Sedat Ergin: Soğukkanlılığı kaybetmemek 
Sedat ERGİN
Ne kadar haklı olursak olalım, tepkinin kontrol dışına çıkması en büyük tehlikedir.
FRANSA Ulusal Meclisi'nden çıkan karar, önümüzdeki onyıllarda Türkiye'nin sürekli olarak başını ağrıtacak dev bir sorunun başlangıcına işaret ediyor.
Çünkü, ilk kez Fransa gibi önemli bir Avrupa ülkesinin parlamentosundan, 1915'te Doğu Anadolu'da meydana gelmiş olan olayları ‘‘soykırım’’ olarak kabul eden bir karar çıkıyor.
Bu karar, Erivan'da işbaşında olan Taşnak çizgisindeki Robert Koçaryan yönetiminin göreve geldiği 1998 yılından bu yana uyguladığı Türkiye'yi uluslararası platformlarda mahkûm etme stratejisinin ilk somut sonucudur.
Geçen yıl Amerikan Kongresi'ndeki ilk ciddi denemenin Başkan Bill Clinton'ın şahsen devreye girmesi sonucu başarısız kalmasından sonraki ikinci denemede, bu kez Fransa'da hedefe ulaşılmıştır.
Bu gelişmeyle, diğer Avrupa ülkelerinin parlamentolarından geçirilecek kararlar için de önemli bir emsal ortaya konmuş oluyor.
Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda zamanının önemli bir bölümünü Avrupa başkentlerinde benzer içerikteki kararları engellemeye çalışarak geçireceği şimdiden söylenebilir.
Bunun nafile bir çaba olarak kalması da muhtemeldir.
Yirminci yüzyılın başında meydana gelmiş olan bir insanlık tradejisi, o tarihte henüz kurulmamış olan, üstelik kurulabileceği de şüphe götüren Türkiye Cumhuriyeti'nin önüne yirmibirinci yüzyılın başında bir ‘‘soykırım ilanı’’ olarak konmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın bedeli, belki de, böyle bir suçlamanın muhatabı olarak yaşamayı, bu imajla barışık olmayı öğrenmekten geçecektir.
* * *
Bu nitelikteki bir mahkûmiyet kararı durup dururken karşımıza çıkmamıştır. Koçaryan, 1998 ilkbaharından bu yana bu stratejiyi uyguladığını gösteren ve göz açıcı olması gereken pek çok adım atmıştı.
Ne yazık ki, Türk hükümetleri, Türk devlet adamları ve Türk diplomasisi, göz göre göre gelen bu dalgayı durdurmakta başarılı olamamışlardır.
Adını koyalım, bu bir yenilgidir.
Üstelik, bu hesaplaşmanın muzaffer tarafı, doğu sınırında Türkiye'nin komşusu olan, sıkıntı içinde yaşayan üç milyon nüfuslu küçük bir ülkedir.
Ermenistan, A) Diasporada yaşayan Ermenileri seferber ederek, B) soykırımın gerçekleştiği konusunda Batı'da yerleşmiş olan kanaatten yararlanarak, C) Türkiye'ye karşı mevcut önyargıları kaşıyarak ve D) Türkiye'nin fazlasıyla iç gündemiyle meşgul olmasından hareket ederek, istediği sonucu alabilmiştir.
Bu yöneliş durdurulamadığı takdirde, Ermenistan'a ve onun stratejisine zemin sağlayan Batı ülkelerine karşı nasıl bir karşılık verileceği Türkiye açısından hayati bir önem taşıyor.
En büyük tehlike, ne kadar haklı olursa olsun, gösterilecek tepkilerin kontrol dışına çıkması halinde Türkiye'nin kendisini Batı karşısında ciddi bir yalnızlaşma sürecine sokabilecek olmasıdır.
Dolayısıyla soğukkanlılığın hiçbir şekilde kaybedilmemesi gerekmektedir.