Muharrem SARIKAYA
Benim tabanım da 65 milyon
KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu ile Ankara arasındaki gerilimin aslında uzun süre önce başladığı ortaya çıkıyor.
Yaklaşık 8 ay kadar önce KKTC'den Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Şükrü Sina Gürel ile KKTC Başbakanı Eroğlu arasında bugüne kadar dışarı sızmayan ilginç bir konuşma geçiyor.
Lefkoşa'daki sağlam kaynaklar tarafından aktarıldığına göre, Gürel, Ada'ya gidip, ekonomideki uygulamaları ve cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda Eroğlu'nu uyarıyor.
KKTC hükümetinin ekonomideki uygulamalarını eleştiren Gürel ile Eroğlu arasında şu ilginç diyalog gerçekleşiyor:
Gürel: ‘‘Hepimizin bir işi var. Türkiye tarafından ekonomik olarak destekleniyorsunuz. Hükümetinizin ekonomideki uygulamaları sıkıntı yaratacak. Adaylıktan vazgeçmenizin yararlı olacağına inanıyorum.’’
Eroğlu: ‘‘Sayın bakan, benim burada tabanım var. İstediğimi yaparım. Sizin Türkiye'de ne tabanınız var?’’
Gürel: ‘‘Sayın başbakan, söylediklerinize dikkat edin. Benim Türkiye'de 65 milyon tabanım var.’’
Konuşma bu noktada son buluyor. Eroğlu hükümeti ile Ankara'nın arasındaki ipler de bu konuşma ile kopuyor.
Aslında Ankara, KKTC'de geçen hafta had safhaya ulaşan sıkıntıyı çok önce görüyor.
Milli Güvenlik Kurulu'nun İstanbul'da yapılan toplantısının gündemine de bu konu geliyor. Başbakan Bülent Ecevit'in de önceki gün ima ettiği gibi, Derviş Eroğlu hükümetinden rahatsızlık kayda geçiriliyor.
Özellikle, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cenevre'de üçüncü tur, ikinci ayak görüşmelerini sürdürürken, KKTC'de bu tip sorunların yaşanıyor olması Ankara'yı rahatsız ediyor.
Eroğlu'nun Ankara'ya gelip hem bir yumuşama sağlama, hem de yeni ekonomik paketi Başbakan Bülent Ecevit ile karşılıklı oturup görüşme girişimine ise kapılar tamamen kapatılıyor.
Ankara daha fazla sorunların yaşanmasına gerek kalmadan Eroğlu'nun hükümetten istifasını bekliyor.
Eroğlu hükümetinin yerine kurulması arzulanan ise ‘‘teknokratlar’’ hükümeti.
Her ne kadar ANAP Lideri, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, bunu ‘‘12 Mart modeli’’ olarak niteleyip karşı çıkan bir tavır sergilese de, şu an için Başbakan Bülent Ecevit de dahil MGK'nın asker ve sivil diğer üyelerinin bunun ötesinde bir formül düşünmediklerini söylemek olası.
Ankara, KKTC'deki teknokratlar hükümetinin de ağırlıklı olarak UBP'den çıkmasını arzuluyor.
UBP'de, sorumluluk sahibi olanların, parçalanmadan, gerekirse diğer partilerden de alacakları teknokrat nitelikli insanlarla bir hükümet oluşturup, gerekli önlemleri bir an önce almasını arzuluyor.
Parti ve siyasi kaygılardan uzak bir hükümetin, hiç değilse yıllardır süren ekonomik sorunları giderene kadar görevde kalması planlanıyor.
Kurulacak hükümetten öncelikli beklenti, KKTC'de olayların çıkmasına neden olan bankalarla ilgili sorunu çözmesi. Bu da çözülmez görünmüyor.
KKTC'nin, vergiler de dahil aylık geliri 17.8 trilyon lira.
Bankaların batması dolayısıyla ödenmesi gereken ise 3.5 trilyon lira.
Ancak KKTC'nin aylık masrafı, Eroğlu'nun cumhurbaşkanlığı yarışı döneminde 20.5 trilyon liraya çıktı.
Özellikle son yıllarda, gelir getirici yatırım da görülmüyor.
Bu açığın büyük bölümü Türkiye tarafından karşılanıyor.
Kurulacak hükümetten, başta maaşlar olmak üzere, elektrik faturaları ve vergilerdeki düzenlemeyi bir an önce gerçekleştirmesi isteniyor.
Ankara'nın bir diğer tavsiyesi de KKTC'de yönetimin yeniden yapılanması.
Yani, tam başkanlık sistemine geçiş.
Bunun kısa sürede gerçekleşmesi için gereken çabayı göstermeye kararlı.
Irak'tan daha ağır ambargoyla karşı karşıya olan KKTC'deki sıkıntıların bir daha yaşanmaması için, Ankara bu kez Ada'daki soruna neşter vurulması konusunda kararlı görünüyor.