|
CUMHURBAŞKANIMIZIN basında çıkan haberlere ve yorumlara duyarlı olduğu dün Özel Kalem Müdürü ve Dışilişkiler Başdanışmanı Tacan İldem ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Basın Başdanışmanı Metin Yalman'ın yaptıkları açıklamalarla bir kere daha görüldü.
Cumhurbaşkanı kendisinin Anayasa Mahkemesi'nde bir kadrolaşma peşinde olmadığını açıkladı. Ayrıca ‘‘Yetkilerim konusunda daha önce ne düşünüyorsam şimdi de aynını düşünüyor ve savunuyorum’’ mesajını verdi.
Daha önce de yazdık:
Sayın Ahmet Necdet Sezer'in Anayasa Mahkemesi'nde kadrolaşmayı amaçlayan tayinler yaptığı iddiasını biz sağlıklı bulmuyoruz.
Gerçi Cumhurbaşkanı ile Anayasa Mahkemesi ilişkileri aslında çok önemlidir. O nedenle bir Cumhurbaşkanı ‘‘Orada kadrolaşsam iyi olur’’ diye düşünürse bunu yadırgamamalıdır. Hatta örnek verelim:
Turgut Özal Cumhurbaşkanı olur olmaz hemen kadrolaşmaya başladı. Maksadı laik cumhuriyeti kendi kafasına uygun kişilerin, özellikle Nakşibendi tarikatı mensuplarının eline teslim etmekti. O yüzden devletin kilit mevkilerine bu tür isimleri yerleştirmeye özellikle dikkat ederdi.
Anımsarsınız... Özal 1992'de, Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Süleyman Arslan'ı YÖK kontenjanından Anayasa Mahkemesi üyeliğine tayin etmişti. Ancak bu tayinin kadrolaşma amaçlı olduğu herkesin ortak kanısıydı. O yüzden büyük itiraz yükseldi. Neticede Mahkeme'ye üye olması, -káğıt üstündeki gerekçe, Arslan'ın 15 yıllık öğretim üyeliği koşulunu taşımaması idi- bizzat Mahkeme tarafından reddedilmişti.
Halen Anayasa Mahkemesi Başkanvekili olan Haşim Kılıç'ın 1990 yılında Sayıştay kontenjanından bu göreve getirilmesi de Özal'ın kadrolaşma planının bir parçasıdır. Hatta Özal'ın Sayıştay yasasını da aynı şekilde kadrolaşma amacıyla değiştirttiği (bu değişiklik sonra iptal edildi) kimsenin inkár edemeyeceği örneklerdir.
Kaldı ki Anayasa Mahkemesi gibi, gerektiğinde kendisini yargılayacak bir organın üyeleri bir cumhurbaşkanını elbet ilgilendirir.
Ama biz -tekrar edelim- Sayın Sezer'in ‘‘kadrolaşma’’ çabası içinde olduğu görüşüne katılmıyoruz.
Sayın İldem'in cumhurbaşkanı yetkileri konusundaki sözlerine gelince... ‘‘Sayın Cumhurbaşkanı'nın eski görüşlerini aynen koruması’’ başka, fiilen neler yaptığı başkadır:
Kaç defa yazdık... Biz Sayın Sezer'in parlamenter sistem cumhurbaşkanı değil de başkanlık sisteminin başkanı imiş gibi politika üretmesine ve onu uygulama yetkisine sahipmiş gibi konuşmasına karşıyız. Çünkü bunu yapınca politika üretme ve uygulama yetkisine sahip olan hükümetle çatışır. Bugünküyle çatışmazsa, sonrakiyle çatışır. Bu da kendisinin ‘‘devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetleme’’ yükümlülüğüne ters düşer. Onun zararını hep birlikte çekeriz.
|