Bekir COŞKUN
YILLAR var ki emeğimiz, vergilerimiz, yarınlarımız, çocuklarımızın geleceği çalındı...
Çevremizi, doğamızı, ormanlarımızı, ırmaklarımızı, denizimizi, toprağımızı, suyumuzu kaybettik...
Gökyüzü?..
‘‘Gökyüzünü nasıl götürsünler?..’’ diyeceksiniz...
Götürdüler...
*
Sevdiğim yazar Perihan Mağden ve muhabir arkadaşları, kaç gündür Radikal'de havanın nasıl götürüldüğünün öyküsünü yazıp-çiziyorlar...
Cep telefonlarının baz istasyonları, yaydıkları elektromanyetik dalgalarla, radyasyon kirlenmesiyle insanları hasta eder...
Kalp, kanser, ruhsal bozukluklar, felç...
Bu yüzden de tüm uygar dünya, bu istasyonların kent dışında, yerleşim birimlerinden uzak-ıssız bir yerlere konulmasını yasalarla zorunlu hale getirdi...
En az yerden 30 metre de yüksekliğe...
Ancak ülkemizin en çok para kazanan sektörü cepçiler, bu istasyonları kentlerin her yerine, en ucuz ve kolay nereyi buluyorlarsa oraya takıyorlar...
Kapıcıya birkaç kuruş vererek apartmanların çatısına, gecekonduların tepesine yerleştiriyorlar...
Böylece kentlerde binlerce baz istasyonu kuruldu...
Çevredeki insanlara ölüm saçarak, ama holdinglere oluk gibi ucuzundan para kazandırarak...
*
Sermaye; para kazanmak uğruna yer, gök, hava, su, doğa, sağlık, çocuk, insan dinlemiyor...
Denetleyecek, durduracak kimse yok...
Yazgıya bakın; Meclis Çevre ve Sağlık Komisyonları'nın çatısına da bunlardan takmışlar, üyelerde başağrısı ve sık hastalanma görülünce bir genel önlem yerine, anteni kaldırıp personelin çalıştığı binaya taktılar...
Onlar hastalansın...
Medya derseniz, birkaç ‘‘vatan haini’’ dışında sessiz... Çünkü cep telefonu şirketleri, reklamlarla medyaya trilyonlar veriyorlar...
Onlar da seslerini çıkartmıyorlar...
*
Bu sadece bir örnek sayılır...
Bardağınızdaki şişe suyuna, sofranızdaki tuza, gözlerinizi kapattığınızda hayallerinizi süsleyen denizlere-ovalara-ormanlara ve başınızı kaldırın gökyüzüne bakın...
Ellerinden kurtulan yok?..