|
SAKIP Sabancı bir yandan çıkıp siyasilere sövüyor, bir yandan da siyasilere yatırım yapıyor.
Erbakan'ı övdüğü günler hálá hatırımızda olduğu için biz bunu yemiyoruz ama yiyenler de oluyor elbet.
Önceki gün Milliyet'te bir röportajda siyasetteki gelişmeleri yorumluyor Sabancı.
Sabancı diyor ki. ‘‘Adnan Menderes çıktığı zaman İnönü varken Menderes nasıl gelebilir diyorduk. Aynı şey Turgut Özal için de söylendi. Bugün de Tayyip Bey çıkmıştır. Tayyip'in hamuru anane, töre, maneviyat ile yoğrulmuş. Peki iyi mi kötü mü? Bütün dünya önem veriyor manevi güce. Akıllı kullanmak üzere maneviyat, anane, töre çok önemlidir.’’
Sabancı Türk siyasetinin gelecek dönemi hakkında fikir beyan ediyor, bir siyasi aktörü değerlendiriyor ve değerlendirmesindeki tek kriter ‘‘maneviyat, töre, anane’’ üçlüsü.
Dün Türkiye'yi yönetenlerin ufuksuzluğunun Türkiye'yi sıkıntıya soktuğundan şikáyet et, milleti ağlatacak kadar ülkenin kötü yönetimlerinden dem vur, bir gün sonra çık ‘‘maneviyat’’ de.
Tayyip Erdoğan'ın bir ekonomik programı yok.
Ülkenin önünün nasıl açılacağı konusunda bir tek açıklaması yok. İş dünyasının, çalışanların, üretenlerin ve ürettirenlerin nasıl kalkındırılacağı konusunda bir fikri de yok.
Ama Sabancı beğeniyor. Çünkü töresi, ananesi, maneviyatı var. Sakıp Sabancı yarın da gider Tayyip'i över.
İşleri kötü gidince de yine söver.
AKP kısa devre yaptı
AKP'nin eski ampulünü incelediniz mi? Yanması mümkün değildi.
Çünkü kısa devre yapıyordu.
Fişe takıldığı anda patlayacaktı.
Tayyip Erdoğan bizzat kendisi çizdirmiş.
Eline sağlık. Cehaletini belgeli hale getirmiş.
Tevatüre göre Erdoğan uçakta ‘‘Skylife’’ okurken ilham gelmiş ve bu amblemi orada bulmuş.
Bir okurum ise amblemin yürütme olduğunu bildiriyor.
‘‘Corel Gallery 2.0 Clipart’’ CD'nin ‘‘home’’ bölümündeki ‘‘Bulb.cmx’’ illüstrasyonundan aynen araklanmış.
AKP sıkı bir başlangıç yaptı.
Çalıntı ve kısa devreli ampulle.
Şimdi ampul değişti.
Ben şu yeni çıkan düşük sarfiyatlılardan yaparlar diye ummuştum amblemi.
Ama klasik bir ampulde takılıp kalmışlar. Halbuki hazır değiştirirlerken ‘‘soft’’ bir ampul taksalardı kendileri için iyi olurdu...
Fazla aydınlık olunca gerçek yüzleri görünüyor.
Arjantin nire, Türkiye nire!
GALATASARAY Lisesi'nden sınıf arkadaşım Zafer Haznedaroğlu, yıllar önce Dışişleri mensubu olarak gittiği Güney Amerika'ya yerleşti.
Bizin dönem arkadaşlarının her türlü meseleyi tartıştığı mail grubuna Arjantin ile Türkiye'yi kıyaslamanın imkánsız olduğunu anlatan bir mail attı. Çünkü Zafer Türkiye'de adet olan ‘‘bilmeden tartışma’’ alışkanlığına sinirlenmiş ve iki ülke arasında bir paralellik kuranların ‘‘cahil’’ olduğuna hükmetmiş. Gerisini ondan aktarayım:
‘‘Türkiye'de çeşitli makaleler yazılıyor ama kazın ayağı hiç de onların dediği gibi değil.
Birincisi Arjantin'de dolar füze gibi fırlamadı. Hatta hálá 1 dolar 1,05 Peso civarında.
İkincisi Kemal Derviş'le karşılaştırılan Domingo Cavallo ithal bakan değil. Tam aksine eski Cumhurbaşkanı Carlos Menem'in Ekonomi Bakanı. Politik görüş farklılıkları nedeniyle ayrılmıştı ve hakkında davalar açılmıştı. Bir ara gözaltına bile alındı. Şu andaki iktidar, Cavallo Ekonomi Bakanı iken muhalefetti. Domingo Cavallo yurtdışından gelmedi ama başka partiden olmasına rağmen iktidar partisi tarafından ikinci kez ekonomiyi kurtarması için göreve çağrıldı.
Üçüncü yanlış bilgi ise Arjantin'deki özelleştirmelerle ilgili. Arjantin'de her şey bundan yaklaşık 10 yıl kadar önce özelleştirildiği için şu anda özelleştirilecek hiçbir şey kalmadı. Dolayısı ile ülke zaten 10 yıldan beri sayıları 10'u geçmeyen büyük grubun elinde. Zamlara gelince zaten serbest piyasa gereği zamlar düzenli olarak yapılıyor. Ayrıca Arjantin başka şeyler de yaptı. Cordoba Parlamentosu, yani Eyalet parlamentosu tasarruf için senatoyu iptal etti. 171 olan sayı 71'e indirildi.
Kamuda ciddi tasarruflar yapılıyor.
Oysa Türkiye'nin sadece Latin Amerika'da Arjantin, Şili, Brezilya, Venezüella ve Meksika olmak üzere 5 temsilciliği var. Hepsinde ortalama 5 personel var. Ortalama aylık da 3 bin dolar. Kiralar ve giderler hariç.
Şimdi sorum şu: Bütün bu ülkelere yaptığımız toplam ihracat ne kadar, ya da biz ne zaman tasarrufun gerçek anlamını öğreneceğiz?’’
Durum bu.
Soru ise uzmanından. Tam anlamıyla ‘‘milyon dolarlık soru’’.
Yasağı mezhep belirliyor
BU ülke laikse bu kaymakam hangi ülkenin memuru?
Datça Kaymakamı'ndan söz ediyorum.
Adam denize köpek sokulmasını yasaklamış.
Gerekçe haram olması.
Diyor ki: ‘‘Köpeğin girdiği suya girilmez. Çünkü haram.’’
Bu inanış Şafi Mezhebi'ne ait.
Kaymakam da büyük bir ihtimalle bu mezhepten.
Ve mezhep inanışı, devletin yasağı haline geliyor. Sonra da ‘‘laik Türkiye’’. Daha da vahimi Türkiye konuyu bu boyuttan tartışıyor: ‘‘Günah mı, değil mi?’’
Hadi canım. Ne laiki!
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Kavak balığa çıkınca!
|