21 Ocak 2001,
Pazar
 İnsan Kaynakları
 
 Piyasanet
 Teknonet
 Astronet
 Kültür Sanat
 Şehir Rehberi
 Bulmaca
 Seri İlanlar
 
 Üniversite Rehberi
 
 
 E-mail

İşadamına cezaevi

Nerdun HACIOĞLU / RUSYA

Koç, ‘işadamına kelepçe üçüncü dünya işi’ dedi ve ABD'yi örnek gösterdi

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, Ramstore'un açılışı için gittiği Moskova'da gazetecilerin soruları üzerine, ‘‘İşadamlarına, tanınmış kişilere kelepçe takılması, polisler tarafından koluna girilerek götürülmesi iyi görüntü vermiyor’’ dedi. Koç, ‘‘ABD'de işadamları, tanınmış kişiler için villa tipi cezaevleri olduğunu’’ hatırlattı.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, Türkiye'deki yolsuzluk operasyonlarını eski bir yalının restorasyonuna benzeterek, ‘‘Bir nevitaşlar yerine oturuyor’’ dedi. Koç, operasyonlarda adı geçen işadamlarının kelepçeli veya polisin iki koluna girerek götürmesini ‘‘üçüncü dünya görüntüsü veriyor’’ sözleriyle eleştirdi. Koç, işadamları, tanınmış insanlar için ABD'de villa tipi cezaevi uygulaması olduğunu vurguladı ve ‘‘İcabında işadamı işlerini telefon ve ikili görüşmelerle yürütme imkanı da buluyor’’ diye konuştu.

Rahmi Koç, Koç-Enka ortaklığıyla 8'incisi hizmete giren Ramstore'un açılışı için gittiği Moskova'da gazetecilerin güncel konularla ilgili sorularını yanıtladı. Koç'a yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

Jandarmanın ‘Beyaz Enerji Operasyonu’ ile ilgili hazırladığı fezlekede Koç Holding'ten bir yöneticinin adı da yer alıyor. Ne diyorsunuz?

- Listeyi görmedim. Kimden bahsettiklerini bilmiyorum. Bakalım kimmiş, niçin ismi geçiyormuş. Biz de arkadaşı çağırır sorarız, ‘Ne yaptın?’ diye. Biz Koç Holding'te stratejiyi, genel politikaları belirleriz. Şirketler, yöneticileri faaliyetlerini kendileri yürütürler. Tek tek hangi yöneticinin ne yaptığını bilemeyiz. Onun için çağırıp soracağız.

Son aylarda birçok operasyon yürütülüyor. Tanınmış işadamları gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Bu operasyonları nasıl yorumluyorsunuz?

- Bir kere işadamlarının, tanınmış kişilerin kelepçeli, kollarına girmiş polislerle götürülmesi, bunların da kamuoyuna gösterilmesi, iyi bir görüntü değil. Bu üçüncü dünya görüntüsü veriyor. İstanbul Emniyet Müdürü'ne de bunları söyledim. Tanınmış kişiler iki tarafında iki adam, sanki kaçacak, uçacakmış gibi götürülüyor. Sayın Emniyet Müdürümüz ‘Benim yaptığım iş değil. Biz kanun neyi emrediyorsa onu yapıyoruz’ dedi. Bakın ABD'de de işadamları arasında suistimal yapanlar var. Örneğih adam vergi kaçırmış. Bu tür olaylara ‘beyaz cürüm’ diyorlar. O adamı gayet medenice çağırıyorlar. Adamın itirazı varsa yüksek mahkemeye gidiyor. Eğer suçlu görülürse, hapse giriyor. Onlar için villa tipi yerler var. Hapis cezasını geçirdiği dönemde isterse telefonla, işlerini yürütebiliyor, ikili görüşmeler yapabiliyor. Burada kaldığı sürece günde 500 dolar ödüyor.

Bu kadar çok yolsuzluk olayının gündeme gelmesi size garip gelmiyor mu?

- Boğaz'da eski bir yalı alırsınız. Dersiniz ki, (damı akıyor). Bunun damını aktarırsınız. Bir de bakarsınız penceresinden su giriyor. Onu yaparsınız. Bu sefer döşemeleri gıcırdıyor. Onları çıkartırsınız. Birbirine zincirleme olarak en nihayet binayı bitirirsiniz. Pırıl pırıl olur.

Yani, Türkiye'de bir restorasyon mu söz konusu?

- Bir nevi taşlar yerine oturuyor. Son zamanlarda duyduklarımız hepimizi hayrete düşürdü. Memlekette bunların nasıl olabileceğini biz işadamları olarak hayretler içinde dinliyorduk. Bunun sonu ne zaman gelir, ne tahribat verir bilmiyorum.

El konulan bazı bankaların eski sahiplerine dönebileceği tartışması var. Sizin el konulan bankalarla ilgili yorumunuz nedir?

- İdeal olanı, bankaların sahipleri elinde yaşaması. El koyma en son iş. Yalnız bankalarda sözü edildiği gibi gerçekten soygun varsa, bunda kabahat sadece o bankayı soyanda değil, bu işin çerçevesini çizenlerde, bu işi kontrol edenlerde. Örneğin adam bankaya talip oluyor. Kimse, ‘Sen kimsin, sicilin nedir, paran nereden geliyor, şimdiye kadar kaç para vergi ödedin?’ diye sormuyor. Makyajlı bilançolar yapılıyor, bankanın sermayesi bile eriyor, ama birkaç yıl bu banka ayakta tutuluyor. Kimse sesini çıkarmıyor. Banka piyasanın üç misli faiz veriyor, bunun reklamını yapıyor, kimse bunu nasıl yaptığını sormuyor. Ayrıca son yıllarda bankalar, devlet tahvili, hazine bonosu alıp, üstüne oturup, faiziyle işi yürütüyordu. Doğru düsürt bankacılık yapan kalmamıştı. Bu da bir nevi risk almaktı. Bu riski alan, sonucuna da katlanır. Bir başka olay da, Türkiye'deki banka sayısının fazla olması. Yabancılar son üç-dört yıldır Türkiye'deki banka sayısının fazla olduğunu söylüyorlardı.

Kestirme demokrasi yok

Son dönemde asker-sivil tartışması yoğunlaştı. Bu tartışmalarla ilgili görüşünüz nedir?

- Askerlerimiz, yahut ordumuz, yahut Silahlı Kuvvetlerimiz, Atatürk ilkelerini korumak için bulunuyor. Bizdeki Silahlı Kuvvetler başka memleketlerdeki gibi değil. Bizdekiler hiçbir şeye karışmamak için uğraşıyorlar. Bizdeki Silahlı Kuvvetler ne zaman idareyi ele aldılarsa, en kısa zamanda idareyi devretmek için uğraşıyorlar. Yani bizdeki Silahlı Kuvvetler demokrasiyi ve laikliği korumak için birşey yaparlarsa yapıyorlar. Ekonomik görüşlerine gelince, bence Silahlı Kuvvetlerimiz dünya ekonomisini ve Türkiye, Avrupa ekonomisini çok yakından takip ediyor, çok iyi eğitilmişler. İyi tetkik ediyorlar. Uzmanlaşmışlar, her konunun bir uzmanı var. Birşey olduğu zaman ona soruyorlar. Hemen rapor getiriyor. Bu bakımdan onlar da memleketin ekonomisiyle en az politikacılar, bizler kadar ilgililer.

Siyasilerden daha mı iyi biliyorlar ekonomiyi?

- Öyle bir sual ki, ne (evet) denir, ne (hayır) denir. Ama askerler bir işe girmeden evvel çok iyi hazırlık yapıyorlar. Bir konuyu tetkik ederken çok iyi dokümanteler. Ellerinde bilgi var. İstatistik tutuyorlar

* Askerler sıklıkla görüşlerini kamuoyuna açıklıyorlar.

- Askerler eskiden görüşlerini yanlız MGK'da belli ederdi. MGK bile daha şefaf şimdi. Daha çok kişi oraya giriyor. Herhalde daha da görüşler eldivensiz olarak belki orada belirtiliyor. Bu da kamuoyuna yansıyor.

Avrupa ülkelerinde, örneğin İngiltere'de komutanların çeşitli konulardaki görüşlerini sıklıkla gazetelerde televizyonlarda görmezsiniz. Bizde ise çok sıklıkla oluyor.

- Bizi İngiltere'yle karşılaştırmayın. Bakın bizim Cumhuriyetimiz 80'inci yılına doğru ilerliyor. Oysa İngiltere demokrasinin beşiği. Unutmayın, kestirme demokrasi yok. Sıkıntı çeke çeke demokrasiyi öğreneceğiz. Demokrasiden başka rejim de yok zaten.

Boykot sorunu çözmez

Fransa, sözde Ermeni soykırımı ile ilgili yasa tasarısını kabul etti. Şimdi Türkiye'de Fransa'ya karşı boykot gündemde.

- Tekerlek kırıldıktan sonra boykot bir çare olmaz. Hiçbir boykot işlememiştir. Irak'a 10 senedir boykot yapıyorlar. Adam hálá orada. Amerika'da üçüncü başkan değişecek şimdi. Bunlar klasik şeylerdir. Kızacağız Fransızlara, 3-5 ihale vermeyeceğiz veya verdiklerimizi geri alacağız. Ondan sonra eski tas, eski hamam gideceğiz. Çünkü Türkiye gibi bir ülkenin Fransa gibi bir ülkeyi ekonomikman boykot etmesi mevzu bahis değildir, olamaz. Gerek Türkiye'de, gerek Fransa'da çok büyük menfaatlar vardır. Onlar buna müsaade etmeyecekler. Bunun tedbirleri çok daha evvelden alınacaktı. ASALA hadisesi biter bitmez, biz bu işin üzerine gidecektik. Sistematik bir şekilde, programlı bir strateji çizerek, kademe kademe onun önüne geçilecekti. O olmadı. Bizde klasiktir, bekleriz bekleriz düşman kapıya geldiği zaman alevlenir heyecanlanırız. Bu da böyle oldu.

Hükümete güvenimiz tam

2000 yılı sonunda çıkan mali kriz ve sonrasındaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

- İstikrar, fırtına öncesi durgunluk gibiydi. Geliyordu, geldi ve geçecek. Ben gayet iyimserim. Bir sıkıntı geçireceğiz. Bir çalkantı olacak, sarsıntı olacak ama ondan sonra gelecek dönem çok iyi olacak. Çok daha sıhhatli olacak. Çok daha itibarlı bir Türkiye ortaya çıkacak. Altını çizerek söylemek istiyorum, bu ekonomik politikadan başka şansımız da yok. Bugünkü yeniden yapılanma programından başka şansımız yok. Dolayısıyla hükümeti elbirliği, güçbirliğiyle hepimizin desteklemesi lazım. Bu uzun vadede hepimizin iyiliği için. Bizde bir felsefe var, (yapılsın, olsun, etsin ama bana dokunmasın). Yok... Bu mümkün değil. Enflasyon düşürülecekse, bazı kemer sıkmalar yapılacaksahepimize ucundan, şurasından, burasından dokunacak. Ev hanımından tutun da, en büyük sanayicisine kadar olacak. Hükümeti, programı ne kadar desteklersek o kadar çabuk neticeye varabiliriz kanısındayım.