Ama “Toprak çiftini niye kaybettik?” diye sorunca, o pozisyona düştüm.
Bilmeyenler için –çizgi romanlarda olduğu gibi, geçen haftanın bir özetini verelim.
Selçuk ve Fevziye Toprak çifti, ABD’de devlet bursuyla çok saygın bir üniversitede doktora yapıp Türkiye’ye dönüyorlar.
Dönüşte de aynı üniversitede çalışmak istiyorlar.
Ancak YÖK buna karşı çıkıyor.
Bu iki genç insan da, yeniden yurt dışına gitme kararı alıyor...
Meselemiz böyleydi.
Biz de sormuştuk “Toprak çiftini niye kaybettik?” diye.
* * *
İyi ki de sormuşuz galiba. Ne kadar çok şikayetçi olan varmış bu durumdan.
Bir grup okur –ki çoğu akademisyen- “Devletin parasıyla okuduktan sonra, iş görev yapmaya gelince kaytarmak ayıptır” diyerek Toprak çiftini suçluyor.
Bir grup da, “Bildiğiniz gibi değil. Bu olay beyin göçünün pek gözükmeyen ama en önemli nedenlerinden birine örnek teşkil ediyor. Toprak çifti gibi daha çok çift var” diyor.
Bu arada üniversitelerde, özellikle de taşra üniversitelerinde hakim durumda olan “organize suç işleyen akademik çeteler” bulunduğunu öne süren bir okur bile var.
Kanada’dan yazan ve kendisi de akademisyen olan bu beyefendinin iddiaları insanın kanını donduracak türden. Aynen akratıyorum: “...Akademik yükselme, kadro atamaları, çetelerce, çete mensupları lehine kullanılıyor. Mensup olmayanlara karşı da tehdit unsuru olarak kullanılıyor. Doçentlik sınavı jüri üyeleri, önceden telefon diplomasisi ile etkilenip sınav sonuçları önceden belirleniyor. YÖK; şikayetçi olmanız durumunda, iddiayı inceleme ve soruşturma görevini, hakkında şikayetçi olunan yönetimlere veriyor. Sonuçta siz cezalandırılıyorsunuz, YÖK de onaylıyor...”
Bakmayın demin “insanın kanını donduracak türden” dediğime. Dünyanın her yerinde böyle bir iddia ortalığı karıştırır, gazetelere manşet olur vesaire.
Ama biz de şöyle oluyor. Ben bunu yazıyorum ve çoğu okur da diyor ki; “Eeee, günaydın. Burası Türkiye, böyle yürüdüğüne şaşırdın mı yoksa?” diyor.
Sistemi içine sindirdiğinden böyle söylemiyor ama okur.
Umudunu kaybettiği için böyle düşünüyor.
Bir tümör gibi, o kadar yerleşmiş o kadar yayılmış ki içimize bu yanlışlıklar, kanıksar olmuşuz işte.
İçimize sindirsek de, sindirmesek de...
* * *
Neyse, dağılmayalım. Toprak çifti ile ilgili yazıya gelen tepkiler arasında azınlıkta kalan ama enteresan bulduğum bir grubun fikri de tartışmaya değer.
Azınlıkta kalan bu grup, beyin göçünün bir başka yönüne, faydalarına dikkat çekmek istiyor.
Diyorlar ki: “Dışarıya beyin göçünün gözden kaçan bir noktası var. O da göçen bu beyinlerin Türkiye’ye sağladıkları fayda. Türkiye’nin tanıtımı, temsili ve hatta politik savunmasında pozitif etkisi olan saygın insanlar var. Önemli noktalarda bulunan bu insanlar Türkiye’nin imajını yurt dışında olumlu yönde etkilemek için yıllardır çalışıyor...”
Bence, tartışılabilecek, farklı bir görüş.
* * *
Son olarak, Toprak çiftinin haksız olduğunu savunan bir okura kulak vermek gerekiyor. Biri diyor ki; “Ödesinler devlete olan borçlarını, gitsinler istedikleri yere. İmkan sağlanırken güzel, geri ödemeye gelince, ‘İşte böyle kaybediyoruz bu beyinleri safsatası...’ başlıyor...”
Biraz acımasız ama bu da bir fikir.
Bu konuda yer veremediğim daha çok görüş var ama önce bir önümüzü görelim, kim nasıl düşünüyor onu görelim dedim.
Nasıl olsa devam edeceğiz.
Öyle gözüküyor...