30 Haziran 2000, Cuma
 Ana Sayfa
 Haber İndeksi
 Türkiye
 Ekonomi
 Dünya
 Spor
 Yaşam
 Dizi
 Yazarlar
 Hürriyet İstanbul
 Hürriyet Ege
 Hürriyet Akdeniz
 Kelebek
 
 Piyasanet
 Teknonet
 Astronet
 Hava Durumu
 Televizyon
 Seri İlanlar
 
 Türk Basın Özetleri
 Dış Basın Özetleri
 
 İnternet Media Kit
 E-mail

Bekir Coşkun: Gökyüzünü de çaldılar...





Bekir COŞKUN

YILLAR var ki emeğimiz, vergilerimiz, yarınlarımız, çocuklarımızın geleceği çalındı...

Çevremizi, doğamızı, ormanlarımızı, ırmaklarımızı, denizimizi, toprağımızı, suyumuzu kaybettik...

Gökyüzü?..

‘‘Gökyüzünü nasıl götürsünler?..’’ diyeceksiniz...

Götürdüler...

*

Sevdiğim yazar Perihan Mağden ve muhabir arkadaşları, kaç gündür Radikal'de havanın nasıl götürüldüğünün öyküsünü yazıp-çiziyorlar...

Cep telefonlarının baz istasyonları, yaydıkları elektromanyetik dalgalarla, radyasyon kirlenmesiyle insanları hasta eder...

Kalp, kanser, ruhsal bozukluklar, felç...

Bu yüzden de tüm uygar dünya, bu istasyonların kent dışında, yerleşim birimlerinden uzak-ıssız bir yerlere konulmasını yasalarla zorunlu hale getirdi...

En az yerden 30 metre de yüksekliğe...

Ancak ülkemizin en çok para kazanan sektörü cepçiler, bu istasyonları kentlerin her yerine, en ucuz ve kolay nereyi buluyorlarsa oraya takıyorlar...

Kapıcıya birkaç kuruş vererek apartmanların çatısına, gecekonduların tepesine yerleştiriyorlar...

Böylece kentlerde binlerce baz istasyonu kuruldu...

Çevredeki insanlara ölüm saçarak, ama holdinglere oluk gibi ucuzundan para kazandırarak...

*

Sermaye; para kazanmak uğruna yer, gök, hava, su, doğa, sağlık, çocuk, insan dinlemiyor...

Denetleyecek, durduracak kimse yok...

Yazgıya bakın; Meclis Çevre ve Sağlık Komisyonları'nın çatısına da bunlardan takmışlar, üyelerde başağrısı ve sık hastalanma görülünce bir genel önlem yerine, anteni kaldırıp personelin çalıştığı binaya taktılar...

Onlar hastalansın...

Medya derseniz, birkaç ‘‘vatan haini’’ dışında sessiz... Çünkü cep telefonu şirketleri, reklamlarla medyaya trilyonlar veriyorlar...

Onlar da seslerini çıkartmıyorlar...

*

Bu sadece bir örnek sayılır...

Bardağınızdaki şişe suyuna, sofranızdaki tuza, gözlerinizi kapattığınızda hayallerinizi süsleyen denizlere-ovalara-ormanlara ve başınızı kaldırın gökyüzüne bakın...

Ellerinden kurtulan yok?..