Dünya Neleri Konuşuyor Gila BENMAYOR
Türk kadını nereye
TÜRK Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin hazırladığı ‘‘kadın erkek eşitliği’’ raporu keşke medyada daha çok ses getirseydi.
Raporun sunulmasından sonra düzenlenen panelde, ‘‘bu tür raporlar hep hazırlanıyor değişen birşey yok’’dendi ama aynı fikirde değilim.
Bir kere ilk kez böyle bir raporun arkasında işadamları var.
İkincisi bazı şeyleri bilsek de, tekrarlanmasında ve konuşulmasında hiçbir zarar yok. Üstelik bilimsel veriler yenileniyor.
Evet rapordan çıkan sonuca göre Türk kadınlarının durumları pek iç açıcı değil. Yüzde 33'ü okuma yazma bilmiyor. Türk kadınıyla ilgili çalışmalara yıllarca önce başlayan Profesör Nermin Abadan Unat'a göre, bu oran bölgelere göre yüzde 48'e kadar çıkabilir.
Komşularımız Yunanistan, Bulgaristan, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan'ın hayli gerisindeyiz.
Bu durumda bölge liderliğine soyunmak neye yarar?
Çalışma hayatına katılımı 1950'li yıllara göre gerilemiş.
Politikada önemli bir varlık gösteremiyor. Bunun da en önemli nedenlerinden biri partilerin kadın kollarının politikacı yetiştirmemeleri. Öyle ki mecliste sadece yüzde 4.2 oranında temsil ediliyor.
Politikacılarımıza gelince, kadın konusunun ne kadar önemli olduğunun farkında bile değiller.
Bilirsiniz dünya liderleri, seçim vakti kadınların oylarına nasıl gözlerini dikerler. Bu ABD'de de böyledir, Fransa'da da.
Kadının durumunu iyileştirmek için attıkları her adım onlara puan kazandırır. Bush seçim kampanyasında kadınlara az vaatler vermedi.
Gelelim panelde dikkatimi çeken noktalara.
Kentlerde evde çalışan kadınların sayısında artış var.
Bu gayriresmi sektörlerin büyümesine bağlansa da şöyle bir gerçek dile getirildi: Kadınlar ‘‘cinsel tacizden’’ korktukları için evde çalışmayı yeğliyorlar.
İş ortamında ‘‘cinsel taciz’’ henüz fazla üzerinde durmadığımız bir konu. Ama öylesine önemli ki kadınları evde kalmaya zorluyor.
Bazı bölgelerde kadınlara ‘‘halk eğitimi’’ adı altında verilen bazı kurslar ne kadar işe yarıyor?
Bu da panelde ilgimi çeken başka bir soruydu.
Çünkü Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı Başkanı Şengül Akçar'a göre, bazı kurslarda öğretilen şeyler pratikte bir şey kazandırmıyor.
Akçar buna örnek olarak GAP bölgesinde kadınların topraktan koparılıp, dikiş kurslarına gönderilmelerini gösteriyor.
Verilere göre, Güneydoğulu kadınların yüzde 40’ı tarımda çalışıyor. Dikiş yerine GAP'ta uygulanmakta olan yeni tarım teknolojilerini öğrenselerdi onlar için daha yararlı olabilirdi.
Paneli, kadından sorumlu Devlet Bakanı Hasan Gemici de izledi. Umarım, tartışılanları, ortaya atılan önerileri dikkate alır.
Clinton artık Beyaz Saray’da yaşamıyor
BUGÜNDEN itibaren Beyaz Saray'da artık Bill Clinton yok. Oysa o Beyaz Saray'a pek alışmıştı. Biz de ona.
Herşey bir yana sanırım, yeryüzünün en fazla konuşulan lideri oldu.
Daha geçen akşam, İngiliz Büyükelçisi Sir David Logan'ın Hyatt Regency'de verdiği resepsiyonda söz döndü dolaştı ona geldi.
Mercedes-Benz'in buradaki yetkililerinden Till Becker, Avrupalılar’ın hislerine tercüman olarak Clinton'ın gitmesine çok üzüldüğünü söyledi.
Doğru. Avrupalılar şimdiden onu özler gibiler.
Düşünün Le Monde Gazetesi Clinton Story diye bir ek yapıyor.
İtalya Dışişleri Bakanı Lamberto Dini, bu hafta onun liderlik kalitelerinden söz ederken, politik zekasını ve sıcak kişiliğini öve öve göklere çıkardı.
İngiltere Başbakanı Tony Blair, İngiltere ilişkilerini en iyi anlayan ABD başkanı olduğunu iddia etti. Kosovalı Arnavut lider İbrahim Rugova, ‘‘bir kahraman olarak anımsanacağını’’ söyledi.
Fransa Dışişleri Bakanı Hubert Vedrine, Clinton Yönetimi'nin son 20 yılın en açık fikirli yönetimi olduğunu belirtti. Arkasından da yardımcılarına ekledi: ‘‘Yeni yönetimi görmeden fazla da yorum yapmayalım.’’
AB üyeliği için referandum çağrısı
E-postama zaman zaman düşen ilginç mesajlardan bir tanesi de AB üyeliğiyle ilgili. Güçlü Türkiye Projesi Başkanı Melih Bulut'un mesajı özetle şöyle: ‘‘Liderler zirvesinden Ulusal Programı zamana yayma kararı çıktı. Bunu kabul etmemeliyiz. Başta Cumhurbaşkanı, hükümet ve TBMM olmak üzere daha hızlı hareket edilmesi ve AB üyeliğine halkın desteğini sağlamak için referandum konusunda ikna etmeliyiz. Türkiye zaten reformları yapmakta çok gecikti. Bu yüzden bir krizden çıkıp diğerine giriyoruz. Geleceği bugün kuracağız, yarın çok geç olabilir.’’