Emin ÇÖLAŞAN
JET-PA isimli kuruluş battı gitti. Jet Fadıl'ın yurtdışına kaçtığını gazeteler yazdı. Şimdi devlete taktığı trilyonlarca vergi borcu var. 17 bin ortağına para ödeyemiyor. Otomobil fabrikası kurma gerekçesiyle topladığı paraları futbolculara, futbol takımlarına yatırdı. Fabrika ortada olmadığı gibi, arazisi bile yok. Bir adet çivi de çakılmış değil.
Bu kuruluşun sahibi görünen Jet Fadıl, son çare olarak ortaklarına mektup yazmış, din sömürüsü yöntemiyle zaman kazanmak istiyor. Bu mektubun bir bölümü şöyle:
‘‘Bismillahirrahmanirrahim. Esselamünaleyküm Verahmetullahi Veberekatühü.
Çok değerli ortağım, sevgili dava arkadaşım...’’
Mektup böyle başlıyor ve devam ediyor:
‘‘Peygamber efendimiz (S.A.V.) buyurmuşlar:
‘Ahir zamanda dinin ve dünyanın dayanağı dirhemdir.'
İşte bundan dolayı bizler at sırtında, elinde kılıcıyla savaşmıyor, şirketimizle ekonomi arenasında savaşıyoruz.
Yani kısacası, Peygamber efendimizin (S.A.V.) emirleri gereği, içerisinde bulunduğumuz ahir zamanda ekonomik bir cihad veriyoruz.’’
Mide bulandıran din sömürüsü ve din tüccarlığı bununla da bitmiyor. Jet Fadıl yazmaya devam ediyor:
‘‘Hadisi kutside Allahü Teala buyurmuşlar:
‘İki sadık ortağın yanında üçüncüsü, üç sadık ortağın yanında dördüncüsü benim.'
Allah bizimledir.
Ve o bizim ortağımız olduğuna göre, hiçbir güç bizi yıkamaz.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Allahü Teala'nın bize büyük başarılar ihsan edeceğine inanıyoruz.
Sizleri Allah'a emanet ediyorum. Dualarınızı bekliyorum.’’
***
Vay anasını sayın seyirciler! Adam, çoğu yurtdışında yaşayan 17 bin kişiden paraları toplamış, bir tek çivi çakmamış, göz boyamak amacıyla teneke bir otomobili canlı yayınlarda ekranlara getirmiş, topladığı paralarla faizcilik ve tefecilik yapmış, milyonlarca doları futbolculara ve futbol kulüplerine hortumlamış, devlete trilyonlarca lira vergi borcu takmış ve şimdi de Allah'ın Jet-Pa'ya ortak olduğunu iddia ediyor!
Şirketinin merkezi Türkiye'de değil, en büyük parayı topladığı Almanya'da değil, Avrupa'da vergi kaçakçılarının ve dolandırıcıların cenneti olarak bilinen, bütün parasal dümenlerin döndüğü, kara para aklama işlemlerinin yapıldığı Lihtenştayn Prensliği'nde!
Saf vatandaşlardan ortalama 5 yıl vade ve Alman Markı'na yıllık yüzde 30 gibi inanılmaz faiz vaatleriyle topladığı paralar ise ortada yok.
Parasını geri isteyen binlerce ortağa bir kuruş ödeme yapamıyor.
Avrupa'da dolaşıp duruyor ve yeni saflar bulmak için çaba harcıyor.
Ama artık bir kuruş toplayamıyor.
***
Dinci gazetelerde okudum. MÜSİAD (Müslüman İşadamları Derneği) bir toplantı yapmış ve buraya 20 İslamcı holding katılmış.
Konu: Din sömürüsü yaparak para toplayan holdingler.
Kendileri yapmıyormuş gibi!
Yukarıda örneklerden birini, Jet-Pa'yı gördünüz.
MÜSİAD bunu niçin şimdi yapıyor? Geçmişte aklı neredeydi?
Bu düzmece holdingler yıllardan beri halkımızı kandırdılar, dolandırdılar. Özellikle Avrupa'yı kendilerine üs olarak seçmişlerdi... Çünkü bu dolandırıcılığı Türkiye'de yapmaları mümkün değildi.
Pek çoğu İstanbul, Konya, Yozgat gibi illerimizde kuruldu.
Yıllar boyu halkımızı ‘‘Allah, Peygamber’’ diye diye söğüşlediler.
Fakat iş öyle bir aşamaya geldi ki, gerek dinci medya ve gerekse MÜSİAD gibi kuruluşlar, dolandırılan vatandaşların neredeyse ‘‘isyan edeceğini’’ gördüler... Ve şimdi halka çağrıda bulunmaya başladılar:
‘‘Aman haaa, paranızı bu sahtekárlara kaptırmayın.’’
Oysa uzun yıllar, bizim bütün uyarılarımıza ve feryatlarımıza karşın, olanları görmezden gelmişlerdi.
Ne de olsa paraları cukkalayanlar, onların yandaşlarıydı!
Şimdi ne olacak? Jet-Pa ve diğer İslamcı holdinglerden bazıları batınca ‘‘Biz sizi uyarmıştık’’ diyecekler ve vatandaşı bir kez daha kandırmış olacaklar.
Hadise bu kadar basit.
***
Jet-Fadıl'ın yukarıda değindiğim mektubu, ‘‘Müslümanlık ticareti’’ yapanların Allah adına gerçekleştirdiği soygun ve vurgunların tipik bir örneği.
Ama asla unutmayalım, Jet Fadıl ve Jet-Pa bu konuda tek örnek değil...
Ve ayrıca, kabahat sadece onlarda değil.
Yüksek faiz hırsıyla onlara para kaptıran saf ‘‘Müslümanların’’, onların toprağını gübreleyen İslamcı medyanın, o düzmece holdinglerin reklamlarını yayınlayan gazete ve televizyonların ve dahası, ekranlarını 29 Ekim 1999 Cumhuriyet bayramı gecesi Jet Fadıl'a canlı yayında 400 bin dolar peşin paraya saatlerce kiralayan televizyon kanallarının hiç mi günahı yok?
İslam'ın hiçbir döneminde Allah'ın adı böyle ayaklar altına alınıp çiğnenmemişti.
İslam'ın hiçbir döneminde ‘‘Allah bizim şirketin ortağıdır’’ diyenlere rastlanmamıştı.
Bakalım yaşadıkça daha nelere tanık olacağız.