|
|
|
|
 |
Son güncelleme: 22:40 |
|
|
"F Tipi" protesto hiçbir yarar sağlamayacak
TBMM Genel Kurulu’nda cezaevleri ile ilgili genel görüşme önergesinin öngörüşmesinde konuşan Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, halen F tipi cezaevlerini protesto etmek için çeşitli cezaevlerinde açlık grevleri olduğunu belirterek, bu eylemlere 557 kişinin katıldığını ve bunların "süresiz ölüm orucuna dönüşmesi tehlikesi" bulunduğunu vurguladı. Türk, "Hiçbir yarar sağlamayacak olan bu açlık grevlerinin en kısa sürede sona erdirilmeli" dedi.
Türkiye’de 556 ceza infaz kurumu ve tutukevi bulunduğunu kaydederek, bu kurumlarda 31 bin 194 kadro bulunmasına karşılık 25 bin 122 personel çalıştığını, buna karşılık 73 bin 742 tutuklu ve hükümlü bulunduğunu bildirdi.
Türk, "Cezaevlerinin toplam kapasitesi 72 bin 575 kişidir. Ülkemizdeki ceza ve tutukevleri, kapasitelerinin çok üzerinde hükümlü ve tutuklu barındırıyor. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı, Cumhuriyet döneminin en yüksek rakamıdır" dedi.
Cezaevlerinde insan haklarına saygılı olarak, asayiş ve güvenliğin tam olarak sağlanmasında gayret gösterildiğini anlatan Türk, ancak ekonomik ve toplumsal değişimden geçen Türkiye’de yeni suç ve suçlu türleri ortaya çıktığını bildirdi. Cezaevlerinde her gün yapılan tahliyelere rağmen tutuklu ve hükümlü sayısının ayda ortalama 372 kişi arttığına işaret eden Türk, mevcut kapasite dolduğu için yüksek artışı karşılamak için yeni cezaevleri yapımının gerektiğini, bunun için ayda ortalama 5 trilyon liralık yatırımı zorunlu kıldığına işaret etti. Türk, buna imkan olmadığını vurguladı.
Mevcut hükümlü ve tutuklu sayısının 10 bin 650’sinin terör, 674’nün çıkar amaçlı, 62 bin 419’nun adli suçlardan dolayı cezaevlerinde buulunduğunu hatırlatan Türk, "Son zamanlarda çıkar amaçlı suç örgütleriyle bunların eylemlerinde dikkat çekici bir artış görülüyor. Bu suçlardan hükümlü sayısı, başka ülkelerle kıyaslanmayacak kadar yüksektir" dedi.
Az sayıda tutuklu ve hükümlüyü barındıran cezaevleri yapılmalı
Cezaevlerindeki sorunların fiziki altyapı, mali kaynak, mevzuat ve personel yetersizliğinden kaynaklandığını anlatan Türk, Türkiye’deki cezaevlerinin, diğer ülkelerdekinden farklı olarak çok sayıda kişiyi barındıran koğuş sistemine dayalı olduğunu vurguladı. Cezaevlerindeki sorunların büyük bölümünün kalabalık koğuş sisteminden kaynaklandığını belirten Türk, şöyle konuştu:
"30, 40 hatta 80-100 kişilik koğuşların, insan onuruyla bağdaşır olduğunu söylemek zor. Bu da bazı hükümlüler üzerinde egemenlik kurma imkanına neden oluyor. Bazı hükümlü ve tutukluların diğerlerini yanına alarak binalarda tahribata yol açarak görevleri etkisiz hale getirme, rehin alma, para toplama, kapıları kapattırmama, sayıma engel olma eylemleri yaptıkları görülmektedir. Terör ve çıkar amaçlı suç örgütlerinde bu tür eylemler, ayrı bir boyut kazanmaktadır. Bu örgütler cezaevlerini ideolojileri için bir alan olarak görmektedirler. Terör ve mafya suçlarının artmasıyla kalabalık koğuşlardan oluşan şimdiki cezaevlerinin sakıncaları ortaya çıkmakla birlikte, yüksek güvenlikli ve az sayıda tutuklu ve hükümlüyü barındıran cezaevlerinin yapımımında geç kalınmıştır. içinde DYP’nin de bulunduğu hükümetler, yeterli sayıda cezaevi açmamıştır."
Türk, Adalet Bakanlığı’nın bütçeden aldığı payın yüzde 3’ten yüzde 1’in altına düştüğüne işaret ederek bu durumun cezaevi yapım, onarım araç ve gereç donanımını olumsuz etkilediğini, gerekli ödeneğin olmaması nedeniyle tutukluların duruşma günlerinde mahkeme önüne çıkarılamadığını söyledi. Mahkumlara verilen yemek bedelinin düşük olması nedeniyle dışarıdan gıda alınmasına göz yumulduğunu, bu durumun da suç aletlerinin cezaevlerine sokulmasına yol açtığını kaydeden Türk, ayrıca personel yetersizliğinin de önemli bir sorun oluşturduğunu savundu.
Türk, "Tüm olumsuz koşullara rağmen, cezaevlerinin büyük bölümünde sükunet vardır. Ancak barındırdıkları tutuklu ve hükümlü itibarıyla özelliği olan bazı kalabalık cezaevlerinde zaman zaman cereyan eden olaylar, kamoyunu meşgül etmektedir. Ancak bu olaylar başka ülkelerde de oluyor" dedi.
Türk, çeşitli tarihlerde cezaevlerinden firarlar, bazı cezaevlerinde çıkan çatışmalarda ölümler yaşandığını ifade ederek, Temmuz 1996’de terör suçlarından tutuklu ve hükümlü barındıran cezaevlerinde yapılan açlık grevlerinde ise 12 kişinin hayatını yitirdiğini hatırlattı.
Açlık grevleri hiçbir yarar sağlamayacak
Halen F tipi cezaevlerini protesto etmek için çeşitli cezaevlerinde açlık grevleri olduğunu belirten Türk, bu eylemlere 557 kişinin katıldığını ve bunların "süresiz ölüm orucuna dönüşmesi tehlikesi" bulunduğunu vurguladı. Türk, "Hiçbir yarar sağlamayacak olan bu açlık grevlerinin en kısa sürede sona erdirilmeli" dedi.
Hiçkimsenin F tipi cezaevleri konusunda kaygıya kapılmasına gerek olmadığını dile getiren Türk, ceazevlerinin karşı karşıya kaldığı sorunların uzun yılların birikimi olduğunu, 57. Hükümetin bu sorunların çözümü için büyük gayretler içinde olduğunu söyledi. 11 F tipi cezaevi yapımının sürdüğünü, bunun yanı sıra diğer ceazevlerinin oda sistemine dönüştürülmesi yönündeki çalışmaların devam ettiğini, çıkarılacak af yasasından sonra bu çalışmaların yoğunlaşabileecğini anlatan Türk, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Cezaevlerimizin ciddi sorunları vardır. Ama başka ülkelerde de bu durum, başlıbaşına bir sorundur. Bugün sürdüğümüz gayretler geçmişte gösterilmiş olsaydı, en az 20 F tipi cezaevi yapılmış olurdu ve bugünkü sorunlar yaşanmazdı. Sorunların çözümü için 57. hükümet olarak gerekli önlemleri almakta kararlıyız. Bunun için, gerekli kanun tasarılarının bir an önce Meclis’ten çıkarılması, bütçedeki payın yükseltilmesi, kadro sorununu çözülmesi, ceza ve tutukevi personelinin eğitimi, mali ve sosyal haklarının iyileştirilmesi, cezaevi yönetim ve güvenliğinin sağlanmasında çift başlılığın giderilmesi, adli kolluk güçlerinin oluşturulması, F, E ve oda tip cezaevi yapımını gerçekleştirmek ve af yasasının bir an önce çıkarılması gerekiyor."
| |