Doğan HIZLAN
ANTALYA
HAZİRAN ayı karikatür dünyası için önemli bir aydır. Çünkü o ay dünyanın bir numaralı karikatür yarışması Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması'nın sonuçları belli olur.
Artık bir yıl boyunca dünya karikatürünün bayrağını kimin taşıyacağı belirlenmiştir.
Kazanan bir ustaysa biyografisine bir altın değerlendirme yazısı eklenmiştir. Yükselen bir ad ise bu ödül zirve yolunda ona hız kazandıracaktır.
Müzik, belki de sanatın her türü için geçerli olan 'yorum özgürlüğü' karikatürde alıp başını gider.
Üstelik o abes kavramı birden bizi çarpar. Gözümüzün önündeki olağanlık çizgiyle olağünüstüye varır.
***
KARİKATÜRCÜLERE imreniyorum. Ürünlerinin çeviriye ihtiyacı yok. Her çizgiyi bütün enlem ve boylamlarda yaşayan herkes anlar.
Sanatın mesajı, begenisi paylaşıldıkça artan bir yan taşıyor.
Mordillo, İhsan Yılmaz'ın röportajında üç uğraşın evrensel dil olduğunu vurguluyordu: Müzik, karikatür ve spor.
Gerçekten de bir notanın, melodinin çevirisine ne gerek var.
Karikatürcü bunu çizmiş diye açıklamada bulunuyor muyuz?
İşte bu yüzücü ya da adam gol attı denir mi?
Mordillo da dört yazılı karikatürden sonra yazısız çizmeye başlamış.
Aslında ben bir yandan da karikatür jürilerinin çalışmasını kıskanıyorum.
Edebiyat jürileri gibi günlerce evlerine kapanıp kitapları, dosyaları okumuyorlar.
Hep birlikte güle oynaya eseri seçip ödülendiriyorlar.
***
HÜRRİYET'İN dünkü sayısında Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması'nda birinci, ikinci, üçüncü seçilen karikatürlerini gördünüz.
Garif Basyrov'un karikatürü bana eski bir sözü anımsattı: 'Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler'.
İçimizdekinin farkına varmadan dışarda sonsuz bir aramayı ömür boyu sürdürürüz.
İçi balık dolu adam denize olta atmış bir başka balığın oltaya takılmasını bekliyor. Belki içindeki balıkları unutmuş ya da onlara alışmış. Kedi bir Nazım Hikmet imajı gibi çizgideki yerini bulmuş.
Ceric Zeljko'nun karikatürü olağan ve trajik. Çıkarma sırasında bile görevini ihmal etmeyen bir mutfak görevlisi silah yerine ekmek tutuyor. Fotoğrafla karikatürün belgesel ve yaratıcı kimliklerinin nasıl yol ayrımında olduğunu düşündüm.
O ekmek taşıyan adam sıradan bir fotoğraf karesini ya da illüstrasyonu karikatüre dönüştüren unsur olarak karşıma çıkıyor. Kara mizahın biraz daha gri tonlusu.
Oton Anton Reisinger'in karikatürü ise benim belleğimdeki bütün yemek tablolarını ve karikatürlerini çağrıştırıyor.
Protokol yemeklerinin ardındaki gülünç ciddiyeti çizmiş.
Nedense birdenbire kendinden bir ironinin varlığını sezdirdiği Cihat Burak resimlerini anıverdim. Bu resmi zevat birden onun resimlerindeki saz heyetine dönüşüverdi.
***
GÖRSEL her yaratıya derin bakmak gerekiyor. Ancak o zaman güzelliklerini, hayatınızla kesiştiği noktaları farkedersiniz.