakize SUDA
  Aldatmayıp da ne yapsınlar
 
    Yalçın BAYER
  Yalçın kardeşim sana vasiyettimdir
 
    Yasemin BORAN
  Merak ettikleriniz
 
    Güzin  Abla
  Sevdiğim Azeri uyruklu
 
    Korkut GÖZE
  Lastik patladı
 
    Yener SÜSOY
  Tarkan ingilizce söylesin
 
    Serdar TURGUT
  Demokrasiye hazır mıyız?
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2001 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com