10 Mayıs 2001,
Perşembe
 Haber İndeksi
 Türkiye
 Ekonomi
 Dünya
 Spor
 Yaşam
 Dizi
 Yazarlar
 İnsan Kaynakları
 
 
 Piyasanet
 Teknonet
 Astronet
 Kültür Sanat
 Şehir Rehberi
 Hava Durumu
 Televizyon
 Bulmaca
 Seri İlanlar
 
 
 
 E-mail

Oktay Ekşi: Tepki de doğru olmalı





Oktay EKŞİ

OLAY görünüşte çözüldü. Parlamento muhabiri arkadaşlarımızın Meclis Genel Kurul Salonu' na açılan iki kulise girmelerini yasaklayan Başkanlık Divanı kararının kaldırılacağı, önceki gece bildirildi ve biz de dün, bu gazetenin taşra baskısında çıkan o konuyla ilgili yazımızın yerine telekom konulu bir yazı yazdık.

Olay Meclis binasında belki çözüldü ama kafamızda tam çözülmedi.

Üstelik biz, bu defa sorunu Meclis Başkanlık Divanı'nda değil, meslektaşlarımızın kendisinde görüyoruz.

Hemen belirtelim. Buradaki ‘‘biz’’ kelimesi, ne başkanı olduğumuz Basın Konseyi'ni ne de başyazarı olduğumuz Hürriyet Gazetesi'ni ifade ediyor. Oradaki biz sadece bu satırların yazarını kastediyor.

Evet ‘‘biz’’ kuşkuluyuz. Çünkü Meclis Başkanlık Divanı muhabir arkadaşlarımızı kulise sokmayarak büyük bir yanlış yapmıştı. Ama o yanlış yetmiyormuş gibi meslektaşlarımız da tuttular -üstelik bir marifetmiş gibi áleme de ilan ederek- ‘‘Biz de Meclis'in faaliyetlerini izlememeye, örneğin Genel Kurul'a, komisyonlara girmemeye, basın toplantılarına katılmamaya, basın açıklamalarını almamaya karar verdik’’ dediler.

Hani biz basın olarak ‘‘halkın gerçekleri öğrenme hakkı’’nın yılmaz savunucuları geçiniyoruz ya...

Arkadaşlarımız, düpedüz ‘‘Biz eğer karar verirsek halkın gerçekleri öğrenme hakkını engelleriz. Bunu da Genel Kurul Salonu'na girmeyerek, Meclis'in faaliyetlerini izlemeyerek yaparız’’ demiş oldular.

Halkın haber alma hakkına basın sansür koyuyor demek değil mi bu?

Böylesine büyük ve bir gazeteci için böylesine affedilmez bir yanlışı nasıl yapabildiklerini hálá anlamıyoruz. Şifahi uyarılarımızın işe yaramamış olmasına da ayrıca üzgünüz.

Bir tarihte büyük ve çok iddialı bir meslek kuruluşumuz, Bayram Gazetesi yerine kendi gazetesini çıkartıyorlar diye mahkemeye başvurup ‘‘O gazetenin toplatılmasına karar verilmesini’’ isteyince de böyle şoke olmuştuk. ‘‘Bir basın kuruluşu nasıl olur da bir yayının toplatılmasını talep edebilir?’’ diye...

Tamam... Meclis'teki arkadaşlarımızın kulise alınmaması çok büyük yanlıştı. Bu nedenle tepki göstermeleri, haklarını alıncaya kadar mücadele etmeleri doğruydu. Ama amaçları kadar araçları da doğru olmalıydı.

Yeri gelmişken biz, meslektaşlarımıza -sadece onlara değil, hepsine- bir tavsiyede bulunalım:

Boykot mu edeceksiniz? Basının onurunu ve özgürce soru sorma hakkını korumak için boykot yapın... Son olarak Mesut Yılmaz'ın yaptığı türden alkışlı basın toplantılarına gitmeme (veya girmeme) kararı alın. Birileri kendi şovlarına sizi alet etmek istediği zaman buna izin vermeyin...