20 Şubat 2001, Salı |
![]() |
|
| ||||
HÜRRİYET Ülkemizde dün yaşanan kriz var manşette doğal olarak. "İşte fatura" başlığı altında, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında dün MGK toplantısında yaşanan gerginliğin faturasının piyasaya çıktığı yazılmış. Dün krizin ortaya çıkmasından sonra iki saat içinde Merkez Bankası'ndan çıkan döviz miktarı 4.9 milyarmış. Bu paranın, kasımda yaşanan krizin en yoğun hissedildiği 22 Kasım'da kaçan 1.5 milyar dolarlık dövizin üç katı olduğunun altı çizilmiş. Borsa, 1.486 puan düşerek, 8 bin 683 puana gerilerken, panik satışlarıyla düşen borsanın günlük kaybı yüzde 14.62 olmuş. Repo piyasasında ise gecelik faizler yüzde 40'ten yüzde 760'a kadar çıkmış. "İşte kavga" başlığı altında da, zirvede yaşananlar anlatılmış. MGK toplantısı öncesi Sezer'in odasından çıkarken Ecevit Cumhurbaşkanı'na, dün gazetelere yansıyan Devlet Denetleme Kurulu'nun harekete geçirilmesi olayı konusunda sitem etmiş. Ancak Sezer yanıt vermemiş. MGK toplantısı başlar başlamaz söz alan Cumhurbaşkanı, hükümetin icraatlarından duyduğu rahatsızlığı anlatan bir konuşma yapmaya başlamış. Hükümetin yargı ve yasamayı denetim altına almaya çalıştığını, kendisini de kamuoyu önünde küçük düşürmeye çalıştıklarını söylemiş. Ecevit'in, "Bitti mi?" sorusuna "Hayır" yanıtını veren Sezer, "Yolsuzlukları koruyor görüntü veriyorsunuz. Ben buradan devlete bakınca uykularım kaçıyor, uyuyamıyorum. Bu yoksul halkın bankalarda 12 milyar doları gitti. Bugün hala kamu bankalarında yolsuzluklar oluyor. DDK devreye girdi diye niye rahatsız oluyorsunuz?" diye devam etmiş. Tam Anayasa'dan söz ederken Hüsamettin Özkan, "O Anayasayı bir de biz görelim, anlayalım" deyince kızan Sezer, kitapçığı Özkan ve Ecevit'in bulunduğu tarafa fırlatmış. Ecevit ve Mesut Yılmaz salonu terk ettikten sonra Özkan Anayasa'yı aynı şekilde Cumhurbaşkanı'nın önüne fırlatmış ve konuşmaya başlamış. "Asıl Anayasa'dan anlamayan sizsiniz. Bir de Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yaptınız. Burada hukuktan, kanundan söz ediyorsunuz. Kira Kanunu çıkarıldı. Herkes kanuna uydu kirasını yüzde 10 arttırdı. Ama burada hukuktan söz eden siz, evinizin kirasını dolar bazında yüzde 25 arttırdınız. Yüzde 25'lik Cumhurbaşkanısınız. Sizi orada oturtan iradenin biraz önce suçladığınız irade olduğunu unutmayın. O irade sizi de oradan indirmesini de bilir" diyen Özkan, kapıdan çıkarken de, "Nankör kedi..." demiş. Ardından yaşananları biliyoruz. Bu arada askerler, krize müdahil olmama kararı almışlar. G20 Zirvesi için İstanbul'a gelen IMF Birinci Başkan Yardımcısı Stanley Fischer ve Avrupa Sorumlusu Michael Deppler, Ankara'da hükümet yetkilileri ile yapacağı toplantı öncesinde ortaya çıkan gerginlik nedeniyle, İstanbul'dan erken ayrılmak zorunda kalmışlar. Türkiye'de yapısal reformların geciktirilmemesini isteyen IMF'nin Birinci Başkan Yardımcısı Stanley Fischer, zirveye katılanlara, "Türkiye bizim için önemli" demiş. MİLLİYET "Buna hakkınız yoktu" deniyor manşette. Dün zirvede yaşanan kavganın ardından borsa ve faizlerde meydana gelen dalgalanmanın, kemer sıkan vatandaşı ezdiğinin altı çizilmiş. Cumhurbaşkanı Sezer'in çıkışı üzerine MGK toplantısını terk eden Başbakan Bülent Ecevit, yaptığı ilk açıklamada "Sezer terbiye dışı bir üslupla bana ağır ithamlarda bulundu" diye konuşmuş sesi titreyerek. Toplantıya katılan generallerin de, bu kavga nedeniyle şok oldukları yazılıyor. Sezer, MGK'da kriz yaratan diyalogun ardından kurmaylarıyla birlikte gelişmeleri değerlendirmek ve tavır belirlemek üzere makamına kapanmış. Akşam saatlerine kadar herhangi bir açıklama yapmayan ve başta Başbakan Bülent Ecevit olmak üzere hükümetin kamuoyuna yaptığı açıklamaları bekleyen Sezer, yanıtını saat 20.00'de duyurmuş kamuoyuna. Açıklamada kendisine yöneltilen suçlamaların "haksızlık" olduğunu söyleyen Sezer, toplantıda kendisine müdahale eden Başbakan Yardımcısı Hüsümettin Özkan'ın davranışını da "saygı dışı" olarak nitelendiriyormuş. Cumhurbaşkanı Sezer'e yakınlığıyla bilinen Anayasa Profesörü Mümtaz Soysal, Başbakan Bülent Ecevit'in iddiasının aksine, "eşi görülmemiş olanın Sezer'in tavrı değil, MGK toplantısının terk edilmesi olduğunu" söylemiş. Psikiyatrist Doktor Nihat Kaya, "Sayın Ecevit zaten duygusal, alıngan yapıda, sanatçı ruhlu biri. Belki Cumhurbaşkanı'nın bazı tepkilerini abartılı algılamış, o yüzden kaldıramamış olabilir. Toplantıyı da bu yüzden terk etmiştir. Ortamı terk etmek, devlet geleneğine ve adamlığına yakışır bir davranış değil, toplumda güvensizliğe yol açar" şeklinde değerlendirmiş dün yaşananları. Bu arada Devletin zirvesinde yaşanan krizin ardından gerçekleştirilen araştırma, halkın yüzde 62.1'inin tarafların uzlaşmasından yana olduğunu ortaya koyuyormuş. Katılımcıların yüzde 63.3'ü Cumhurbaşkanı Sezer'i, yüzde 17.7'si Başbakan Ecevit'i haklı bulurken, yüzde 1.2'si ise her ikisini de haksız bulmuş. Özel Beykent Üniversitesi Öğrenci Yurdu'nun ruhsatının bulunmadığı gerekçesiyle dün mühürlenmesiyle, 250 öğrenci sokakta kalmış. Kış günü yurtlarından çıkarılan öğrencilerin, başlarını sokabilecek ev telaşına düştüğü yazılıyor. SABAH Dün yaşananlar "Basiretsizlik" başlığı ile verilmiş bu gazetede de. "Rezaletin ülkeye ve millete faturası 8 milyar dolar oldu. Bu da yolsuzluk değil mi?" diye soruluyor. Güngör Mengi'nin bir yazısı bu. "Cumhurbaşkanı Sezer'in iyi niyetinden kimse şüphe etmiyor. Ama ülkeyi harbe sokacak kadar büyük yetkiler kullanabilen bir Cumhurbaşkanı'nda başka meziyetler de bulunması gerekiyor. Bunun adı basirettir" diyor Mengi. Hükümetin istifa etmeyeceğini bildirdiğini, Sezer'den de farklı bir tavır beklenmeyeceğini söyleyen Mengi, Sezer ve Ecevit'in uzlaşmaktan başka çareleri olmadığını belirtmiş. MGK'da yaşananlar da var tabii ki bu gazetede de. Ayrıntılar biraz daha farklı ama genelde daha önce okuduğumuz şeyler. Örneğin Hüsamettin Özkan'ın Cumhurbaşkanı'na, daha Ecevit ve Yılmaz odadan çıkmadan "Nankör" dediği yazılı. Bunun üzerine Sezer de, "Tuu size..." demiş. Akşam saatlerinde Köşk'ten yapılan açıklama da yer almış haberde. Sezer, "Başbakanı aşarak araya giren bir bakanın saygı dışı müdahalesi, toplantının terk edilmesine yol açmıştır" diyormuş. Dün yaşanan kriz sonrasında tüm göstergeler alt üst olunca, ismini açıklamak istemeyen üst düzey bir bürokrat adeta isyan etmiş. "Ülkeyi siyasiler yönetir. Biz sadece programı uygulamakla görevliyiz ancak yine de sorumluluk duygusu içinde hatırlatma görevini yapmak istedim" diyen bürokrat, Türkiye'nin pamuk ipliğine bağlı dengeler üzerinde bulunduğunu kimsenin unutmamasını istiyormuş. Psikologlar evlilik yolunda çiftlerin karşılaşacakları dört tehlikeli viraj bulunduğunu belirtiyorlarmış. İlki balayının hemen ertesinde yani evliliğin ilk yılında, ikincisi sallantı ve istikrarsızlıkla geçen üçüncü yılın sonunda, üçüncüsü rutinleşen yedinci yılda ve sonuncusu da onbeşinci yılda geçiliyormuş bu virajların. RADİKAL Sezer ve Ecevit kavga edince 5 milyar dolar kaçmış. "Türkiye sizinle gurur duyuyor" denmiş manşette. Alt başlıkta da, "Sezer, Ecevit'i, 'yolsuzluklara karşı pasif kalmak'la eleştirdi; Özkan, Sezer'e 'Bu ihanettir' dedi; Başbakan MGK'yı terk etti, işte sonuç: Ekonomik ve siyasi kriz" deniyor. Kavga sonucunda repo yüzde 760'a, bono faizi yüzde 100'ün üzerine çıkmış. Borsa yüzde 14.6 düşerek 8683'e inerken, Merkez Bankası da yaklaşık 5 milyar dolarla, tarihinin en büyük günlük satışını yapmış. İş çevrelerinde gözler bugünkü 12 ve yedi aylık iki Hazine ihalesine çevrilirken, en büyük korkunun, 2.9 ile 3.2 katrilyon arası borç beklenen ihalede çok yüksek faiz teklif edilmesi, en kötüsü ise ihalede hiç teklif gelmemesi olurmuş. Bakanlar Kurulu'nun, olay sonrası yaptığı toplantının ardından, Sezer'den özür beklediklerini açıklamışlar Bakanlar. Köşk'ten yapılan açıklamada ise, "MGK'da bir bakan, başbakanı aşıp düzeni bozdu. Başbakan'ın açıklamalarının yol açtığı olaylardan Çankaya'yı sorumlu tutmak haksızlıktır" deniyormuş. İsmet Berkan da, krizin yarattığı hasarın nasıl tamir edilebileceğini irdelemiş bugün. "Eğer Hazine bugün alacak borç para bulamazsa yarın borcunu ödeyemez. İşte bu gerçek bir felaket olur. Piyasalar dün Başbakan'ın sakinleştirici açıklamalarını da, Hazine Müşteşarı Selçuk Demiralp'in sözlerini de pek takmadı. Bugün, Cumhuriyet Hazinesi'nin tarihindeki en kritik günlerden biri. Ve piyasanın pek çok oyuncusu dünden başlayarak Hazine'ye borç vermeyeceklerini alçak sesle de olsa söylemeye başladılar. Bugün ne yapacaklarını göreceğiz" demiş. Murat Yetkin, Sezer ve Ecevit'i 'aynı kafeste iki yaralı kaplan' olarak nitelemiş. "Bu kriz hem Sezer'i, hem Ecevit'i yaraladı. Ancak görünen o ki bu Sezer'in ilk büyük yarası. Ve Sezer'in yarası sanki daha ağır" diyerek bitirmiş yazısını. G20 zirvesi de krizin gölgesinde yapılmış. Devletin zirvesindeki kriz nedeniyle ekonomi kurmaylarının gergin olduğu G-20 toplantısında IMF Başkan Yardımcısı Fischer Türkiye'nin kendileri için çok büyük önem taşıdığını vurgulamış. Ankara'da dün gece yoğun toplantı trafiği yaşanmış. Toplantıların birinci gündem maddesini bugünkü ihale oluşturuyormuş. CUMHURİYET Manşet tabii ki aynı konuda. Cumhuriyet tarihinde ilk kez Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında sert tartışmalar yaşandığı, 6 dakika boyunca konuşan Cumhurbaşkanı Sezer'in sözleri üzerine Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Başbakan'ın MGK toplantısını terk ettiği yazılmış. Sezer 'in "hukuk ve anayasa bilmemek, yolsuzlukların üzerine gidilmesinden korkmak, yargı ve yasama üzerinde baskı kurmak, savcılara baskı yapmak ve istifa etmesi gereken Cumhur Ersümer 'i korumak, çamurun üzerinde oturmak" la suçlaması üzerine terk etmiş toplantıyı Başbakan Bülent Ecevit. Krizin sinyalleri hafta sonunda alınmış aslında. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, kamu bankaları ile fondaki bankaların batış sürecini inceletmek üzere Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirince, Başbakan Bülent Ecevit'in, Sezer'i "denetimin denetimini" yapmakla suçladığı hatırlatılmış. Hükümette Devlet Denetleme Kurulu konusunda bir korku varmış. DDK'nın fondaki bankalarla ilgili denetiminden, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'ndan önce murakıpların raporlarının işleme konulmadığına ilişkin iddiaları da kapsayacağı ve böylece halen görevdeki bazı bakanlar açısından hukuki sorunlar ortaya çıkabileceği için rahatsızlık oluştuğu belirtiliyormuş. İş çevreleri de bir uyarı yapmış. Krizin Hazine'nin 'kritik' ihalesi öncesinde çıkmasına dikkat çekilirken, bu krizin "borç veren çevrelere" yarayacağı uyarısında bulunmuşlar. Krizin, 30-40 puan daha yüksek faizle borçlanmaya neden olacağı ve Hazine'den 1.5 - 2 katrilyon lira daha fazla para çıkmasına yol açacağı dile getiriliyormuş. Bugün CHP için de kritik bir günmüş. Muhalifler dün akşam bir araya gelerek durum değerlendirmesi yapmışlar. Muhalif PM üyeleri, 'gerekirse toplantıyı terk etme' kararı alırken, Türkiye gündeminde son derece sıcak gelişmelerin olduğu bir zamanda, CHP'nin iç kavgaya gömülmesi, gerek parti içindeki bazı kesimlerce gerekse parti dışında tepkiyle karşılanıyormuş. İyi günler. Asuman ALPASLAN - 20 Şubat 2001, Salı | ||||
|