18/08/2001 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Otoyaşam
Seyahat
Politika
18.08.2001
Oktay EKŞİ
Duyarlı olmak iyi de...
  
oeksi@hurriyet.com.tr
 

CUMHURBAŞKANIMIZIN basında çıkan haberlere ve yorumlara duyarlı olduğu dün Özel Kalem Müdürü ve Dışilişkiler Başdanışmanı Tacan İldem ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Basın Başdanışmanı Metin Yalman'ın yaptıkları açıklamalarla bir kere daha görüldü.

Cumhurbaşkanı kendisinin Anayasa Mahkemesi'nde bir kadrolaşma peşinde olmadığını açıkladı. Ayrıca ‘‘Yetkilerim konusunda daha önce ne düşünüyorsam şimdi de aynını düşünüyor ve savunuyorum’’ mesajını verdi.

Daha önce de yazdık:

Sayın Ahmet Necdet Sezer'in Anayasa Mahkemesi'nde kadrolaşmayı amaçlayan tayinler yaptığı iddiasını biz sağlıklı bulmuyoruz.

Gerçi Cumhurbaşkanı ile Anayasa Mahkemesi ilişkileri aslında çok önemlidir. O nedenle bir Cumhurbaşkanı ‘‘Orada kadrolaşsam iyi olur’’ diye düşünürse bunu yadırgamamalıdır. Hatta örnek verelim:

Turgut Özal Cumhurbaşkanı olur olmaz hemen kadrolaşmaya başladı. Maksadı laik cumhuriyeti kendi kafasına uygun kişilerin, özellikle Nakşibendi tarikatı mensuplarının eline teslim etmekti. O yüzden devletin kilit mevkilerine bu tür isimleri yerleştirmeye özellikle dikkat ederdi.

Anımsarsınız... Özal 1992'de, Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Süleyman ArslanYÖK kontenjanından Anayasa Mahkemesi üyeliğine tayin etmişti. Ancak bu tayinin kadrolaşma amaçlı olduğu herkesin ortak kanısıydı. O yüzden büyük itiraz yükseldi. Neticede Mahkeme'ye üye olması, -káğıt üstündeki gerekçe, Arslan'ın 15 yıllık öğretim üyeliği koşulunu taşımaması idi- bizzat Mahkeme tarafından reddedilmişti.

Halen Anayasa Mahkemesi Başkanvekili olan Haşim Kılıç'ın 1990 yılında Sayıştay kontenjanından bu göreve getirilmesi de Özal'ın kadrolaşma planının bir parçasıdır. Hatta Özal'ın Sayıştay yasasını da aynı şekilde kadrolaşma amacıyla değiştirttiği (bu değişiklik sonra iptal edildi) kimsenin inkár edemeyeceği örneklerdir.

Kaldı ki Anayasa Mahkemesi gibi, gerektiğinde kendisini yargılayacak bir organın üyeleri bir cumhurbaşkanını elbet ilgilendirir.

Ama biz -tekrar edelim- Sayın Sezer'in ‘‘kadrolaşma’’ çabası içinde olduğu görüşüne katılmıyoruz.

Sayın İldem'in cumhurbaşkanı yetkileri konusundaki sözlerine gelince... ‘‘Sayın Cumhurbaşkanı'nın eski görüşlerini aynen koruması’’ başka, fiilen neler yaptığı başkadır:

Kaç defa yazdık... Biz Sayın Sezer'in parlamenter sistem cumhurbaşkanı değil de başkanlık sisteminin başkanı imiş gibi politika üretmesine ve onu uygulama yetkisine sahipmiş gibi konuşmasına karşıyız. Çünkü bunu yapınca politika üretme ve uygulama yetkisine sahip olan hükümetle çatışır. Bugünküyle çatışmazsa, sonrakiyle çatışır. Bu da kendisinin ‘‘devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetleme’’ yükümlülüğüne ters düşer. Onun zararını hep birlikte çekeriz.


Oktay EKŞİ
Tüm yazıları
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Manisa protokolünün dibindeki küçük not
 
    Ayşe ARMAN
  Demet Akalın’ın bedduası
 
    Bekir COŞKUN
  Recep'in ampulü...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Bir seferberlik çağrısı
 
    Doğan HIZLAN
  Tarihi su gibi okutan tarihçi
 
    Ege CANSEN
  Ne olacak bu doların hali?
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Adam yokluğu
 
    Fatih ALTAYLI
  Önce över, sonra söver
 
    İlter TÜRKMEN
  Turizmin istikbali
 
    Kanat ATKAYA
  Tek tabanca durumu
 
    Pakize SUDA
  Seren ile Ozan
 
    Tufan TÜRENÇ
  Kriz üstü sıcak
 
    Yalçın BAYER
  40 yıllık Kani olur mu Yani
 
    Yasemin BORAN
  Tahta Kuşlar
 
    Hulki İLGÜN
  Rüştü’nün koruyucu meleği
 
    Korkut GÖZE
  Lideri buldum
 
    Vedat OKYAR
  Skora bakmayın
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2001 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com