30 Kasım 2000,
Perşembe
 Ana Sayfa
 Haber İndeksi
 Türkiye
 Ekonomi
 Dünya
 Spor
 Yaşam
 Dizi
 Yazarlar
 Hürriyet İstanbul
 Hürriyet Ege
 Hürriyet Akdeniz
 Kelebek
 İnsan Kaynakları
 
 
 Piyasanet
 Teknonet
 Astronet
 Eğlence
 Şehir Rehberi
 Hava Durumu
 Televizyon
 Bulmaca
 Seri İlanlar
 
 Üniversite Rehberi
 
 Agora'da Bugün
 Türk Basın Özetleri
 
 E-mail

Numara mı dediniz?

Serhan YEDİG

Ünlü çellist Mişa Maiski iki konserde Bach'ın tüm çello süitlerini çalmak için İstanbul'a geldi. İlk konser bu akşam, ikincisi yarın akşam saat 19.30'da İş Sanat'ta.

Çellonun sesine aşık, Bach hayranı İstanbullu müzikseverler için yeni binyıl bereketli başladı. Bach Günleri kapsamında Aleksandr Rudin'in Aya İrini'de verdiği unutulmaz resitalden sadece sekiz hafta sonra, günümüzün en ünlü çellistlerinden Mişa Maiski yine Bach'ın tüm solo viyolonsel süitlerini çalmak üzere İstanbul'a geldi.

Maiski bu akşam 1, 4, 5 numaralı, yarın akşam ise 2, 3, 6 numaralı Bach süitlerini çalacak. Neden sırayla çalmıyor, sorusuna Maiski'nin cevabı garip: ‘‘1+4=5 ve 2x3=6 yapar! Tek konser olsaydı 2+3=5 formülünü kullanacaktım. Bu sayısal tesadüfler Bach'ı epey eğlendirmiş olmalı!''

Tahmin ettiğiniz gibi Maiski, nümerolojiye meraklı. Hayatındaki sayısal rastlantıları yorumlamak hobisi olmuş. Gramophone dergisinde yayımlanan bir röportajda, klasik müzik dünyasında ilgiyle karşılanan yeni albümü hakkında şunları söylüyor: ‘‘CD'yi kaydettiğim stüdyonun kapı numarası 172 idi. Bach bu süitleri muhtemelen 1720'de yazmış. Venedikli enstrüman yapımcısı Domenico Montagnana'nın 1720 yapımı çellosunu kullanıyorum.''

Elinde nadide çellosu, konser için dünyanın bir köşesinden diğerine koşan Maiski'yi röportaj için Portekiz'de ararken önceki akşam İtalya'da bulduk. İlk sorumuz 'nümerotik' oldu.

l 30.11 ve 1.12.2000'de 41'inci enlemle 29'uncu boylamın kesiştiği noktada çalacaksınız. Bu durumu açıklamak mümkün mü?

(Gülüyor) Kabala'yla uğraştığımı düşünmüyorsunuz herhalde, değil mi? Benimki sadece bir hobi, eğlence. Hayatın içinde her an sayısal bir rastlantı, belki rastlantıdan da öte anlamlar keşfetmek mümkün. Örneğin İstanbul'a varacağım 29 Kasım, tam 27 yıl önce bu müthiş çelloyu ilk kez gördüğüm, dinlediğim, dokunduğum gün. Bu rastlantı hayatımın dönüm noktalarından biri oldu. O gün bu gün hiç ayrılmadık.

Çellosuyla resmi nikáhlı

Nadide çellonuzu kullanmanız için veren ve kimliğini sizden bile saklayan esrarengiz hayırseveri keşfedebildiniz mi?

Aslında bu kadar esrarengiz bir durum yok. Gazetecilerin abartması. 94 yaşında, New Yorklu bir amatör çellistti bana veren. Birkaç yıl önce vefat etti. Felç geçirmiş, çalamıyordu. Satamayacak kadar çok seviyordu. Bir konserde tanışmıştık. Ölümünden kısa süre önce lütfedip çelloyu bana değerinin yüzde otuzuna sattı. O kadar bile param yoktu. Bir Amerikan vakfı aldı, bankadan kredi alıp ödedim. Böylece resmi nikáh kıydık.

Bu enstrümanla yolculuğa çıkmak kábus gibi bir şey olsa gerek. Ayrıca öyle sevgiyle söz ediyorsunuz ki çalgınızdan, eşiniz fena halde kıskanıyor olmalı. Evde problem çıkmıyor mu?

Uçakta iki first class bilet alıyorum. Gözümü bir dakika bile üzerinden ayırmıyorum. Flüt ya da klarinet çalsam hayat çok daha kolay olacaktı. Eşim de amatör bir çellist ve piyanist. Bu yüzden beni anlayışla karşılıyor. Bazen konserlere beraber gidiyoruz. İstanbul'a da gelecek...

Moskova Konservatuvarı'nda okudunuz, Rostropoviç, Shafran gibi tutkuyla çalan ve geçen yüzyıla damgasını vuran çellistlerin ekolünden geliyorsunuz. Fakat idolüm Pablo Casals'tır diyorsunuz. Neden?

Avrupalı birçok yorumcudan etkilendim. Sadece çellistlerden değil, piyanist, kemancı, soprano ve baritonlardan da. Pablo Casals'ın efsanevi 1936 tarihli Bach süitleri plağı benim için başyapıt. Bu yorum, yaklaşımı, hayat felsefesi beni çok etkiledi. Benim üslubum ise kozmopolit: Kendimi bir dünya vatandaşı olarak görüyorum. Rusya'da doğdum, Avrupa'da yaşıyorum, karım Amerikalı, oğullarımdan biri Paris'te diğeri Brüksel'de doğdu. İtalyan yapımı çello, Fransız arşe, Alman ve Avusturya yapımı tel kullanıyorum. Bugün İtalya, yarın İstanbul'dayım. Dünyanın tek uluslararası dilinde, müzikle konuşuyorum. Tıpkı bunlar gibi...

Önce iki litre su, sonra konser

Alkışlanan Schubert, Şostakoviç ve Elgar yorumlarından sonra dönüp yeniden Bach kaydettiniz. 280 yaşındaki çellonuz çağdaş repertuardan pek hoşlanmıyor galiba...

Bach çalıyorum ya, işte size en modern müzik. Altı çello süiti müziğin İncil'idir. Zamana, herhangi bir coğrafyaya bağlı olmadan yazılmıştır. Her çaldığınızda o an yazılmışçasına yeni tınlar. 20 Şubat 1959'da ilk kez kardeşim Valery bu süitlerin bir plağını ve notasını vermişti. O gün bu gündür evimdeki 35 plak ve CD'deki yorumu her dinleyişimde, eseri her çalışımda yeni bir şeyler keşfediyorum. Hocam Rostropoviç'in plağını ilk dinlediğimde, amma çılgın yorum, demiştim. Yıllar sonra anlamaya, yorumunu keşfetmeye başladım. Eser de böyle. 300 yıllık. Ama bugün nasıl yeni tınlıyorsa, 300 yıl sonra da aynı yenilikte olacak, emin olun.

İki CD ve sayısız konserden sonra, Bach'ın tüm solo süitlerini çalmak gökdelenden atlamak (skydiving) kadar tehlikeli mi?

Sanıyorum İstanbul'daki bu yılın 142'inci konseri olacak. Bunların bir kısmı süitlerdi. Önceki gün Portekiz'de çaldım. Riskten korkmam. Yine de tek başına sahneye çıkıp solo süit çalmak hayatta yaptığım en zor iş. Tek başınasın. Maksimum dikkat, konsantrasyon gerekiyor. Resitalden önce en az iki litre su içiyorum. Çünkü insan sahnede, beş set tenis oynamışçasına, mum gibi eriyor.

Konsere gelecek müzikseverlere mesajınız var mı?

Bach gibi evrensel bir besteciyi dinlerken açık fikirli olmak gerek. Dilerim çabam, spontane ve canlı üslup dinleyicileri mutlu eder.

İş Kuleleri, 4. Levent. Tel: (0212) 316 00 00

Konserin biletleri Biletix satış noktalarından (Beyoğlu ve Ortaköy Raksotek; Caddebostan, Galleria, Maslak, Merter ve Göztepe Soyak MMM Migros; Akmerkez-Taksim ve Suadiye Vakkorama) ve Biletix Çağrı Merkezinden (0216 454 15 55) temin edilebilir.

Rostropoviç'in öğrencisi

Maiski 1938 Riga doğumlu. 1965'te Rusya'nın en iyi genç çellisti, 1967'de Çaykovski Yarışması birincisi seçildi. Muhalif tavrı nedeniyle baskı görünce Batı'ya sığındı. Martha Algerich'le kaydettiği Beethoven Çello Sonatları'yla yıldızı parladı. Brahms sonatları, Dvorak, Elgar ve Şostakoviç konçertolarının ardından Schubert'in ‘‘Arpeggione''sini kaydederek ününü pekiştirdi. Bir süredir Belçika'da yaşıyor, sürekli dünyayı dolaşarak yılda ortalama 150 konser veriyor.